Türkiye, tarihinin en keskin çelişkilerinden birini yaşıyor. Bir yanda dünyanın en büyük silahlı örgütü NATO’nun “görkemli” zirvesi; diğer yanda ise barışın kırılgan umudu olarak silahların yakılması süreci…
İnsanlık asırlardır ekmek, barış ve özgürlük uğruna kanını, canını, toprağını veriyor. Devrimler, direnişler, büyük göçler… Kazanımlar, kayıplar yaşanıyor. Her bedel, her gözyaşı bir sonraki nesle miras kalıyor. Ama egemenler, kendi ömürlerini uzatmak, tahtlarını perçinlemek için yeni yollar, yeni tezgahlar, yeni kanlı hesaplar yapıyor.
Bir yanda milyonlar açlık, işsizlik ve evsizlikle boğuşurken; diğer yanda trilyonlar silahlanmaya, savaşa ve hegemonya kurma hırsına akıtılıyor.
İnsanlığın bedeli ve egemenlerin savaş ekonomisi
İnsanlık barış diye fısıldadıkça, egemenler savaş makinesini daha gürültülü çalıştırıyor. Yeni sektörler doğuyor: Ölüm ticareti, kan ekonomisi, yıkım sanayi… İHA, SİHA, DRON… Savaşlar artık “tatbikat” haline geliyor. Ukrayna-Rusya çatışması bunun en acı örneği. Çıkışı engellenmedi, sürdürülmesi ise daha fazla savaş, daha fazla silah, daha fazla kâr için teşvik ediliyor.
NATO Başkanı’nın ağzından dökülen sözler buz gibi: “Ukrayna bize çok şey gösterdi. Açıklarımızı hızla kapatmalıyız…” Bir ayda on binlerce insanın ölümü, yetim kalan çocuklar, yakılan kentler umurlarında değil. Önemli olan zirveden çıkan yeni ihaleler, yeni anlaşmalar, yeni savaş tezgâhları ve bu uğurda imzalanan milyarlarca dolarlık sözleşmeler. Ukrayna-Rusya savaşını sürdürerek, AB ve dünyayı silahlandırıyorlar. Kukla Zelenski ve IŞİD kalıntısı Colani destek ve teşvik buluyor.
Barış sesleri susturulurken silahlar kutsanıyor
İçeride ise barış, eşitlik, kardeşlik ve özgürlük diyenler coplarla, kelepçelerle, hücrelerle susturuluyor. Muhalefet susturulmak isteniyor. Mahkemelerde savunma hakkı yok sayılıyor. Bir başka tarafta silahlar yakılıyor; Kürt sorununun çözülmesi, kalıcı barışın tesisi, kardeşlik ve özgürlük rüzgarlarıyla yeni bir sayfanın açılması umut ediliyor. Ancak adım atılmıyor. PKK, tam bir yıl önce silahlarını yaktı. Barış ve çözüm sürecinde adım atılması beklenirken ne yasa ne hukuk var; Zirvede silah ve şiddet kutsanıyor. Dünyayı kana boyayan emperyalist güçler yeni savaşlar için masaları hazırlıyor.
Trump’ın savaş çağrısı ve kanlı dostluklar
Trump, başta AB ülkelerini olmak üzere NATO üyelerini sıraya diziyor, azarlıyor; GSYİH’nin yüzde beşini silaha yatırmalarını emrediyor. Erdoğan’ı övüyor, Gazze için seferber olan İspanya hükümetini tehdit ediyor. Netanyahu’yu “çok sevgili arkadaşım” diye methediyor. Filistin’de çocuklar bombalar altında ezilirken, Lübnan yerle bir edilirken, İran’da çocuklar hedef alınırken, bombalar yağmaya devam ederken Ankara’da el sıkışılıyor, imzalar atılıyor, zirvenin anısına silah ve mermi hediye ediliyor.
Her sözcük, her satır…
Halklar “şiddet bitsin, barış olsun” dedikçe, tepeden tırnağa silahlananların zirveleriyle, tatbikatlarıyla, manevralarıyla kuşatılıyoruz. Her dakikası kan, şiddet, gözyaşı ve ölüm kokan bir gelecek, olağan, kaçınılmaz, hatta “gerekli” gibi sunuluyor. Olası savaşlar ve çatışmalar için trilyonluk hesaplar yapılıyor; her sözcük, her satır silah ve ölüm üzerine yazılıyor. Barış diyenler, silahları yakanlar ısrarla “terör” ve “terörizmle” anılırken, dünyayı kana boyayacak silahlar için anlaşma imzalayanlar meşru sayılıyor, kutsanıyor.
Komünizm korkusu ve halk düşmanlığı
Emperyalist güçler, yeni savaşlar planlarken, Trump dünyayı “komünizm tehlikesi” ile korkutuyor. Aslında eşitlik, özgürlük, emek mücadelesi verenler, işçiler, emekçiler, ezilenler, ulusal ve sosyal kurtuluş mücadeleleri verenler hedef tahtasına oturtuluyor. Halk düşmanlığı, sınıf düşmanlığı yeni bir kisveye büründürülüyor. Diğer yandan Türkiye, kapitalist dünyanın silah pazarlığı yapılan bir platform haline getiriliyor. Bazı çevreler bu arenada dans ederken, büyük mutluluk duyuyor olsa da bunun halklara bir yararı yok.
Halkların direnişi sürecek
Ancak Türkiye ve dünya halkları, işçiler, emekçiler, ezilenler başka bir Türkiye, başka bir dünya mücadelesinden asla vazgeçmeyecek. Kapitalist/emperyalist dünyanın liderleri varsın silahlansın… Onlar varsın korkularını daha çok silahlanarak, daha çok ölüm makinesi satın alarak gidermeye çalışsın ama bilsinler ki kapitalist dünyanın geleceğini hiçbir biçimde garanti altına alamayacaklar. Çünkü tarih, zulmün, sömürünün ve savaşın sonsuza dek sürmeyeceğini defalarca yazdı.
Barış, eşitlik ve özgürlük kazanacak
Emperyalist hegemonyanın karanlık senfonisi değil, halkların direniş ateşi kazanacak. Zira eşitlik ve özgürlük mücadelesi, sömürüsüz, sınıfsız, savaşsız bir dünya özlemi sürüyor. Bitmedi o mücadele… Bu ateş, bu umut, bu direniş er ya da geç, ama mutlaka galebe çalacak.
Yüreklerde özgürlük ateşi oldukça, yakılan silahların külleri üzerinde barışın tohumları yeşerir. Varsın zirveleriyle mutlu olsunlar, silah tekelleri bayram etsin… Halkların direniş ateşi, barış özlemi emperyalist karanlığı er geç alt edecek. Kapitalizm sömürü ve yağma sistemi olarak silahla, kan ve şiddetle ayakta tutulamaz. Çünkü insanlık, kanla beslenen hiçbir sistemin sonsuza dek ayakta kalamayacağını biliyor…









