• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
4 Eylül 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Haydar Ergül

Kök yasa, kurullar, hukuk ve demokratik siyasete

4 Eylül 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Haydar Ergül, Yazarlar

Kök veya çerçeve yasasının Meclis’ten geçmesi ve bunun ilk pratik adımı olarak cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında kurulan kurul ile dört alt kurul ile birlikte tartışmaları yoğunlaştırdı. Özgürlük mücadelesi toplumsallaşmış; bölgesel ve küresel etkileri belirginleşmiştir. Kürt inkârı fiilen aşılmış; geriye yalnızca bunu hukuki zemine çekmek, yani yasallaştırmak kalmıştır. 27 Şubat 2025’te Rêber Apo’nun Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, Kürt sorununu hukuki zemine çekmenin önünü açmıştır. Ancak devletin idari erki ve onu destekleyen çevreler çeşitli tereddütler yaşamakta, daha çok iktidarda kalma hesapları yapmaktadırlar.

Yüzyıllık inkâr ve devlet yapılanması

Hem Ortadoğu hem de Türkiye’deki devlet yapılanmaları Kürt inkârı üzerine inşa edilmiş, kültürleşmiş ve kimlik kazanmışlardır. Bu kimlik, belirli çevrelerin sistemden yararlanmasına dayanır; zira devletler bünyesinde sorumluluklar üstlenilmiş, maddi ve manevi çıkar sağlanılmaktadır. Diğer bazı çevreler de bunun etrafında şekillenmiş, kendini böyle var etmektedirler. Kürt inkârı ortadan kalkar ve çözüm yoluna girerse, inkâr üzerine kurulu devlet yapısı değişmek zorundadır; çünkü temel zemin yok olacaktır. İnkâr, Ortadoğu’da Arap-Türk devlet yapılanmalarını yüzyılı aşkın süredir biçimlendirmiştir. On milyonlarca insan bu şekilde şekillenmiş ve zihniyet kazanmıştır. Küresel ölçekte de kapitalist-emperyalist sistem de önemli oran bu yapıya dayanmaktadır. Tarihsel olarak yüz yıl önce dünya, ağırlıklı olarak Ortadoğu üzerinden şekillenmiştir. Bu gerçeğin altını çizmek gerekir; unutulursa hiçbir sorunun çözümüne doğru karar verilemez ve insanlar yalnızca sonuçlar üzerinden düşünür. Egemen sistemin hedeflediği de budur. Sadece sonuçlar üzerinden düşünmek parçalayıcı ve karşıtlaştırıcı olur; ortak noktalarda buluşmayı neredeyse imkânsız kılar. Sistemden nemalanan yapılar, sömürü ve baskıyı daha rahat sürdürebilirler.

Saldırılar, Öcalan ve Alevi hakikati

Saldırılar yoğunlaşıyor. Özellikle 24 Ağustos’ta üst kurulun kurulması ve pratikleşmesi sürecinde karşı olanlar dağarcıklarında ne varsa ortaya dökmeye başladılar. En sonda, Başkan Öcalan’a ait olduğu iddia edilen ve kendisinin de kısa el yazısıyla yalanladığı notlarda İdris-i Bitlisi ve Yavuz ittifakına dikkat çeken sözler yer alıyor. Sanki Rêber Apo Alevilere sırt dönmüş gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Rehber Öcalan, özgürlük hareketine 53 yılı aşkın süredir öncülük etmektedir. Alevi hakikatine ilişkin çok derin çözümlemeler yaptı, yapmaya da devam ediyor. Özgürlük Hareketi bir yönüyle Alevi hakikatinin tarihsel oluşumuna dayanır. Günümüzde Alevilik diye adlandırılan gerçeklik, kökleri on binlerce yıl öncesine dayanan, tarihsel süreçte çevresini etkileyerek ve onlardan etkilenerek günümüze gelen yaşamsal ve kültürel bir akıştır. Kürt sorunu çözüme yönelirken, Aleviliğin yukarı Mezopotamya’nın tarihsel hakikatine dayandığını bilmek gerekir. Bu kesin bir hakikattir. Özgürlük Hareketi ve onu şekillendiren Rêber Öcalan büyük ölçüde bu hakikate dayanır. Kendisini yakından tanıyan ve Alevi inancına mensup biri olarak bunu vurgulamak isterim.

Bazı kesimler, özellikle klasik Kemalist çevreler Aleviliği kendi arka bahçesi gibi görüp ondan nemalanıyorlar, dolaysıyla çözüm yolculuğundan rahatsızdırlar. Osmanlı döneminde yoğun Alevi katliamlarının yaşandığı bilinmektedir; Başkan Öcalan da bunları bilmez değildir. Onun hakikatini tarihsel çözümlemeler ışığında değerlendirmek gerekir. Bu hakikati çarpıtmaya yeltenenler zamanla kendi kendilerine çarpılırlar.

Bir zamanlar “Kürt yok, Kürt dağ Türküydü, Arap’tı ya da Farstı” deniyordu. Başkanın öncülük ettiği hareket, yokluk ve yok sayılma koşullarında, Kürt toplumsal varlığını açığa çıkarmış, kabul ettirmiştir. Alevi hakikati de bu süreçte kendini buluyorsa, bunda Rêber Öcalan’ın çözümlemelerinin ve mücadelesinin payı belirleyicidir. Bu gerçeği reddetmek, insan hakikatini reddetmektir.

Yeni koşullar, endişeler ve demokratik siyaset

Kürdistan meselesi çözüme doğru ilerler ve savaş ikliminden demokratik siyasete geçilirse, yüzyıldır inkâr üzerine şekillenen ve bundan yararlanan çevrelerin rahatsız olması anlaşılır. O açıdan Başkan Öcalan’a ve Özgürlük Hareketine saldırmaları da anlaşılırdır. Ancak üzücü olan, bu hakikati bilen, hareketin çevresinde veya uzağında dürüst ve iyi niyetli çevrelerin zaman zaman etkilenmesidir. Başkan Öcalan gerçekliği birkaç cümleyle çarpıtılarak Kürdistan halkının ruhundan ve yaşamından silinemez; insanlığa katkısı ortadan kaldırılamaz. Güneş balçıkla sıvanmaz denir; Öcalan hakikati de çarpıtılamaz.

Başka bir endişe şudur: 53 yıldır Özgürlük Hareketi zorunluluk nedeniyle savunma çizgisinde gelişti. Soğuk Savaş koşullarında doğdu ve halk savaşı stratejisi uyguladı; Kürt varlığı kanıtlandı. Soğuk savaş bitti, yeni bir konjonktür var. Hareketin hedefi, baskı, sömürü, asimilasyon ve sömürgeciliği sona erdirmek; insan hakikatine göre şiddetsiz bir dünya inşa etmektir.

Kürt varlığı kanıtlanmıştır. Kürtler örgütlülük düzeyinde dünyada varlıklarını korumaktadır. Ortadoğu’daki konumları geçmişte aleyhlerine işlerken şimdi lehlerine dönmüştür. Gelişkin bir Kürt birikimi ortaya çıkmış, Kürt hakikati evrilmeye başlamıştır.

Kafalarda sorular vardır: Yeni koşullarda demokratik siyaset nasıl yapılır? Saldırılar bizi yok eder mi? Bu endişeler bir yere kadar makuldür; çünkü uzun süreç savunma alışkanlıkları yaratmıştır. Ancak asıl soru, demokratik siyaset stratejisinin nasıl uygulanacağıdır. Bu endişeler daha çok yurtsever Kürt halkında ve inkâr ile şovenizmin etkisi altındaki Türk halkında görülmektedir.

İki halk büyük oranda karşı karşıya getirilmişti. Oysa halklar birbirine düşman değildir; düşmanlaştırılırmıştır denebilir. Kürt ve Türk halkları arasında gerçek dostluk, eşitlik ve kardeşlik geliştirilebilir. Ortadoğu toplumları duygusaldır; hızla olumsuz yöne gidebildikleri gibi olumlu yöne de dönebilirler. Kışkırtmalara rağmen Türkiye halkının sokaklara dökülüp çözümü reddetmesi söz konusu değildir.

Birikimin katılımı, umut ve başarı

Demokratik siyasette 53 yıllık mücadele birikimi muazzam maddi-manevi değerler ve yetişmiş insan gücü ortaya çıkarmıştır. Son on yıllık çökertme harekâtıyla Kuzey Kürdistan’daki öncü yapılar tutuklamalar vb. şekilde zayıflatılmıştır. Başkan Öcalan’ın işaret ettiği gibi, hukuk dışında tutulan, on binlerce özgürlük mücadelecisi vardır. Bunlar deneyimli ve tecrübelidir. Bu on binlerin demokratik siyasete katıldığını düşünelim: Onlarla neler yaratabilir? İlk etapta uyum sorunları çıkabilir. Ancak sürece entegrasyon geliştikçe demokratik siyaset hızla yükselecek, savaşın yarattığı önyargılar kırılacaktır.

On binlerin aktif katılımı, Türk ve Kürt halklarının demokratik mücadele birliğini yaratacak ve hızlı bir yükseliş sağlayacaktır. Egemenler bundan endişe duymaktadır. Demokrasi ve özgürlükten yana olan yurtsever Kürt halkı ise endişelenmemelidir. Özgürlük gücü birleşmektedir. Demokratik siyaset, yetişmiş insan gücünün birleşmesi ve parçalı halin sona ermesi demektir.

Şu anda parçalı bir güç vardır; koşullar oluştukça bu güç Kürdistan’ın kentlerinde ve Türkiye’nin şehirleriyle köylerinde konumlanarak demokratik siyaset yapacaktır. Bunun sonuçlarını her Kürdistanlı görmelidir; başarı mutlaktır. Önderliğe ve Hareket’e yönelik kışkırtmaları ciddiye almamak, etkilenenleri bilinçlendirmek gerekir. Bu aşılabilirdir.

On binlerce insanın demokratik siyasete katılması, hızlı demokratikleşme, özgürleşme, ‘Demokratik Cumhuriyet’in yeniden yapılanması ve demokratik toplum hareketinin oluşumu zeminini güçlendirecektir. Umutlu olmak gerekir. Umut başarıya giden temeldir; fakat tek başına yetmez. Emek harcamak, çabalamak ve pozitif bakmak şarttır.

Kürtler zaman zaman negatif bakabiliyorlar. Oysa en olumsuz durumda bile olumlu yanlar vardır. İyileri bulmak ve büyütmek özgürlüğün temelidir. Özgürlük Hareketi hep küçük de olsa iyileri bulma hareketi olmuştur. Başkan Öcalan’ın dediği gibi: “Yaşamım boyunca hep küçük bir ışığa gittim, o ışığı büyüttüm.” Önümüzde şimdi büyük bir ışık vardır. Bu ışığı demokratik siyasete katılacak yeni arkadaşlarımızla, on binlerle birlikte hızla büyütelim ve Ortadoğu’yu özgürleştiren toplumlara doğru yolculuğumuza devam edelim.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Barışın kalıcılaşması için (2)

Sonraki Haber

Barış ve demokrasi: İkilem mi?

Sonraki Haber

Barış ve demokrasi: İkilem mi?

SON HABERLER

Alevi hafızası, Kürtlerle ortak gelecek ve siyasallaştırılan tarih

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Mağrip’ten ötesi ölüm tarlası

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Mehmet Sait Yıldırım’ı bırakın

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Barış ve demokrasi: İkilem mi?

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Kök yasa, kurullar, hukuk ve demokratik siyasete

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Barışın kalıcılaşması için (2)

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Alevilere neden saldırıyorlar?

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır