• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
28 Ağustos 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

‘Hukuk Şakaları’ Haftası’nın semiyotiği-Zafer Yörük

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
24 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

“İzmir’e suyu ben getirdim” diyor. El cevap: “Usta, buz da getirir misin?” “Bizim de pilaki vardı…” Bu iş bununla kalmaz, “karşıki masaya bizden bir yanarlı meyve yanında bir de 35’lik”e kadar uzar gider. Takkeli/çember sakallı imajı ile bildiğimiz bir partinin bile “Sülün Osman” ve “Penguen” videolarında sergileyerek hepimizi şaşırttığı ince zeka terörü bu (nitekim yasaklandı). Taksim Meydanı’nda polis tomasından valiye, oradan başbakana kadar önüne çıkanı zekasıyla dövmüş isyanın mizahı; Çarşı’nın, “davulcu Vedat”ın sivri dilinin doğal uzantıları… Kısacası, geçtiğimiz hafta iddianamesi yayınlanan “Gezi terörü.”

“Şaka mı yaptınız? Alın size şaka”, tadında bir iddianame. Savcılar hemen harekete geçmesin; sümmehaşa benim fikrim değil; Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Kati Piri’nin Osman Kavala ile birlikte 15 sanatçı, yazar ve aydın hakkında ortaya atılan “hükümeti devirmeye teşebbüs” suçlamasına yaptığı yorum böyle: “Delilik… Türk yargısı şaka gibi.”

 

Şimdi “Eyyy Kati Piri” diye başlayacak nutukları duymaya başlamamız an meselesidir ama Avrupa Parlamentosu, Türkiye’yle üyelik görüşmelerini askıya alma kararından, Reis yine atar yaptı diye vazgeçmeyecek; artık biliyoruz.

Haftanın diğer “hukuki şakaları” da ne mağdurları ne de toplumsal bellek ve vicdan sahibi yurttaşlar açısından hiç komik olmamaları hasebiyle altta kalır gibi değil. Barış imzacısı akademisyenlerin yargılamalarında yine hapis cezaları yağdırıldı. Cumhuriyet gazetesi davasında cezalar onaylandı; dört gazeteci yeniden hapsedilecek. Reina katliamı sanığının duruşmasında gizli celse (baş başa neler konuştular acaba?). 10 Ekim katliamı davasının gerekçeli kararında polis ve istihbarat kurumları hakkında ihmal ve suça iştirak verilerinin soruşturulmamasına karar veriliyor. Buna, haklar terminolojisinde “dokunulmazlık güvencesi vererek suçun tekrarına teşvik” deniyor. Benzer bir teşvik, İçişleri Bakanı’ndan cinsel tacizci polise geliyor. Aferin koçum, diyor özetle: sapıklığa, tacize, tecavüze devam; arkanda resmi makamlar var. Şahsen ben, epey bir zamandır bir malum mafyacı çete reisi ile İçişleri Bakanı’nın “söylev ve demeçleri”ni birbirine karıştırır oldum. Size de oluyor mu? Yaş ilerledikçe insan masaya ne ısmarlamış olduğunu bile karıştırıyor işte deyip geçelim…

“Her gölge, sonuçta bir ışığın çocuğudur” diyor Stefan Zweig. Kısa ömrüm boyunca toplum olarak üzerimize çöktüğüne tanık olduğum ikinci gölge şimdiki. Birincisi Kenan Evren’in gölgesiydi. Örgütlü emeğin ve devrimci gençliğin omuz omuza yükselttiği sosyalist devrim ışığının önüne dikilen 12 Eylül faşizminin çirkin silueti. Zamanımızın giderek büyüyen çirkin gölgesi ise Gezi direnişiyle yeniden parlayan ufkumuzun önüne dikilmiş; isyan ateşinin arzu edilmeyen semptomu; istenmeyen çocuğu… Siyaset terminolojisinde bu saydıklarıma “devrim” ve “karşı-devrim” deniyor.

Karşı-devrimin mizahı: Diyarbakır halkının ezici çoğunluğunun oylarıyla seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak’ın hapiste hücresinin kapısında AKP gardiyanı “nah çıkarsın” diyor. Seçmen kitlesi de bunu komik buluyordur herhal; Recep İvedik karakterine gülebildiğine göre neden olmasın? Evet mizah yapıyorlar, şaka yapıyorlar. Kendileri yapıp kendileri gülüyorlar. “Saçma iddialarla” (Uluslararası Af Örgütü), “sahte iddialarla” (İnsan Hakları İzleme Örgütü) insan hak ve özgürlüklerine saldırarak, tehdit ederek şaka yapıyorlar; eğleniyorlar. Amaç, tıpkı 12 Eylül’ün sosyalizmi suç haline getirmesi gibi Gezi direnişini kriminalize etmek; toplantı, gösteri yürüyüşü ve protesto hakkını ilelebet gayrı-meşru kılmak.

Ama olmuyor işte. “Vermeyince mabut neylesin Mahmut” hesabı, Selahattin Demirtaş’ın kettle’ı bile olamıyorlar. En fazla kendi kendilerini, birbirlerini gıdıklıyorlar; mastürbasyonun sağlayabileceği o eksik kalmış hazdan ötesine bir türlü gidemiyorlar.

Yetmeyince, “elle taciz şakası” yapıyor sonra da mağdur kadına “terörö” falan deyip kendi aralarında eğleniyorlar yine. Uzatmaya ne hacet: Bu memlekette bunlara “eşek şakası” deniyor ve tadı çoktan kaçmış bulunuyor. Son gülen iyi güler.

 

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Meta cangılında komünleşmek

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

Yeni Yaşam gazetesinde, neredeyse nesli tükenecek tam donanımlı ve hayatı ile düşüncesi birbiriyle uyumlu, kendisini bir akademisyen olarak kapitalizmin “düşünce...

Söylenebilirliğin ve yapılabilirliğin sınırları

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

Eylül ayında yapılacak üç eyalet parlamentosu seçimleriyle Almanya’nın “süper seçim yılı” sona erecek. Saksonya-Anhalt, Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin’de yapılacak olan seçimler,...

Müzakere ve mücadele

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

“Süreç”, Öcalan’ın İmralı Adası’ndan dünyaya duyurduğu, 27 Şubat deklarasyonuyla açıldı. Elbette, bunun evvelinde bildiğimiz, şeffafça gözlerimizin önünde cereyan etmiş en...

Entelektüel tartışması, barış ve Öcalan meselesine dair…

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Türkiye’nin entelektüel hayatında tuhaf bir Öcalan paradoksu bulunuyor. Devlet onun etkisini hesaba katıyor. Belirleyiciliği kabul ediliyor. Fakat aynı insanın düşüncelerini...

Sosyal ekonomi

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Kapitalizm bize ekonominin yalnızca kâr etmek için var olduğunu anlatır. Bir işletmenin başarısı, ne kadar çok insanın hayatını iyileştirdiğiyle değil,...

Azadî Parkı’nda bir şiir çınarı Şêrko Bêkes

Yazar: Yeni Yaşam
27 Ağustos 2026

Yaz mevsimi sanki göç mevsimidir şairlerde. Modern Kürtçe şiiri omuzlayan şairlerden Şêrko Bêkes’i de böyle bir Ağustos sıcağında yitirmiştik. O...

Sonraki Haber

Cengiz Altun’un anısına...-Hazar Aksoy

SON HABERLER

‘Önderliği ve partiyi karalamak, süreci sabote etmek isteyenlere izin vermeyeceğiz’

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

‘Musa Anter ve Gurbetelli Ersöz Gazetecilik Ödülleri’ne başvuru çağrısı: Özgür basın geleneğini sahiplenelim

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

Yıkılan mezarlığı ziyaret eden anneler: Besta’daki mezar yerler yeniden inşa edilsin

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

Nisêbîn’de taziye ikinci gününde sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

AKP’li belediyenin kamu arazisi işgalini yurttaşlar yargıya taşıdı

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

‘Newala Qesaba hafıza merkezi olmalı’

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

YJA-STAR’lı Hande Tekyurt’un taziyesini Kürdistanlı anneler kabul etti

Yazar: Yeni Yaşam
28 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır