• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Haziran 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Gelenek ile modern arasında bir öykü

3 Haziran 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Güncel, Manşet, Özel

Fuad Temo’nun ‘Çîrok’u, Kürtçe ilk modern öykü olarak tartışılsa da, sözlü ve yazılı edebi geleneklerin iç içe geçtiği yapısı nedeniyle modern öyküye geçiş sürecini yansıtan bir metin olarak tanımlanabilir

Rêdûr Dîjle

Fuad Temo’nun 1913 yılında Rojî Kurd dergisinde yayımlanan “Çîrok” başlıklı öyküsü, Kürtçe ilk modern öykü olarak tartışılsa da anlatım özellikleri bakımından geleneksel öyküleme ile modern kısa öykü arasında konumlanan bir geçiş metni olarak değerlendirilebilir. Metin, bir kopuş örneği olarak değil, geçiş ve temas alanı olarak ele alınabilir. Bu konumlanma, metnin ne bütünüyle geleneksel edebî kalıplar içinde kaldığını ne de yerleşik modern öykü biçimine tam olarak yerleştiğini gösterir. Bunun yerine iki farklı hikâye etme anlayışının kesişiminde, ara bir alanda şekillendiğini ortaya koyar. Bu açıdan derginin ikinci sayısında “devamı vardır” notuyla yayımlanan, ancak devamına sonraki sayılarda rastlanmayan bu metin, sabit bir öykü düzeninden çok, geçişken ve melez bir kurgu sergileyen sınırda bir örnek olarak kabul edilebilir.

Öykü, yoksul bir çoban çocuğu olan Şewêş’in gündelik yaşamını temel alır. Annesiz büyüyen ve babasıyla birlikte kırsal, zorlu yaşam koşulları içinde var olmaya çalışan Şewêş’in hayatı, büyük olaylardan çok, tekrar eden gündelik ritimler ve duygusal bir bekleyiş etrafında şekillenir. Her akşam babasını köy yolunda beklemesi, aralarındaki bağın en belirgin ifadesidir. Babasının bir gün gecikmesiyle bu düzen sarsılır. Karanlık, belirsizlik ve korku içinde uzayan bekleyiş giderek gerilimli bir atmosfere dönüşür. Baba döndükten sonraki kısa kavuşmanın ardından ertesi gün hastalanması ise anlatıyı yeni bir kırılma noktasına taşır ve köy içi dayanışma üzerinden gelişen bir müdahale süreci devreye girer.

Geçiş özellikleri Bu durum, Kürtçe öykü geleneği içinde modern kısa öyküye yönelik bazı yönelimleri görünür kılar. Olay örgüsünün geniş epik yapılardan uzaklaşıp dar bir olay alanı üzerinden yoğunluk üretmeye yönelmesi, modern öykünün “küçük olaylar üzerinden güçlü etki yaratma” eğilimiyle örtüşür. Şewêş’in babasını beklemesi gibi tekrar eden küçük bir eylem üzerinden duygusal yoğunluk kurulması, bu eğilimi somut biçimde ortaya koyar. Gelenek ile modern arasında bir öykü Fuad Temo’nun ‘Çîrok’u, Kürtçe ilk modern öykü olarak tartışılsa da, sözlü ve yazılı edebi geleneklerin iç içe geçtiği yapısı nedeniyle modern öyküye geçiş sürecini yansıtan bir metin olarak tanımlanabilir destekler niteliktedir. Üçüncü tekil şahısla kurulan heterodiegetik anlatıcı, yani olay örgüsünün dışında kalan ve hikâyeyi dışarıdan gözlemleyerek aktaran anlatıcı, yer yer Şewêş’in iç dünyasına yaklaşarak sınırlı bir iç odaklanma üretir. “Dilê wî lez dike” (kalbi hızlı atar) ya da “dil tarî bû” (içi karardı) gibi ifadeler, bu iç dünyaya temasın örnekleri olarak görülebilir. Bu yüzeysel iç odaklanma, metinde duyguların ayrıntılı bir çözümlemeye dönüşmediğini gösterir. Dolayısıyla 1913 gibi erken bir tarihsel bağlamda yazılmış bu metin, modern öykü tekniklerini yerleşik bir sistem olarak kullanmak yerine, bu tekniklerle temas eden bir Bununla birlikte metin yalnızca modern bir yönelim göstermez. Geleneksel hikâye etme biçimi ile yazılı edebiyat geleneğinin izlerini birlikte taşır. Diyalogların yoğunluğu, konuşma diline yakın anlatım ve olayların doğrudan aktarımı bu niteliği desteklerken, çizgisel zaman kurgusu ve karakter merkezli ilerleyiş modern öyküye yaklaşan unsurlar olarak öne çıkar. Mekân kullanımı da bu sade kurguyu destekler niteliktedir. Modern öykü türü açısından bakıldığında metin, bu türün temel bazı özelliklerine yönelmekle birlikte bunları henüz gelişkin bir düzeyde sunmaz. İç dünyaya yönelik sınırlı bir temas bulunmakla birlikte derinleştirilmiş psikolojik çözümleme, bilinç akışı ya da iç monolog gibi teknikler sistemli biçimde kullanılmaz. Metnin kurgusu büyük ölçüde çizgisel ilerler ve olay örgüsü yoğun sapmalar ya da çok yönlü bir kurgu sergilemez. Bu özellikler, metnin modern öykü geleneğine tam anlamıyla yerleşmiş bir bütünlükten çok, bu türe yönelen ve henüz biçimsel açıdan olgunlaşma sürecindeki bir metin niteliği taşıdığını gösterir.

Anlatıcı ve içsellik

Kurgusal düzen de bu geçişkenliği destekler niteliktedir. Üçüncü tekil şahısla kurulan heterodiegetik anlatıcı, yani olay örgüsünün dışında kalan ve hikâyeyi dışarıdan gözlemleyerek aktaran anlatıcı, yer yer Şewêş’in iç dünyasına yaklaşarak sınırlı bir iç odaklanma üretir. “Dilê wî lez dike” (kalbi hızlı atar) ya da “dil tarî bû” (içi karardı) gibi ifadeler, bu iç dünyaya temasın örnekleri olarak görülebilir. Bu yüzeysel iç odaklanma, metinde duyguların ayrıntılı bir çözümlemeye dönüşmediğini gösterir. Dolayısıyla 1913 gibi erken bir tarihsel bağlamda yazılmış bu metin, modern öykü tekniklerini yerleşik bir sistem olarak kullanmak yerine, bu tekniklerle temas eden bir

yönelim sergiler. Bu durum, öyküleme biçiminin oluşum sürecine eşlik eden tarihsel koşullar içinde doğal bir aşama olarak değerlendirilebilir. Gerçekçilik ve anlatı düzeyi Metnin gerçekçilik eğilimi de bu geçiş niteliğini destekleyen bir başka unsurdur. Köy yaşamı, yoksulluk ve gündelik ilişkiler, Şewêş’in annesiz büyümesi, babasıyla birlikte kırsal koşullar içinde sürdürdüğü yaşamı ve tekrar eden bekleyiş pratiği üzerinden idealize edilmeden sade bir biçimde sunulur. Özellikle babanın gecikmesiyle ortaya çıkan kaygı ve çocuğun yaşadığı korku, günlük hayatın olağan akışı içinde verilir. Bu olağan hayat akışının ve olayların doğrudan aktarımına dayalı kurgusal aktarımın bir sonucu olarak mekân da derinleştirilmiş bir betimleme alanı haline gelmez. Metinde yer almakla birlikte ayrıntılı betimlemelerle geliştirilmez ve köy ortamı daha çok olayların geçtiği işlevsel bir zemin olarak kalır. Ayrıca metin, gerçekçi bir görünüm sunmasına rağmen olayların arkasındaki toplumsal nedenleri tartışmaya açmaz. Metin, daha çok gözleme dayalı bir düzeyde ilerler ve açıklayıcı bir derinlik üretmez. Bu yönüyle modern öyküye yaklaşsa da onu tamamlayan analitik boyutu geliştirmekte sınırlı kalır.

Geçiş niteliğinde bir anlatı

Bu çerçevede “Çîrok”, Kürt edebiyatında modern kısa öykünün oluşum sürecine ışık tutan bir metin olarak ele alınabilir. Onu önemli kılan, yalnızca bir başlangıç örneği olması değil, aynı zamanda hikâye etme biçimlerinin dönüşümünü ve bu dönüşümün henüz tamamlanmamış yönlerini görünür kılmasıdır. Bu yönüyle metin, geleneksel hikâye etme geleneğine dayalı kurgudan modern öyküye doğru ortaya çıkan ilk ayrışma eğilimlerinden birini göstermesi bakımından da dikkat çekicidir. Bu yönüyle “Çîrok”, yalnızca bir başlangıç örneği değil, aynı zamanda geleneksel hikâyeleme biçimi ile modern kısa öykü arasında uzanan melez bir kurgusal bütünlük olarak tanımlanabilir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Türkşeker’de 600 milyonluk skandal

Sonraki Haber

‘Düşenin dostu olmaz’ sözü Kürt halkına yabancıdır

Sonraki Haber

‘Düşenin dostu olmaz’ sözü Kürt halkına yabancıdır

SON HABERLER

Politik İslamcı son hamle…

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Barış ve demokrasi diyalektiği

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Barışın güvencesi Kürt Birliği

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Monroe Doktrini 2.0: Venezuela’nın petrolü, Bolivya’nın lityumu

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

‘Düşenin dostu olmaz’ sözü Kürt halkına yabancıdır

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Gelenek ile modern arasında bir öykü

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Türkşeker’de 600 milyonluk skandal

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır