• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
4 Eylül 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Hasan Kılıç

Barış ve demokrasi: İkilem mi?

4 Eylül 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Hasan Kılıç, Yazarlar

Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Türkiye’nin otoriter momentten geçtiği bir dönemde başladı. Kürt meselesinin demokratik çözümü için çatışmaların sona erdirilmesini ilk hedef olarak koyan bu süreç, dünyadaki çatışma çözüm deneyimlerinden farklı bir öncelikli adım listesi benimsedi. Bu ve birçok nedenden ötürü Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair çokça tartışma gerçekleşiyor.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilk günlerinden beri en temel tartışmalarından biri otoriter bir rejimde demokratik haklar meselesidir. Bu tartışmaya dair ne bir yazıyla çerçevelenebilecek doyurucu bir içerik üretilebilir ne de tartışmalara cevap olunabilir. Buradaki temel dert, barış ve demokrasi arasındaki ilişkiye dair mütevazı bir tartışma yürütmektir.

Barış kavramının kendinde taşıdığı “iyilik hali”, ona çeşitli anlamlar ve yükümlülükler getiriyor. Barış olunca diye başlayan cümleler hep iyiliğe yöneliyor. İyiliğin çerçevesini bazen demokrasi bazen ekonomik refah bazen toplumsal bütünleşme çizebiliyor. Barışın ne olursa olsun meşruiyet üretmesinin bir nedeni de bu bağlamlar kuşkusuz…

Gerçekte de barış her iyiliğin bir miktar zemin kazanmasıdır ama kendiliğinden gerçekleşmesi değil. Misal barış olunca çatışmalara ayrılan kaynaklar başka yerlere aktarılabilir. Ama o başka yerlerin neresi olacağı yine politik mücadele konusudur. Misal, Türkiye Kürt meselesinin çözümsüzlüğünden kaynaklı çatışmalara yılda ortalama elli milyar dolar harcıyor. Çerçeve Yasa’nın tamiyle uygulanması sonrası bu mali kaynağın önemli bir kısmı çatışmalardan arta kalacak. Fakat arta kalan bu mali kaynağın nereye harcanacağını mevcut düzende merkezi hükümet belirleyecek. Merkezi hükümetin tercihlerini etkilemek veya merkezi hükümete yürüyecek bir siyaset geliştirmek yine muhalefetteki siyasi partilerin sorumluluğunda olacak. Özcesi, barış iyiliklere zemin hazırlar. Bu zeminin üzerine bir şeyler inşa etmek için politika yapmak gerekir.

Bu çerçevede, barış ile demokrasi arasındaki ilişkiye değinmek gerekir. Türkiye’de demokrasiye dönük imdat frenlerine neden olan alarmların çoğu Kürt meselesinden kaynaklı çatışmalarla kendisini meşru kılıyordu. “Beka tehdidi” o kadar uzun ve yoğun şekilde dile getirildi ki, artık devletin varlık sorunu olmaktan çıkarak varoluş kipine dönüştü. Ortalama bir Türklük Sözleşmesi içindeki yurttaş açısından bakıldığında, karşıda silahlı gücün bulunması bu tehdidi, potansiyelden aktüele dönüşme ihtimalini düşündürüyordu. Beka tehdidi gibi birçok bağlam, meşrulaştırma, korku, tehdit -her ne denirse densin- demokrasiye imdat freni işlevi gördü. Bu süreçle barışa ulaşılırsa söz konusu frenlerin bir işlevi kalmayabilir. En azından nesnel zeminleri kalmayacak. Barışın getireceği yeni nesnel zeminde demokratik gerilemeyi durdurmak ve demokrasiyi güçlendirmek ise politika üretmekle olabilir. Özcesi, barış kendiliğinden muazzam bir demokratik ortam ve rejimi getirmez. Barış demokratik bir yaşam için daha uygun zemin sunar. Bu zeminde demokrasi mücadelesi Yeni Parti’ye karşı da AKP’ye karşı da MHP’ye karşı da verilebilir. Çünkü barış, kendiliğinden aktörleri de demokratikleştirmez. Bunu beklemek, bunu istemek gerçekçi değildir.  Bu nedenle Kürt hareketi hukuka öncelikli ve sık vurgu yapıyor. Hukuku tanınan siyaset yapabilir. Siyaset yapabilen demokratikleştirebilir.

Peki o zaman neden barış yapılıyor? Bunun en az üç nedeni var. Birincisi, Kürtler açısından silahlı mücadele varlıklarını gösterme, kanıtlama, tanıtma aracıydı. Bunu başardılar. İkincisi küresel ve bölgesel gelişmeler, değişen dünya düzeni ve jeopolitik dönüşümlere dair kapsamlı değerlendirmeler sonucu demokratik siyaset stratejisi öne çıkarıldı. Üçüncüsü, barışla birlikte demokratikleşme zemini hazırlanacak. Elbette bu nedenleri arttırmak mümkündür ama günün sonunda Kürtler, çatışmaların son bulmasıyla, demokratikleşme iradelerinden vazgeçmeyecek.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci ne Kürtlerin demokratikleşme iradesinden vazgeçmesidir ne kısa vadeli veya şahsi çıkarların gerçekleşme alanıdır ne de salt anti-Erdoğancılık etrafında şekillenen siyasete teslim olmaktır. Bilakis, bu süreç demokratikleşmeye kapı aralaması açısından önemli bir fırsattır. Kürtler silahlı mücadeleye devam ettikçe, siyaseten ise tek odak olarak anti-Erdoğancılık etrafında toplandıkça -böyle bir bileşim- demokratikleşme zeminini güçlendirmez, bilakis zayıflatırdı. Bu sebeple artık herkes Kürtlerin silahlı mücadele yerine demokratik siyaset yürütme iradesine saygı göstermeli; siyaseti sadece anti-Erdoğancılık üzerinden değil, tam bir demokratik anlayış üzerinden üretmeli. Nasıl ki Erdoğancılık ile hak-hukuk arasındaki bağa eleştirel bakıyoruz. Aynen o şekilde anti-Erdoğancılık ile demokrasi talebi arasında kurulan ve ayrılamayacağı söylenen siyasetsizliğe de eleştirel bakmamız lazım. Erdoğancılığın potansiyel bir demokratikleşme içermediğini defalarca tatbik ettik. Ama anti-Erdoğancılığın -başarıya ulaşsa bile- kendiliğinden demokrasi getirmeyeceğini bu barış sürecinde sıklıkla görüyoruz.

Nihayetinde, eğer geçebilirsek yeni dönemle birlikte artık Kürt eli silahlı bir tehdit değil, siyasi bir rakip haline gelecek. Sonucu, iyi siyaset yapan belirleyecek. Eğer demokratik güçler sonucu tayin edebilirse barış ile demokrasi arasında bir ikilem değil, potansiyel pozitif bir ilişki olduğu görülebilecek.

Görülmesi gereken şeylerden biri şudur: Barış ve Demokratik Toplum Süreci, iki aynı öznenin müzakeresi değil, iki farklı dünya tahayyülünün rekabetini başka bir düzleme taşıma iradesini göstermesidir. Kurulan masayı toptan reddetmek veya farklı şekillerde yorumlamak kolaya kaçmaktır. Bu masa yapısal ve konjonktür eksenli kurulan bir masadır ve böyle masaları çelişkileriyle görmek siyaset üretmenin temel şartıdır. Bu masada demokrasi, özgürlük, adalet, eşitlik gibi değerleri benimseyen Kürt siyasetini daha fazla güçlendirmek, sadece Kürtleri değil; demokrasi isteyen herkesi güçlendirir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kök yasa, kurullar, hukuk ve demokratik siyasete

Sonraki Haber

Mehmet Sait Yıldırım’ı bırakın

Sonraki Haber

Mehmet Sait Yıldırım’ı bırakın

SON HABERLER

Alevi hafızası, Kürtlerle ortak gelecek ve siyasallaştırılan tarih

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Mağrip’ten ötesi ölüm tarlası

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Mehmet Sait Yıldırım’ı bırakın

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Barış ve demokrasi: İkilem mi?

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Kök yasa, kurullar, hukuk ve demokratik siyasete

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Barışın kalıcılaşması için (2)

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Alevilere neden saldırıyorlar?

Yazar: Yeni Yaşam
4 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır