Amedspor’un Süper Lig’e çıkışı ile birlikte geniş bir tartışma başladı. Kürtlerde, süreç içerisinde Barcelona’ya benzer bir takıma evrilmesi beklentisi ortaya çıktı. Bazı çevreler, Kürtlerin Amedspor etrafında kenetlenmesinin nedenlerini sorguluyor. Milliyetçi kesimler ise Amedspor üzerinden Kürt nefretine devam etme yarışındalar. Bu yazıyı bilerek birkaç gün geciktirdim. İlk tepkileri görmek, sevinçlerin boyutunu tartmak, geleceğe dönük beklentileri öğrenmek istedim. Öncelikle şunu belirteyim ki Kürtlerin futbolla imtihanı çok yeni ve beklentiler çok yüksek. Hal böyle olunca ortaya karışık fikirler çıkıyor. Kürtler kendilerine ait olduğunu düşündüğü her şeye sahip çıktığı gibi, Amedspor’a da sahip çıkıyor. Futbola vakıf olmayan yaşlı kadınlar, erkekler Amedspor bayrağı ile kutlamalara katıldı. Çünkü, Amedspor’u kendilerine ait simgesel bir varlık olarak görüyorlar. Keza sivil toplumdan tutalım da, siyasetçilere kadar geniş bir kesim futbolun gücünü Amedspor üzerinden keşfetmiş oldu. Elbette zorlu zamanlarda sesi soluğu çıkmayanlar da Amedspor’un yarattığı sinerjiyi kaldıraç olarak kullanıp, bir yerlere gelmede basamak olarak kullanmaya başladılar. 20 yıl önce bu fikri ilk ortaya attığımda, o zaman gelen tepkilerden, günün birinde böyle bir takımın Kürtlerde karşılık bulacağını görmüştüm. Hakikaten, insanlar sevgilisinden ayrılabilir, eşinden ayrılabilir ama tuttuğu takımdan ayrılıp, başka bir takım tutması futbol tarihinde yaygın bir şey değildir. Kürtlerin politikleşmiş bir halk olması, en küçük kazanım için büyük bedeller ödemesi gerçeğinden yola çıkarsak, tarihsel olarak futbol sahalarında da kendine ait, aidiyet bağı kuracağı bir futbol takımına ihtiyaç vardı. O takımın ortaya çıkması ile birlikte, politik ve tarihsel olarak herhangi bir bağı olmadığı Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ı kısa sürede terk ederek, Amedspor etrafında kenetlendiler. Bu yazdıklarım durum tespiti ama asıl önemli yere geldik. Amedspor bundan sonra nasıl bir yolculuğa çıkmalı? Nasıl bir yapılanmaya gitmeli? Kendine nasıl bir hedef ve yol çizmeli? Bu soruların doğru yanıtı bulunmasa bu coşku bir süre sonra sönümlenir ve Amedspor zamanla Diyarbakırspor’a dönüşüp, misyonunu yerine getiremez olur.
Endüstriyel futbol üzerine birkaç not
Amedspor üzerine söz kuranlar, açıklama yapan siyasetçiler, geçmişin pratiğinden dolayı taraftarlık-aidiyet bağı ilişkisini sonuçlar üzerinden okuyarak, Amedspor’dan bir Barcelona çıkmalı hayali kuruyorlar. Bunun için yazıp-konuşuyorlar, istikamet çiziyorlar. Çünkü şimdiye kadar kazanan takımları tutmuşlar. Futbolu kazanmak üzerinden okuyorlar. Futbol işçi sınıfının sporu olarak ortaya çıkan bir oyundu. 1950’lerden itibaren Avrupalı ve Latin Amerikalı diktatörler futbolun kitleler üzerindeki gücünü keşfedip, toplumu apolitikleştirmede futbolu araçsallaştırdılar. O süreç 1970’lerin sonunda başka bir yere evrildi. Kapitalizm, futbolu yeni oyuncağı olarak yeniden tasarlamaya başladı. Buna uzun zamandır ‘Endüstriyel Futbol’ diyoruz. Futbolun bir oyundan çıkarılıp, futbolcuların, taraftarların ve en önemlisi oyunun kendisinin bir emtia olarak görüldüğü, buna göre pazara çıkarıldığı, sponsorluk, televizyon hakları, büyük para akışları, markalaşma ve yönetim şekli ile endüstrileştiği bir futbol dünyasındayız. Takım- aidiyet bağı ilişkisinin hormonlaştığı, takımların toptan alınıp- satıldığı, parası çok olanın, parayı basıp en iyi oyuncuları aldığı, futbolcuların ise oynadıkları takımla ilişkilerinin, bir iş akdinin ötesine geçmediği bir yerdeyiz. Endüstriyel futbolda, kulübün kar amacı, hisse senedi, borçlanma ve yatırımcılar ön plandadır bu da takımı şirket mantığı ile yönetmeye götürüyor. Hal böyle olunca, taraftar da müşteriye dönüştürülüyor. Amedspor böyle bir takım olabilir mi? Olmak isterse, geriye Amedspor kalır mı? Peki bu yerden yere vurduğumuz endüstriyel futbolun en başat 5 aktöründen biri kim? Tabi ki Barcelona.
Amedspor’dan bir Barcelona çıkar mı?
20 yıl önce ‘Kürtlerin Athletic Bilbao tarzı bir takımı neden olmasın’ diye yazdığımda, ne Barcelona ismini unutmuş, ne de Bilbao ismini öylesine yazmıştım. Barcelona, Katalan halkını temsil ediyor. Franco döneminde direnişin simgesiydi, bugün ise bu kimlik bir küresel pazarlama aracı olarak kullanılıyor. Her yıl dünyanın birçok yerinden en pahalı transferleri yapıyor. A. Bilbao ise 1911 yılından beri Basklı oyuncuları oynatıyor (Bask nüfusu yaklaşık 3 milyon). Bu durum kültürel bir direniştir ve ‘ithal oyuncu yok, Cantera ve taraftar yeter’ sloganını yaratmıştır. Aynı zamanda endüstriyel futbola karşı güçlü bir direnç sembolüdür ve kimliğe sahip çıkmadır. Belki de iki takımın tek ortak noktası, hisse senedi veya yatırımcı yerine, üyeler tarafından yönetilmesidir. Barcelona endüstriyel futbolun merkezidir. Stratejisi, yıldız transferler, yüksek bütçeli maaşlar üzerinden, sportif başarı ve finansal büyüme hedeflenir. A. Bilbao’da ise strateji, transferlerde minimal harcama, altyapıdan oyuncu çıkarma üzerinden, satışlardan gelir elde etmek ve yarışmacı bir takım hedeflenir. Barcelona’nın eleştirisel bir duruşu olsa da endüstriyel futbolun merkezindedir. Borçları yüzünden baskı altında ve bunu küresel gelirle finanse etmeye çalışıyor. Bilbao ise endüstriyel futbola meydan okuyor. Para için kimliğini satmıyor, başarıyı altyapıdan gelen Basklı oyuncular ile sağlıyor bu da sürdürülebilirlik ve taraftar bağlılığı getiriyor. İspanya ligi tarihinde küme düşmemiş 3 takımdan biri Bilbao ve kendi altyapısı ile 8 de lig şampiyonluğu var.
Neden Athletic Bilbao?
Amedspor’un kurumsallaşma ve futbolu yorumlama biçimi olarak A. Bilbao’dan öğreneceği çok şey var. bunlardan en önemlisi Bilbao’nun Cantera Modeli. Bilbao’yu dünya futbolunun en özgün takımı yapan şey bu model. Cantera, İspanyolca ‘taş ocağı madeni’ anlamına gelir. Futbolda karşılığı ‘yetenek madeni’dir. Bu deyimi, kendi altyapı ve akademilerini tanımlamak için kullanırlar. Lezama Futbol Akademisi 1971 yılında ciddi tesisleşmeye gitti. İspanya’da kurulan bu ilk kompleks 8 futbol sahası, spor salonu, minik bir hastane ve sporcuların kalması için yurtları barındırır. U9 takımından, kadın takımına kadar hepsi burada antrenman yapar. Futboldan elde edilen gelirler bu tesislere ek yapıların yapılmasında harcanır. Yılda tam 1.500 çocuk Lezama Futbol Okulunda denemelere katılır. Akademi iyi oyuncu çıkarmayı hedeflerken, öbür yandan çocuklardan iyi insanlar olmaları konusunda eğitim verir. Yaşı gelenler üniversiteye gönderilir.
Amedspor’un bugünden yarına bunları yapabilecek gücü elbette yok. Fakat yarışmacı, sürdürülebilir ekonomik kaynak yaratmak için bakacağı yer burası. İyi bir altyapı olmadan, oradan oyuncu çıkarmadan, ana omurga olarak aidiyet bağı güçlü 3-5 Kürt futbolcusunu yakın gelecekte takıma dahil edemeden gideceği yol, endüstriyel futbolun küçük ölçekli bir takımı olmaktan öteye gitmez. Geriye de bir misyon kalmaz. Unutmayalım ki, 3 milyonluk Bask halkı bunu başardıysa, Kürtler neden başarmasın? Yeter ki doğru örnekleri iyi inceleyelim, ham hayaller kurmayalım.









