• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Temmuz 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Süleyman’ı vurdular: Elinde oyuncak varken…

20 Temmuz 2026 Pazartesi - 00:00
Kategori: Güncel, Manşet

Süleyman Aksu, 25 yaşında Geverli İngilizce öğretmeni. ‘Biz gitmezsek kimse gitmez’ diyerek yola çıkan ’33 düş yolcusundan’ biri. O gün listeye adı yanlış değilsem 23’üncü olarak eklendi… Mezarı en az 7 kez saldırıya uğradı

Reyhan Hacıoğlu

Hastane önünde bir doktorun Alevi bir hastaya yaptığı ayrımcı saldırının açıklaması oluyor. Açıklama bitince basın metni için açıklama yapan gruba yöneliyorum. Yüzler düşüyor birden herkes telefonuna bakıyor, bir annenin gözlerindeki korku ve gözlerindeki yaşla baktığı şeyin çok da iyi olmadığını anlıyorum. Özgür Basın çalışanları için bazen bir gözlem bir hafızadır canlanan… Üstelemiyor cevap vermelerini bekliyorum, sonra arkamda duran biri; “Öldürmüşler, hepsini öldürmüşler, alçaklar…” deyince az çok tahmin ediyorum birazdan olacakları. Anne de, “Çocuklar için gittiler, çocuklara oyuncak götürmek için ne istediniz onlardan” sözleriyle isyan edince, katledilenlerin bir hafta önce gidiş haberlerini ve bir gün önce ise yolculuk haberlerini yaptığım “Düş yolcuları” olduklarını öğreniyorum.

Çığlıklar çoğaldı

O ara arayan bürodaki arkadaş, katledilen gençlerin daha önce çalışma yürüttüğü yerin olduğum yere yakın olduğunu ve oraya geçip detayları almamı istedi. Büroya gittiğimde aileler de peyder pey geliyordu, zamanla içerde çığlıklar yükseldi. Başka bir odada bir ekip, basın için sağlıklı bilgi vermeye çalışıyor. Bir şey demeden masanın yanına oturup not defterimi çıkarıyorum. Elinde telefon olan arkadaş, her isimleri tekrar ettiğinde yüzünde duygu öfke, küfre ve acıya dönüşüyordu. “Polen de mi? Uğur, Vatan… Ezgi”. Ezgi, kısa süre önce haberini yaptığım arkadaştı ve çok gülüyor diye fotoğrafını çekmekte zorlandığım güler yüzlü kadın. Orada ne kadar kaldım bilmiyorum.

Bir katliam tarihi

Bugün, Kobanê ile dayanışmak ve çocuklara oyuncak götürmek için yola çıkan 33 devrimci sosyalist gencin DAİŞ’in canlı bomba saldırısında (20 Temmuz 2015 Pirsûs ) katledilmesinin yıldönümü. Kürdistan’da savaşın, Türkiye’de kaosun, baskının hız kazanmaya başladığı tarih. Süleyman Aksu, 25 yaşında Geverli (Yüksekova) İngilizce öğretmeni. Hayat dolu, öğrencilerine karşı sevgiyle iletişim kuran ve “Biz gitmezsek kimse gitmez” diyerek yola çıkan “33 düş yolcusundan” biri. O gün listeye adı yanlış değilsem 23’üncü olarak eklendi…

Barış isteyen bir anne

27 Haziran’da Wan’da yapılan “Özgürlük Mitingi”nde gördüm onu. Başında beyaz tülbenti, barış için saf tutan annelerin içindeydi. Birkaç fotoğrafını çektim. Aslında amacım çocukları katledilen, evi yakılan ve çocuklarının hatıraları bile bırakılmayan üstelik katledilen oğlunun mezarı 7 defa saldırıya uğramış bir kadının barış talebi üzerinden yazı yazmaktı. Ama zaman bulup yazamadım. Sonrasında yolum Gever’e düşünce, her gün en az 5 kilometre gidip geldiği mezarlıkta olduğunu öğrenip sohbet etmek istedim. Süleyman’ın mezarı en az 7 kez saldırıya uğradı. Failler “bulunamadı” tabi ama aile mezarı korumaktan vazgeçmedi. Etrafı güllerle dolu, anne hepsi ile tek tek ilgileniyor, suluyor, konuşuyor.

Süleyman ile yaptığı sohbetin bitmesini bekliyoruz. İzin alıp yanına geçiyoruz. Sohbet etmek istediğimizi anlatınca kırmıyor hiç. Biz soruyoruz o anlatıyor oğlunu, kızını, evini, anılarını…

‘Çok merhametliydi’

Kudret Aksu, yoldaş olduğu oğlunu “Heval” diyerek anlatıyor: “Süleyman hevalin çocukluğu çok güzeldi. Herkesi çok severdi, herkes de onu. Adana’da okulu bitirip öğretmen oldu. 3 yıldır öğretmenlik yapıyordu. Çok merhametli, çok yardım severdi Süleyman.” Kobanê’ye de bunun için gittiğini söylüyor. “Kobanê’ye gideceğim dedi ‘Neden gideceksin?’ dedim. ‘Yardıma gideceğim anne Kobanê’deki çocukların AKP-İŞID hepsinin annesini babasını öldürmüş, sahipsiz kalmış çocuklar. Ben de onlara defter, kalem götürüp eğitim verip, onlara sahip çıkacağım’ dedi. Ben gitmeni istemiyorum bir anne olarak dedim. Süleyman da ‘Anne sen beni öldürseydin bu kelimeyi kullanmasaydın. Sahipsizler ben onlara oyuncak götürmek istiyorum ki mutlu olsunlar, ben elbiselerimi, ayakkabılarımı onlara götürmek istiyorum, bana gitme deme, ben gideceğim ölümüm olsa da gideceğim.'” Süleyman ile son konuşması bu olmuş Kudret annenin.

‘Süleyman öğretmendi…’

Kudret Aksu, oğlunun ölüm haberini TV’den duymuş: “Akşam saat 5’te bizimle vedalaştı. Sonraki gün saat 10 gibi televizyonda şehit haberini aldık. Elinde ne bir silah vardı ne başka bir şey. Kimseyi öldürmeye gitmemişti, kimsenin kötülüğü için gitmemişti. Süleyman öğretmendi…” Gazeteciler için bir an vardır, acının tekrarı, acıda kalanın tanıklık anı. Bu anda sadece dinleriz, aslında hikayeyi milyon kez dinlemişizdir ve biliriz de. Araya girip başka bir şey sormak isteriz ama karşımızdaki hâlâ o an’da, o yastatır ve dokunmayız. Kudret anne ile de onu yaşadık. Hiç karışmadık ve o devam etti…

“Yardım için gitti şehit düştü. 11 yıldır günde iki kere mezarına gidiyorum. Gever’in her yerini gezdim Süleyman’ı göremedim. Süleyman’ın elinde sadece oyuncaklar vardı, şehit ettiler. Süleyman öğretmendi, devletin memuruydu. Süleyman’ı Pîrsus’ta şehit ettiler. Süleyman Kobanê’nin çocuklarına yetişemedi. Yardımı Pîrsus’ta kaldı…” diyor Kudret anne, bütün katledilen çocukların kendi çocukları olduğunu ve hepsi için canının acıdığını ekliyor.

‘Niye konuşmuyorsun?’

Kudret anne “Süleyman’ın katilini istiyorum” diyor bütün öfkesi ve acısı ile. Zaman içinde birçok hastalığı oluşmuş. Ama yine de sabah akşam gelip Süleyman ile sohbet ediyor. Ne konuştuklarını soruyorum: “Her şeyi… Yanındaki ağaçları, çiçekleri suluyorum. Süleyman diye haykırıyorum, yaralım sen niye benimle konuşmuyorsun, ne için 11 yıldır annene sırtını çevirmişsin diyorum.”

Adalet istemek için Ankara, İstanbul hemen bütün mahkeme celselerini takip etmiş. “Pirsûs’taki kameraları bozdular. AKP’nin haberi vardı. Emniyetin parmağı vardı, Ahmet Davutoğlu biliyordu, hepsi biliyordu” diyor Kudret anne, Süleyman’lar on kardeş. Bir ablası da Rojava’da DAİŞ’e karşı mücadele ederken hayatını kaybediyor, diğer erkek kardeşi ise 7 yıl tutsak ediliyor.

‘Anılarımı bile yaktılar’

2015 çatışmalı süreçte evleri reyting için patlatılanlardan Kudret anne, “Anılarımı bile yaktılar” diyor ve şöyle devam ediyor: “Oğlumun mezarını defalarca bozdular. Evim oğlumun mezarına uzak ona rağmen günde 2 kere geliyorum. Onun mezarına gelince güçleniyorum, sabrediyorum onunla nefes alıyorum.” “Süleyman’ın da Zilan’ın da hiçbir şeyi kalmadı hepsini yaktılar.  Bir tane komşumuz Süleyman’ın ve kardeşinin bazı eşyalarını yangından kurtarıp saklamış ama Süleyman’ın bilgisayarı, odası her şeyini yaktılar evimizle birlikte. Çocuklarımızın mezarından bile korkuyorlar” diyen Kudret anne bir süre susuyor.

‘Barış için direneceğim’

Hiç karışmıyoruz tekrar başını kaldırdığında, belli ki acıdan geçiyor ve şunları ekliyor Kudret anne: “Yaşadığım sürece özgürlük için, barış için mücadele edeceğim. Benim 2 evladım öldü. Evimi yaktıkları zaman dedim bağırayım sesim Kürdistan’ın dört bir yanına yayılsın. Süleyman şehit düştükten sonra Zilan hayattaydı sonra o da şehit düştü.”

“Kürtlere, annelere ne düştüyse yaptılar. Bir adım da attık. Ama onlar neden adım atmıyor? Biz şehitlerimizin, tutsaklarımızın davasının peşindeyiz” diyerek barış ısrarını vurguluyor Kudret anne: “Kürtler eskiden uykudaydı ama artık uyandı. İradesi, mücadelesi var ama izin vermiyorlar. Biz irademize ve mücadelemize karışmalarını istemiyoruz tek isteğimiz bu.”

Asker annelerine çağrı

Sözlerini bitirmeden bütün annelere de seslenmek istiyor: “Türk annelerine de sesleniyorum; polislerin, askerlerin annelerine onlar da sesimizi duysun. Bize el versinler, çocukları öldüğü zaman ‘vatan sağ olsun’ demesinler. Onlar da çocuklarının haklarını arasınlar. 11 yıldır benim ciğerim yanıyor ben istemiyorum polislerin, askerlerin annesi ağlasın.”

Sözlerini bitiriyor, Süleyman ile vedalaşıyor. Birlikte yol yürüyoruz, bu kez kısa da olsa özyönetim anılarını anlatıyor. Burada kalıp son ana kadar çıkmayan ailelerden. Kimleri görmemiş ve kimlerden etkilenmemiş ki… Bir gün oğlu Gever’de hayatını kaybeden bir anne ile bir eylem alanında denk gelmişler. Ve anne oğlunu anlatıp fotoğrafını gösterip; “Sen orda kaldın, görmüş müydün?” diye sorunca “Yok” demiş Kudret anne ama aslında görmüş ve çok da iyi tanıyormuş. “Neden söylemedin? Belki tanıyan biri ile nefes alırdı anne de” diyorum. “Acısın istemedim canı, Heval çok güzel bir arkadaştı burada herkes sevmişti. O an diyemedim, istemedim canı acısın.”

İki anne bir ülke

Yol bir hayli sürüyor ve başka bir anne ile denk geliyoruz. İki anne arasındaki sohbet bir Kürdistan gerçekliği oluyor karşımızda.

-“Süleyman’dan mı geliyorsunuz?”

– “Evet, gidip çiçekleri suladık. Deniz Heval’in mezarını da temizledim. Sen İsmail’e gidecek misin bugün?”

– “Dün gittik babası ile.”

– “Tamam, kendine iyi bak.”

-“Güle güle.’

– “İsmail Heval de Kobanê’de şehit düştü. O zaman yollar açıktı en azından cenazesini aldılar. Zîlan’ın cenazesini alamadık ama biz. Mezar olunca en azından annelerin sabrı geliyor biliyor musun kızım…”

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Bu yüzyılı kadınlar yazacak

Sonraki Haber

Suruç’un ardından: Okyanusta damla olmak

Sonraki Haber

Suruç’un ardından: Okyanusta damla olmak

SON HABERLER

Yemen’deki Husiler: Suudi Arabistan’a ‘deniz ablukası’ başlattık

Yazar: Yeni Yaşam
20 Temmuz 2026

Efrînliler Türkiye’ye ait askeri üs olan köylerine dönemiyor

Yazar: Yeni Yaşam
20 Temmuz 2026

İran’dan ABD’ye misilleme: Bahreyn ve Kuveyt’teki üsler hedef alındı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Temmuz 2026

Gimgim JES nöbeti 79’uncu güde: Eylemini bölgedeki arıcılar devraldı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Temmuz 2026

İran Binarê Qendîl’e saldırdı: Bir çoban yaralandı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Temmuz 2026

Gezi tutsakları Çiğdem Mater ve Mine Özerden Şakran’a sevk edilecek

Yazar: Yeni Yaşam
20 Temmuz 2026

Pezeşkiyan: İran ilke ve değerlerinden geri adım atmayacak

Yazar: Yeni Yaşam
20 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır