Şemzînan’da gözaltına alınan kolberler Salah ve Resul Bimari’nin Şemdinli Emniyeti’nde ve cezaevinde işkenceye uğradığı, Resul Bimari’nin tecavüz işkencesine maruz kaldığı ortaya çıktı
Colemêrg’in Şemzînan ilçesinde gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 39 yaşındaki Salah ve 48 yaşındaki Resul Bimari isimli iki kolberin bir aydan fazla işkence gördükleri ortaya çıkmıştı. Olay Hakkari Cezaevi’ndeki tutukluların durumu kendi avukatlarına anlatması ardından öğrenildi.
10 Haziran’da müvekkiliyle görüşme yapan bir avukat, kolberlerin durumunun aktarılması üzerine onlarla görüşme talebinde bulundu. Hem söz konusu avukatın hem de farklı avukatların yaptığı görüşme başvurusu cezaevi idaresi tarafından gerekçesiz reddedildi.
Ardından durumu İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Colemêrg şubelerine aktaran avukatlar, söz konusu başvuruyu ısrarla sürdürdü. 22 Haziran’da işkenceye uğrayan kolberlerle görüşen avukatlar işkenceye dair her iki kolberden yazılı beyan aldı.
Beyanlarda bulunan kolberlerden Resul Bamir’in tecavüz işkencesine uğradığı ortaya çıktı. 15 Mayıs’ta gözaltına alınan iki kolber, 3 gün süren gözaltı boyunca Şemdinli Emniyeti’nde ağır işkencelere uğradı. İşkencelerden 3 gün sonra 18 Mayıs’ta tutuklanma kararı ardından Hakkari Cezaevi’ne götürülen kolberler, öncesinde Hakkari Devlet Hastanesi’nin acil servisinde muayene edildi. Ancak muayene raporunda Resul Bimari’n tecavüze uğradığına dair bilgi yer almadı.
Tercüman bulundurulmadı
Öte yandan yazılı beyanda bulunan kolberler, Türkçe bilmedikleri halde muayenede beyanlarının alınmadığını aktarırken, muayene sırasında yanlarında tercüman bulunmadığı öğrenildi. 20 Mayıs’ta şikayet üzerine yeniden aynı hastaneye götürülen Resul Bimari’n tecavüze uğradığı raporla saptandı. Muayeneyi yapan hastanenin epikriz raporunda (ayakta muayene raporu) söz konusu işkencenin 18 Mayıs tarihli epikriz raporunda yer almaması, Resul Bimari tarafından işkencenin beyan edilmemesine bağlandı.
Kolberler ise verdikleri yazılı beyanlarda muayene dahi edilmediklerini dile getirdi.
Emniyette işkence
Kolberlerden Salah’ın aktardığı bilgiler şu şekilde:
“3 yıl önce kuzenim Resul Bamir’in Türkiye’ye çobanlık yapmaya gelmişti. Ben de kendisine bu sene beni de Türkiye’ye çobanlık yapmak için götürür müsün diye rica da bulundum. O da kabul etti. Esendere Sınır Kapısı’ndan iki kere geçmek için geldik. Ancak sınır kapısında girişler ve çıkışlar kapalıydı. Biz de sınırdan kaçak yollarla geçmek istedik. 15 Mayıs 2026 tarihinde saat 07.00 sıralarında sınırı kaçak geçecekken bize ateş açıldı ve dron kaldırıldı. Ardından hemen yakalandık. Sınırda bizi yakalayan askerlerden bir kötü muamele görmedik. Sonra karakoldan bizi jandarma almaya geldi. Şemdinli İlçe Emniyetine götürüldük. Burada bize işkence yaptılar. Parmak izim alındı 2025 yılının Kasım ve Aralık aylarında ele geçirilen uyuşturucu maddede parmak izim olduğunu söylediler. Akşam ifadelerimiz alındı, nezarette kaldık. Sabah Resul’ü aşağı kata indirdiler ben Resul’ün çığlıklarını duyuyordum. Daha sonra gelip beni de aldılar bana da orda işkence yaptılar. Resul’e tecavüz etmişlerdi, kanaması vardı ve günlerce lavaboya çıkamadı. Sağlık kontrolüne götürdüler. Sağlık kontrolünde adımız soyadımız sorulup bizi anında çıkardılar. Bizi muayene dahi etmediler. Hakkımızda tutuklama kararı çıkınca Hakkari Kapalı Cezaevi’ne getirdiler. 2 gün gözaltında kaldık. 10 Haziran 2026 tarihinde aile görüşünden sonra öğle yemeyi yedik. Hemen akabinde beni odadan çıkardılar. Alt kata indirdiler. Alt katta Şemdinli İlçe Emniyeti’nde bizi işkence edenlerden biri ile üç kişi daha vardı. Burada beni tehdit ettiler. Soru sordular. Ama bana şiddet uygulamadılar.”
Polisten cezaevinde de işkence
Resul Bimari’nin beyanları ise şu şekilde:
“Ben 3 yıldır Türkiye’ye gelip çobanlık yaparım. Akrabam S.B. de bu yıl gelmek istedi. Esendere Sınır kapısına iki kere geçmek için geldik. Ancak sınır kapısında girişler ve çıkışlar kapalıydı. Bizde sınırdan kaçak yollarla geçmek istedik. 15.05.2026 tarihinde saat 07.00 sıralarında sınırı kaçak geçecekten bize ateş açıldı ve dron kaldırıldı. Akabinde hemen yakalandık. Sınırda bizi yakalayan askerlerden bir kötü muamele görmedik. Hatta karakol komutanı muhtarı çağırdı. Bizi tanıyıp tanımadığını sordu. Muhtarda beni tanıdığını söyledi. Çobanlık yaptığımı anlattı. Karakolda tarafımıza yemek çay verildi. Sonra karakoldan bizi jandarma almaya geldi. Şemdinli İlçe Emniyetine götürüldük. Saat 12.00-16.00 sıralarında kameranın olmadığı odalarda alt katta bize işkence ettiler. Akşam avukatlar geldi. İfademize eşlik ettiler. Ben avukatıma işkenceye maruz kaldığımı ve dişlerimi kırdıklarını söyledim. Ancak avukatım, ‘Ben ne yapabilirim’ dedi. Akşam nezarette kaldık. Sabah 08.00 sıralarında beni aşağı kata indirdiler. Beni çırıl çıplak soyup işkence etmeye başladılar. Beni yüz üstü yatırıp biri ayağıyla sırtıma bastı. Sonra diğeri tecavüz etti. Dört gün kanamam oldu ve büyük abdeste çıkamadım. Aynı sabah benden sonra S.B.’yi de indirip işkence ettiler. Vücudumuzun çeşitli bölgeleri mosmor olmuştu. Sağlık kontrolüne götürdüler. Sağlık kontrolünde adımız soyadımız sorulup bizi anında çıkardılar. Bizi muayene dahi etmediler. Bizim hakkımızda tutuklama kararı çıkınca Hakkari Kapalı Cezaevine getirdiler. Cezaevi girişinde bizi muayene edince kabul etmediler ve tekrar hastaneye götürdüler. Bu sefer bizi muayene ettiler. Biz şikayetçi olduğumuzu söyledik. 10 Haziran 2026 tarihinde aile görüşünden sonra öğle yemeyi yedik. Hemen akabinde beni odadan çıkardılar. Alt kata indirdiler. Alt katta Şemdinli İlçe Emniyeti’nde bizi işkence edenlerden üç kişi vardı ve bir kişi daha vardı. Bu kişiler jandarma yelekleri ile camları örttü. Daha sonra yaklaşık 15 dakika beni burada işkence ettiler. Şok cihazı ve demir coplarla şiddete maruz bıraktılar. Odadan çıkarıldığımda vardiya baş memurunun odasında korkudan altıma işedim.”
Öte yandan cezaevinde görev yapan gardiyanların avukatlara verdiği beyanlarda, gece iki istihbarat görevlisi olduğunu beyan eden kişilerin söz konusu tarihlerde cezaevine gelerek Resul Bimari ve Salah Bimari’nin odalarından alıp işkenceye götürdüklerini doğruladı. Gardiyanların söz konusu durumu aktardıkları cezaevi müdürünün ise kendilerine “Susun karışmayın biz bir şey yapamayız” dediği ortaya çıktı.
Ulaştığımız 18 Mayıs 2026 tarihli Hakkari Devlet Hastanesi Acil Servisi epikriz raporunda Resul Bimari’nin beyanlarında yer aldığı gibi tecavüz işkencesi ve detaylı işkencelere dair bir sağlık raporu tutulmadığı ortaya çıktı. 20 Mayıs tarihli yine aynı hastaneden alınan raporda, tecavüz işkencesi olduğu yer aldı.
İHD ve ÖHD Colemêrg şubeleri söz konusu işkenceye dair sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu
Haber: Ceylan Şahinli / MA









