• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Ocak 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Leyla’nın sesine ses, nefesine nefes olmak gerek-Musa Piroğlu

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Bu yazı yayımlandığında Leyla Güven tarafından başlatılan açlık grevi 97. gününe girmiş olacak. İmralı’da uygulanan mutlak tecritin kaldırılması için başlatılan açlık grevi, hapishanelerden yüzlerce tutsağın katılımıyla büyüyerek devam ediyor. Leyla Güven’in hayati tehlike sınırına geldiği açlık grevleri, Kürt halkının temel gündemi haline gelirken, ne yazık ki Türkiye yakasında olması gerektiği derecede gündeme girebilmiş değil. Gerek sol sosyalist hareketler gerekse emek ve kitle örgütleri derin bir sessizlik içerisinde, olanı izlemekle yetiniyor. Ortaya konulan tepkiler ve cılız açıklamalar bu sessizlik duvarını aşmaya yetmiyor. Bu sessizliğin altında, tüm ülkeyi etkisi altına almış ağır baskı ikliminin etkisi kadar, Kürt sorunun ülke siyaseti ve toplumsal mücadeleler açısından kapladığı yerin yeterince kavranmamasının da etkisi bulunuyor. Ne yazık ki hem İmralı’da uygulanan tecrit politikası hem de onun kaldırılması için yürütülen açlık grevleri, sadece Kürt halkının bir meselesi gibi okunmaktadır.

Kürt halkının yaşamsal sorunları ve bu sorunların belirlediği mücadele gündemi ile Türkiye yoksullarının, işçi sınıfının sorunları, emek, demokrasi güçlerinin gündemi arasında büyük açı farkları olduğu şeklinde bir algının varlığı, kendisini etkili bir biçimde hissettirmektedir. Açlık grevleri karşısındaki sessizliğin altında bu algının da etkisi kendisini göstermekte, Türkiye emek ve demokrasi güçleri ölüm sınırındaki açlık grevlerini ana gündem maddelerinden birisi haline getirmemektedir. Bu algı saraya karşı, anlamlı, güçlü ve birleşik bir mücadelenin önünde önemli bir engel olduğu gibi, baskı rejiminin ağırlaşmasının ve sürdürülmesinin de en önemli dayanak noktasıdır. Oysa Türkiye’deki emek ve demokrasi güçleri için görülmesi gereken çıplak gerçeklik, Kürt halkı özgür olmadan Türk halkının özgür olmayacağı gerçekliğidir. Tecrit sadece Kürt halkının değil tüm ülkenin sorunudur.

Açlık grevlerinin ağır ekonomik kriz ortamında ve seçim sürecinde gündeme gelmiş olması gündemlerin ortaklaştırılamamasının ana sebeplerinden birisi gibi görünmektedir. Gerek sermayenin gerekse siyasal iktidarın ağır saldırısı altında, zayıflamış ve tabanından kopmuş emek örgütleri kendi gündemlerine bile sahip çıkma kapasitesini kaybetmiş bir görüntü vermektedir. Zayıf ve parçalanmış yapılarıyla emek örgütleri, tüm toplumu etkisi altına alan sosyal ve siyasal gelişmeler karşısında cılız açıklamalar dışında ses çıkaramaz hale gelmişlerdir. Mezhepçi, milliyetçi propaganda işçi hareketleri ve demokrasi mücadelesini baskılayan zehirli bir unsur olarak ortada durmaktadır. Gerek ırkçılığın etkisini kırmak için yürütülecek anti şovenist mücadelenin yol açacağı tepkinin göğüslenmesinden gerekse siyasal mücadelenin dayattığı bedellerden kaçınma kaygısı, işçi sınıfı ve toplumsal kesimler içerisindeki mücadeleyi siyasal boyutlarından koparan bir hak mücadelesi ile sınırlanmasını beraberinde getirmiştir. Bu durum kaçınılmaz olarak sınıfsal ve sosyal tüm sorunların altındaki temel siyasal sorunun görmezden gelindiği, parçalı bir toplumsal hareketin şekillenmesine sebep vermiş, toplumsal mücadelelerin birbirinden kopuk hale gelmesine yol açmıştır. Bu parçalı mücadele yapısı içerisinde her toplumsal grup sadece kendi sorunları ile ilgilenir, kendisi dışında meydana gelen mücadelelere gözünü kapar hale gelmiştir ki aşılması gereken durum da budur. Tüm sınıfsal ve sosyal hak mücadelelerinin önündeki temel engel, onları boğan ağır siyasal baskıdır. Saray rejimi yıkılmadan kimse kazanamayacaktır.

Ülkede en basit anayasal hakkın ve yasal kazanımın uygulanması için bile ağır bedellerin göze alındığı zorlu mücadelelere girişmek gerekmektedir. Mahkeme kararları ile durdurulmuş zorla iskân kararlarını ve maden açma izinlerini uygulatmamak, topraklarını korumak için köylüler mahkemelere düşmeyi, jandarma dipçiği yemeyi göze almaktadır. İşçiler, anayasal örgütlenme hakkını yani sendikal örgütlenmeyi hayata geçirmek için işten atılmayı, işten atılanlar direnmek için gözaltına alınmayı, çalıştığı işte hak ettiği ücreti almak için bedenini ateşe vermek, yüksek binaların çatılarına çıkıp intihar girişimlerinde bulunmak zorunda kalmaktadır. Sosyal medyada en ufak eleştiri yapanlar gece kapıları kırılarak gözaltına alınmayı, onları savunan avukatlar tutuklanmayı göze almaktadır. Hiçbir hak mücadelesinin ağır bedeller göze alınmadan yürütülemediği ülkede, hapishanelerde başlayan açlık grevleri doğrudan bu baskı rejimini karşısına hedef aldığı için önemlidir. İmralı’da uygulanan tecrit politikası ülke halkları için savaş politikasından başka bir şey değildir. Tecride sessiz kalanlar meydanlarda savaş nutukları dinlemeye devam edeceklerdir. Türkiye’de işçi sınıfını ve yoksul halkları hedef alan baskı politikaları, gücünü Kürt halkına karşı yürütülen savaş politikalarından almaktadır. Savaşa karşı çıkmadan demokrasi ve emeği savunma şansı olmadığı gibi, tecrite karşı çıkmadan da savaşa karşı çıkma şansı yoktur.

Leyla Güven’in bedenini açlığa yatırarak ve ölümü göze alarak yükselttiği ses ülke halklarının özgürlük çığlığından başka bir şey değildir. Leyla’nın sesi işçilerin emek, köylünün toprak, haksızlığa uğrayanın adalet çığlığıdır. Leyla’ya ses vermek sarayın karşısına dikilmek demektir. Sadece Kürt halkı değil Türkiye emekçileri ve yoksulları Leyla’ya ses, nefesine nefes olmalıdır. Leyla’nın talebi ezilenlerin talebidir.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Halep, İran ve çözümsüzlük

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
16 Ocak 2026

Birinci çözüm süreci Rojava’ya gömülmüştü. İkinci süreç de Rojava’ya gömülmek isteniyor. İlkinden farklı olarak sadece ‘Süreci buzdolabına kaldırdık’ söylemi söylenmedi...

Yol ayrımı ve Deniz

Yazar: Heval Elçi
16 Ocak 2026

Suriye'de Kürtleri vuran, Türkiye'deki Kürtlerle barışabilir mi? Kürtler, sokaklara çıkarak buna cevap verdiler. Rojava onurumuzdur dediler. Kürt toplumu için birçok...

Sömürgeci-Gangster Kapitalist Emperyalizm (1): ABD’nin Venezuela’ya Saldırısı

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
15 Ocak 2026

3 Ocak'taki saldırı Venezuela'ya karşı yapılan ilk ABD saldırısı değil. Çünkü ABD emperyalizmi son çeyrek yüzyılda Venezuela'da rejim değişikliğinden asla...

Çevir kazı yanmasın!

Yazar: Heval Elçi
15 Ocak 2026

Yeni bir yıl ama eski savaş canileri. Kimse Suriye ordusu diye katil sürüsü IŞİD’i bize yutturmasın. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya...

Bahçeli’nin Kürtlere teklifi: ‘Verilenle yetinin’

Yazar: Heval Elçi
15 Ocak 2026

Devlet Bahçeli’nin son grup konuşmasında Halep’teki kıyam karşısında takındığı önemsemezlik ve “oh olsunculuk” tek kelimeyle ürperticiydi. İbretle görüyoruz ki, Türk...

Medya yalan söylüyor

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
15 Ocak 2026

Son günlerde başta Suriye, İran ve barış süreci de dahil olmak üzere cereyan eden olaylarla ilgili -her zaman olduğu gibi-...

Sonraki Haber

Veliahtlar ve kadınlar…-M. Ender Öndeş

SON HABERLER

Kelimeler yetmeyince devreye kopuş girer

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
16 Ocak 2026

Halep, İran ve çözümsüzlük

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
16 Ocak 2026

Yol ayrımı ve Deniz

Yazar: Heval Elçi
16 Ocak 2026

Adana’da iki çocuk katledildi

Yazar: Bedri Adanır
16 Ocak 2026

Dayanışma değil görev çağrısı: İki, üç, daha fazla Rojava

Yazar: Aziz Oruç
16 Ocak 2026

Haydutlar çağından kahramanlık çağına

Yazar: Heval Elçi
16 Ocak 2026

Siyasetçi Ahmet Yaman İsviçre’de son yolculuğuna uğurlandı

Yazar: Bedri Adanır
15 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır