• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
19 Haziran 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Nehir kirleticileri Antibiyotikler – Güner Yanlıç

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
1 Haziran 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Britanyalı araştırmacılar, nehir sularının kirliliği üzerine dünya çapında yaptıkları bir araştırmada; Dicle Nehri’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda nehirde antibiyotik atığı tespit etti. Araştırmada 6 kıta 72 ülkeden 711 noktada örnek alındı ve örneklerin %65’inde antibiyotik tespit edilmiş. 111 noktadaki antibiyotik oranının BM güvenlik miktarının belirlediği seviyenin 300 kat üzerinde olduğu açıklanmış. BM antibiyotiğe dirençli bakterilerin 2050 yılında 10 milyona yakın insanın ölümüne neden olabileceğini söylüyorlar.

Küresel sermaye şirketleri tüm alanlardaki sömürü politikalarını bütüncül olarak işletir. Eğitim, sağlık, kent, tarım, su, çevre, sağlık, enerji vs. Güncel bir konuyla örneklersek; JES’lerden (Jeotermal Enerji Santralleri) bahsederek başlayabiliriz. Kanser yapma ve tarımsal üretimi bitiren bir enerji türü olmasına rağmen merkezi iktidarlarca desteklenir. Burada küçük çiftçinin geçimlik ekonomi çerçevesinde yaptığı üretimi elinden alınarak endüstriyel tarım şirketlerine devri amaçlanır. JES’e yakın yaşayanların insan ve insan dışı tüm canlılarda kalıcı sağlık sorunları yaratarak yaşam alanlarından göçertilmeleri sağlanır ve sağlık problemlerinin çözümü için sağlık sektörü beslenir. Ve enerji bir ihtiyaç olarak lanse edilir, elzemdir denir, insan ve insan dışı doğanın metalaştırılması dışında bir amaç ve yaklaşım yoktur, asıl olan aşırı kârdır. Sağlık sektörünün sömürüyü esas almasından kaynaklı her ev, ailenin yaşam alanı birer ecza deposu niteliğindedir. Her tedavi için verilen ilaç başka bir hastalığı tetiklemek üzere üretilmiştir. Antibiyotik insanların gündelik kullanımında su kadar yerleşik bir alışkanlık olmuş ve sağlık sektörünün de bunu destekleyen politikaları merkezi iktidarlarca gerçekleştirilir. Antibiyotik kullanımı öyle yüksek bir kullanım düzeyine sahip olmuştur ki hemen hemen herkesin günlük kullandığı vazgeçilmez bir ilaçtır.

Buradan hareketle kullanılan ilaçların hepsi insan vücudunca emilmez ve dışarı atılır. Gerekse köy, kasaba ve kent yerleşkelerinin gri atıkları nehirlere drene olmakta, bunda görevli ve yetkili kurumlar da beis görmemektedir. Antibiyotik atıklar çevre ve halk sağlığı problemidir. Bu ve sermayenin yarattığı tahribatların tespiti, dillendirilmesi ve tepki gösterilmesi kabul görmez ve güvenlik başta olmak üzere birçok nedenle izin verilmez. Bu nedenle antibiyotiklerin yarattığı tahribata dair elimizde herhangi bir bilimsel veri olmamakla birlikte en büyük kirleticilerden biri olduğunu bilmekte ve dillendirmekteyiz. Birleşmiş Milletler tam da dünya emperyalizminin duayenlerince kurulmuş ve bünyesinde büyük sermayeli birçok sivil toplum kuruluşunun finansmanını sağlar. Burada amaç kendi kâr ve sömürüsünü sürdürebilmektir. Arada sermayenin sivil toplum kuruluşları sürdürülebilirlik üzerinden halk, kadın, çocuk sağlığı üzerine bazı araştırmalar yaparak bu gündemin sümenaltı edilmesi ya da kontrolünü eline almak adına araştırmalar yaparlar. Daha fazla kâr daha fazla sömürü esasında olan bir sürdürülebilirlik anlayışı da sağlık sektörünün gelişmesine katkı sunar

Elbette daha önceleri de nehre kanalizasyon atıkları akardı ama bu denli insan-hayvan ve tarımsal üretim için kullanılan kimyasal ilaç yoktu ve kullanılmıyor denecek kadar azdı. Nehir, vadi yatağına meyve bahçeleri, pamuk, mısır, seralar, inek, koyun tavuk, hindi ve balık çiftlikleri kurulur. Bunlara bilinçsiz ve fütursuzca; hormon dahil birçok ilaç ve antibiyotik verilir ve bunda ölçü, kıstas ya da kaygı yoktur. Bu antibiyotikler insan-hayvanların atıklarıyla nehre geçer

Dicle Nehri bahse konu araştırmanın yapıldığı nehirden biri ve bu tehlike ile karşı karşıyayız. Özellikle Hewsel Bahçeleri sınırları içinde yer alan sazlıklar Hewsel Bahçeleri ve kentin surlarıyla birlikte UNESCO dünya mirası listesinde olup UNESCO’nun koruması altındadır. Ve ilan sahibi olmasına rağmen sermayenin saldırılarına dair hiçbir tepki ve yaptırım hakkını kullanmayarak sermayeye hizmet eder. Sazlıklar nehirlerin en önemli doğal ve çok güçlü arıtma görevi gören bitki topluluklarıdır. Sazlıkları ve suyu koruduğunu iddia eden kurumların güzelleştirme adı altında yaptıkları saldırıları durdurmaları gerekmekte ve bu sazlıklardan ellerini çekerek sazlıkların kendini onaracağını ve bir nehrin olmazsa olmazı olduğunu bilmeleri gerekmektedir. Sermaye ve onun motorize gücü iktidarların yaşam alanları olan nehirlerden kirli ellerini bir an önce çekmelidirler

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Sürecin mantığı ne olmalı?

Yazar: Yeni Yaşam
19 Haziran 2026

Kürt Özgürlük Hareketi 27 Şubat bildirgesiyle beraber yeni bir sürecin başlangıç işaretini verdi. Ardından halklar önderi Öcalan, sürece stratejik bir...

Adaletten darbe!

Yazar: Yeni Yaşam
19 Haziran 2026

AKP kendi için kullandığı taktiklerle yenilgiye doğru yol alıyor. Ülkede kime sorsanız AKP önemli karar aşamalarında kesin açıklama yapmadan önce...

Alevi hakikati ve demokratik barışın inşası

Yazar: Yeni Yaşam
19 Haziran 2026

Alevi inancında belki de en anlamlı gülbanklardan biri şu sözlerle dile getirilir: "Ey can! Varlığın, birliğin, dirliğin daim olsun. Yolun...

Vasallığın bedeli

Yazar: Yeni Yaşam
19 Haziran 2026

Almanya ve dolayısıyla Avrupa’nın militarist dönüşümü genellikle ABD’nin geri çekilmesiyle ve “Rusya’ya karşı güçlenme zorunluluğu” ile gerekçelendiriliyor. Avrupa’daki egemen sınıflar...

Gençliğin gözleriyle bakmak

Yazar: Yeni Yaşam
19 Haziran 2026

Bir kalıp tekrarlanır hep, “Ankara’da hakimler varmış demek isteriz” diye. Maalesef Ankara’da adaleti bizim istediğimiz şekilde telakki eden hakimler yok....

Komün ve onur

Yazar: Yeni Yaşam
18 Haziran 2026

Zapatista komününde oturuyorduk. Önümüzde cetvelle çizdiğimiz sayfalar vardı. Cetvel dediğim bir tarafı düz, oldukça düz bir ağaç dalıydı. Sağdan sola...

Sonraki Haber

Bağımsız heyetler gelmeli

SON HABERLER

Sürecin mantığı ne olmalı?

Yazar: Yeni Yaşam
19 Haziran 2026

Adaletten darbe!

Yazar: Yeni Yaşam
19 Haziran 2026

Botan’ın hafıza odaları: Şax ve Heblêr

Yazar: Yeni Yaşam
19 Haziran 2026

Tozkoparan’da bitmeyen dönüşüm çilesi

Yazar: Yeni Yaşam
19 Haziran 2026

Alevi hakikati ve demokratik barışın inşası

Yazar: Yeni Yaşam
19 Haziran 2026

Vasallığın bedeli

Yazar: Yeni Yaşam
19 Haziran 2026

Gençliğin gözleriyle bakmak

Yazar: Yeni Yaşam
19 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır