• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Mayıs 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Geçmişi bugünün dünyasıyla konuşturabilmek

15 Mayıs 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

90’ların estetiği büyük bir tarihsel hafıza ve mücadele deneyimi taşır. Ancak bu hafıza, geleceğin yerine geçemez. Eğer bir toplum, sürekli geçmişin estetiği içinde tutulursa, yeni kuşakların kendi sesini kurma imkânı da o kadar tıkanmış olur

Nurhak Kılagöz

Kürt gerçekliğinde, geçmişten bu zamana kadar sahip olduğumuz akademi ve kültür kurumlarına baktığımızda, kurumlarımızı akademik sistemlerde yetişmiş öncülerin rehberliğinde değil de, bizzat yaşamın içinden, ihtiyaçtan doğan, öğretmen – öğrenci ayrımının eridiği, kolektif pratiklerden kurulduğunu görürüz. Yani akademilerin hem öğretmeni hem öğrencisi olmuş, sorular sormuş, cevapları kolektif üretim pratikleriyle bulmuş, deneyip yanılmış ama daha iyi, daha güzel, gelişmeye açık pratikleri de çoğaltarak bugünlere gelmişizdir. Yüzlerce şiir, roman yazılmış, filmler çekilmiş, tiyatro oyunları sahnelenmiş, albümler, konserler, festivaller yapılmıştır. Her üretim süreci kendi içindeki tartışmalarıyla, kavgalarıyla, emeğiyle yaşamın orta yerinde durmaktadır.

Bugün her birimiz kendi kişisel deneyimlerimizle bile geçmişten bugüne baksak, esas olanın “yaşamı demokratik kavramlarla tarif etmek değil, kendimizden başlayarak demokratikleştirmek” olduğunu söyleriz. Bu da temsil ve söylemlerin ötesinde, yaşamın her alanında eleştiriye açık olma, birbirimizi dinleme, yeni olana alan açma, farklı sesleri duyma, alışkanlıkları sorgulamayı… gerektirir. Demokratik yaşam çizgisi, günlük yaşamın her anında yeniden üretilmesi gereken toplumsal pratiktir. Bu düşünce dünyası, onu taşıyacak kurumsal yapı ve tutarlı pratikler olmadan yaşayamaz. İnsanoğlu sadece söyleneni değil, tekrar edilen pratikleri içselleştirir, bir davranış sürekli uygulanırsa alışkanlığa dönüşür, uygulanmazsa söner, zayıflar.

Bu durumun mikro düzeyde en net örneği öğretmenlik mesleğidir. Öğretmenlik mesleğinde sınıf yönetimi çok önemlidir ve öğrenme ile de büyük ilişkilidir. Bir öğretmen, okulun ilk günü, farklı kültürlerden, ebeveyn tutumlarından bir araya gelen öğrencilerin oluşturduğu bir sınıfta, okulun ve sınıfın ortak yaşam alanı olduğunu ve kolektif bir akıl ve kültürle hareket edilmesi gerektiğini, kendi kavramlarıyla dile getirip, her öğrencinin fikriyle sınıf kurallarını belirler.  Hatta kimi öğretmenler sınıf kurallarının yazılı olduğu kartları duvara asar, görünür kılar.

Bu ortak karar fikri çok önemlidir ama yeterli değildir. Bundan sonrasında esas olan öğrenme sürecine rehberlik eden öğretmenin, ilkeleri, kuralları ne derece esas aldığındadır. Çünkü çocuklar okul sürecinin her anında öğretmeni gözler, hafızasında kayıt alır. Öğretmenin olumlu pratikleri ne kadar ödüllendirip desteklediği kadar, olumsuz pratikleri ne derece görmezden geldiğini, karşısında durduğunu, doğru geri bildirimlerle destek olduğunu gözlemleyerek sınıfın parçası olur. Öğretmen okul sürecinde her pratiğe titizlikle geri dönüş yapmak zorundadır. Eğer bir kural uygulanmaz ve esnetilirse, uygulanmayan ilkeler çığ topu gibi sınıfa yayılır ve bu durum öğrenme ortamını da etkiler. “O da yaptı, ona neden bir şey demedin?” sorusu çoğu pratiğin cesareti olur. Sonuç olarak öğrenciler, öğretmenin ne dediğinden çok yaptıklarına bakar. Kitap okumak iyidir demekten öte kitap okuyan olmak esastır.

Bu durum toplum yönetiminde de aynı sorumlulukları gerektirir. Değişime uyum sağlamak, ortak bilinç, kurumsal güç ve süreklilikle mümkündür. Bir fikrin toplumsallaşması, yalnızca onun dile getirilmesiyle değil, tutarlı pratiklerle yaşatılmasıyla mümkündür. Ve bu hedef, estetik alanda da kendini gösterir: güzel olanın yalnızca tarif edilmesi değil, sistemli biçimde desteklenmesi gerekir. Fransız düşünür Pierre Bourdiue, “Toplumların beğenisi doğal gelişmez, inşa edilir” der. Öyle ki; bu inşa çok katmanlı bir süreçtir. Eğitim, medya, ekonomik koşullar iç içedir. Sanatçılar üretir, sınırları zorlar, kurumlar da bu süreci hızlandırır ya da yavaşlatır.

Örneğin, Diyarbakır Şehir Tiyatrosu öncülüğünde yürütülen çalışmalarla, topluma sunulan yeni oyunların, festival programlarıyla yapılan işbirliklerin, sahne tasarımlarının, bu süreci hızlandıran, inşa eden çok net örnekler olduğunu gururla söyleyebiliriz. Kürt tiyatrosu belli bir dönemin nostaljisine ve tekrarına sıkışmadan, üreterek risk alarak sürekli cazibesini artıran, içinde olmak için insanları kamçılayan bir yapı olarak varlığını sürdürüyor.

Fakat aynı gerçekliği Kürt müziği aracılığıyla yapılan belediye etkinlikleri ve organizasyonlarda göremiyoruz. Bu yönüyle Kürt müziği 90’lar nostaljisini tekrar etmenin ötesine geçemiyor. Bu tekrar hali, aynı anlatım dilinin, ritminin, armonisinin de tekrarıdır. Güvenli alandır, risk içermez ve bu tekrar müzik insanlarına yeni bir anlatım ve arayışın da yolunu kapatır. Ortaya çıkan çok şey, mevcut kalıpların varyasyonlarına dönüşür. Yeni imgeler kurulmaz, duygular tarif edilmez.

90’ların estetiği büyük bir tarihsel hafıza ve mücadele deneyimi taşır. Ancak bu hafıza, geleceğin yerine geçemez. Eğer bir toplum, sürekli geçmişin estetiği içinde tutulursa, yeni kuşakların kendi sesini kurma imkânı da o kadar tıkanmış olur. Bu süreçlerde kurumların hedefi tek başına talebi karşılamak değil, aksine talebi, beğeniyi üretmektir. “Halk bunu istiyor’’ söylemleri tespitten çok gerekçedir. Topluma sürekli aynı estetik sunuluyorsa, onu tercih etmesi şaşırtıcı da değildir. Hatta bu, özgür bir seçim değil, seçeneklerin sınırlılığının da sonucudur. Ve çoğu zaman içinde, halkın ne istediğini değil, ona neyin dayatıldığını da gizler.

Nostaljiyle söylemek istediğim şey, geçmişi inkâr etmek, yok saymak değil, bu mümkün de değildir. Mesele geçmişi bugünün dünyasıyla konuşturabilmektir. Çünkü yeni olan, geçmişi silerek değil, onu dönüştürerek ortaya çıkar.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

‘ALTTaki’ bizi eşitliyor

Sonraki Haber

Kürt sorunu tekçi mantık ve konjonktürel bakış ile çözülmez

Sonraki Haber

Kürt sorunu tekçi mantık ve konjonktürel bakış ile çözülmez

SON HABERLER

Düzgün Bava ardından Elif Ana Türbesi’ne saldırı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Tülay Hatimoğulları: Görüşmeler kesilmedi, bir yol haritası oluşabilir

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Bir kulüpten fazlası: Amedspor’un Süper Lig yürüyüşü

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Türkiye’de muhalif siyasetin hali ve pür melali

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Amedspor’u bekleyen tehlike

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Kürt sorunu tekçi mantık ve konjonktürel bakış ile çözülmez

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Geçmişi bugünün dünyasıyla konuşturabilmek

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır