• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Mayıs 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kültür

‘ALTTaki’ bizi eşitliyor

15 Mayıs 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Kültür, Manşet

Oyun kişisel hikâyeyi toplumsal eleştiriyle birleştirerek hem göçmen toplulukların sesini duyuruyor hem de ev sahibi toplumları sorguluyor

Mahsum Sağlam

Sanatın en temel yapı taşlarından olan tiyatro kapitalist modern çağın ışıklarının altında sessiz bir çığlık gibi kendini yeniden üretime dahil ediyor. İlkel insan topluluklarıyla başlayan ritüellerden, Yunan tragedyalarına, Ortaçağ’ın dinsel ayinlerinden Commedia dell’Arte’ye ve daha sonra Rönesans’la insan odaklı gelişen tiyatrolardan günümüz gerçekçiliği ve modern avangard akımlara değin karmaşık yapılara kadar ulaşabilmiş bir sanat dalı. Tarihin belki de en acımasız davrandığı bu sanat dalı perde arkasındaki emeğin görünmezliğe itildiği, sanatçıların ekonomik zorluklarla boğuştuğu, sahne bulmada yaşanan zorluklar ve bu alanın yeteri kadar desteklenmemesi gibi sorunlar içinde boğuşurken direniş olarak üretmekten geri adım atmıyor.

İnsanı insana anlatan bu sanat dalı birçok toplumsal olayı farklı bir pencereden bakabilme öğretisi sunan, belki de görünmezliği gördürten ve oyun perdesi kapandığında bizi yalnızlığımızla baş başa bırakıp düşünmeye itiyor. Hepimizin bildiği ama hepimizin sustuğu yerden harekete geçiyor tiyatro ve yüzümüze çarpıyor gerçekliğimizi. Bu nedenle her tiyatro gösterisi; biraz bipolar edebilmeli, seyirciyi biraz önce ağlatırken şimdi kahkaha attırıp güldürebilmeli.  Aynı zamanda her ikisini de yapmak zorunda değildir tiyatro, mesajını verip perdesini kapatabilir.

Sahnede göçmen krizi

Dünyanın birçok yerinde artan savaş ve çatışmaların bir sonucu olan göçmen sorunu son yıllarda tiyatroların bir hayli işlediği konuların başında geliyor. Göçmenlerin (özellikle mültecilerin ve işçi göçmenlerin) Avrupa’da karşılaştığı sorunlar —dil ve kültür çatışması, yabancılaşma, ırkçılık, entegrasyon zorlukları, bürokratik engeller, kimlik krizi, barınma/istihdam sorunları ve ötekileştirme— uzun yıllardır tiyatro sahnesinde güçlü bir şekilde işleniyor. Tiyatro, bu deneyimleri kişisel hikâyelerden toplumsal eleştiriye dönüştürerek göçmen toplulukların sesini duyurmaya çalışıyor. Özellikle 1960’lardan beri Avrupa genelinde göç dalgaları, 2015’teki Suriyeli mülteci krizi tiyatroların da eğildiği temel konuların başında geliyor.

‘Masanın Altında’

Roland Topor’un “Masanın Altında” adlı oyunu 1994 tarihinde yazılmış bir göçmen hikayesi. Oyun, sınıfsal çatışma ve kültürel dışlamaya maruz kalmasına rağmen sağduyusunu ve iyiliğini akıldışı şekilde yitirmeyen bir göçmen ile sistemin tüm acımasızlığına karşın empati becerisini yine akıldışı bir şekilde yitirmemiş bir Parisli kadın arasındaki duygusal yakınlaşmayı absürt bir durumla sunan sempatik bir oyundur.

 

1 - 11
- +

1.

2.

3.

4.

5.

6.

7.

8.

9.

10.

11.

‘ALTTaki’

Topor’un “Masanın Altında” adlı oyunu sanatçı yönetmen Rewşan Apaydın tarafından “ALTTaki” adıyla yeniden sahneye uyarlandı.  Gölge Tiyatro Topluluğunun geçtiğimiz 26 Nisan’da prömiyeri gerçekleştirilen “ALTTaki” oyunu genç yetenekler, Hasan Yavuz, Umut Şahin, Beyza Al ve Ahmet Said Yaşar’ın performanslarıyla hayat buluyor. Oyun sade bir dekorla küçük bir odanın küçük bir masası etrafında dönse de dış dünya ile bağı hiç kesilmiyor. Çevirmenlik yaparak hayatını kazanan ve yalnız yaşayan genç bir kadının (Florence Michalon) masasının altını göçmen Dragomir’e kiraya vermesiyle başlıyor hikâye. Florence ile göçmen Dragomir arasındaki romantik arkadaşlık, kültürel ve sınıfsal farklılıklar, göç ve aidiyet, ekonomik kriz gibi temalar; bu oyunda aşk olgusu etrafında absürt ögeler ve kara mizah perspektifiyle örülüyor. Oyun kişisel hikâyeyi toplumsal eleştiriyle hem göçmen toplulukların sesini duyuruyor hem de ev sahibi toplumları sorguluyor. Aynı zamanda Avrupa’nın “açık kapı” retoriğiyle gerçekteki dışlama, bürokrasi ve ırkçılık arasındaki çelişkiyi ortaya koyuyor. Yarattığı empatiyle ile izleyiciyi “öteki”nin yerine koyuyor ve ülkeler özelinde Avrupa’nın çok kültürlülük iddiasını test ediyor.

‘Hiç olmaktan korkuyorum’

Bir masanın altında yaşamak zorunda kalan göçmen karakter Dragomir memleket özleminin ağır bastığı bir zamanda ailesinin tüm fertlerini yitirdiği haberini almasıyla  “Unuttukça hiç oluyorum… Ben kimim ki unutuyorum… hiç olmaktan korkuyorum…” tiradı belki de en can yakıcı olan bölümdü. Florence ile kurulan yakın bağ onu masa altından masa üstüne taşısa da asla eşitlenemez bir sınıf çelişkisi sürekli yan karakterle besleniyor. Oyunun finali tam da bu kötücül üst sınıfın göçmenlerle eşitlenmesiyle birlikte seyirciyle de birleşerek herkesi eşitliyor. Ağır trajik bir konu olması seyirciyi yanıltmamalı çokça güleceğiniz komedi sahneleriyle trajikomikleşen uslüp oyunu farklı kılıyor.

Künye

Yazan: Roland Topor

Uyarlayan ve Yöneten:

Rewşan Apaydın

Yönetmen Yardımcısı: Barış Önal

Oynayanlar: Hasan Yavuz, Umut Şahin, Beyza Al, Ahmet Said Yaşar

Dekor ve Kostüm: Esra Enis

Işık ve Ses: Ferdi Boz

Dans – Koreografi: Berfin Dilan Güven, Aykut Aktuna

Etkinlik Türü: Absürt

Süre: 50 dakika

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kalıcı barışa geçişte kritik eşik

Sonraki Haber

Geçmişi bugünün dünyasıyla konuşturabilmek

Sonraki Haber

Geçmişi bugünün dünyasıyla konuşturabilmek

SON HABERLER

Düzgün Bava ardından Elif Ana Türbesi’ne saldırı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Tülay Hatimoğulları: Görüşmeler kesilmedi, bir yol haritası oluşabilir

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Bir kulüpten fazlası: Amedspor’un Süper Lig yürüyüşü

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Türkiye’de muhalif siyasetin hali ve pür melali

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Amedspor’u bekleyen tehlike

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Kürt sorunu tekçi mantık ve konjonktürel bakış ile çözülmez

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Geçmişi bugünün dünyasıyla konuşturabilmek

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır