Türkiye emekçilerinin ihtiyacı, sınırları çizilmiş ‘ucuz’ ve ‘daha ucuz’ emek havuzları değil; örgütlü ve güvenceli çalışma yaşamıdır. Bu nedenle ülkenin tüm bölgelerinde geçerli, eşit yurttaşlık temelinde bir asgari ücret talep ederken sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki tüm engellerin kaldırılması çağrısını da yükseltmek zorundayız
Berfin Diren Demirkaya
Ne zaman metropollerdeki yaşam pahalılığı gündeme gelse, aynı reçete önümüze konuyor: Bölgesel asgari ücret. Bölgesel asgari ücreti savunanların temel savı, başta kulağa mantıklı gelebilir: “İstanbul’daki konut kiralarıyla Anadolu’daki, Doğu’daki bir kentin konut kirası bir mi? Taban ücreti belirleyelim, metropollere ek ödeme yapalım; çeperde ise yatırımı ve dolayısıyla istihdamı teşvik edecek esnekliği sağlayalım.”
İşçi için mi, patron için mi?
Ancak Türkiye’nin ekonomi-politik gerçekliğinde bu öneri, yaşam pahalılığı karşısında metropol işçisini ferahlatmayı değil; sermayeyi müdafaa etmek için çeperi ucuz emek havuzu olarak muhafaza etmeyi vaat ediyor. Artık gün gibi ortada olan bir gerçek var: Türkiye’de asgari ücret, ortalama ücrettir. Türkiye’de bölgesel asgari ücret uygulamasının önü açılırsa, bu durum geçici bir düzenleme ya da istisnai bir uygulama olarak kalmaz; aksine ülkenin genel çalışma düzeni haline gelir. Bunu anlamak için 2014 yılında Batman’da yaşananlara bakmak yeterlidir. Temiz Giysi Kampanyası (Clean Clothes Campaign) tarafından hazırlanan 2014 tarihli bir rapora yansıyan tablo, bölgesel asgari ücretin beraberinde getirebileceklerinin göstergesi niteliğindeydi. O dönemde kamu otoriteleri, büyük hazır giyim markalarını ve yatırımcıları bölgeye çekebilmek için “Çin’den de ucuz” sloganıyla kampanya yürütüyordu. (1) Yatırımcılara vaat edilen şuydu: “Batman’a gelin, çünkü burada işçilere yalnızca asgari ücret ödersiniz, asgari ücretin bir kuruş fazlasını vermek zorunda kalmazsınız.”
Bu “ucuzluk”, bölgeye nitelikli bir kalkınma getirmedi. Nitekim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca hazırlanan SEGE-2025 başlıklı çalışmada sosyoekonomik gelişmişlik bakımından 81 il içinde 67. sırada yer alan Batman, alt boyutlara bakıldığında ise ucuz emek üzerine kurulan bu çarkın yarattığı çelişkiyi ortaya koyuyor. Kent, “Rekabetçi ve Yenilikçi Kapasite” boyutunda 50’li sıralara kadar yükselirken, sıra halkın yaşamına geldiğinde tablo aniden kararıyor: Kent, ulaşım ve altyapıyı gösteren “erişilebilirlik” boyutunda 80. sıraya kadar geriliyor; Eğitim, Sağlık ve Yaşam Kalitesi gibi temel göstergelerin tamamında ise 65-70 bandında çakılı kalıyor. (2) Kısacası “Çin’den de ucuz” Batman’da çarklar dönerken yaratılan zenginlik işçinin evine, öğrencinin okuluna, yurttaşın hastanesine girmiyor.
Çin örneği
Çin’in kendi bölgesel asgari ücret tecrübesi de bölgesel asgari ücret uygulamasının sonuçlarını açıkça gösteriyor. Sosyolog Pun Ngai’nin yaptığı araştırmaların (3) ortaya koyduğu üzere; Çin’de bölgesel asgari ücret uygulaması işçiler için koruyucu bir alt sınır olmaktan çıkarak alabilecekleri en yüksek ücrete dönüştü. Düşük ücretler nedeniyle kentte geçinemeyen yerli ve göçmen işçiler, ayda 100 saati bulan fazla mesailere zorlandı. Bölgeler arası ücret farkı, şirketlerin fabrikalarını daha ucuza işçi çalıştırabilecekleri iç şehirlere kaydırmasını beraberinde getirdi. Düşük ücretler, milyonlarca insanı ne kentte tutunabilen ne de köyüne dönebilen eğreti bir yaşama mahkûm etti.
İşte Türkiye’de bölgesel asgari ücret yasallaştığında yaşanacak olan tam olarak budur. Normalde asgari ücretin amacı, bir çalışana insanca yaşayabilmesi için verilebilecek en alt sınırı belirlemektir. Ancak bölgesel uygulamaya geçildiğinde, metropoller dışındaki illerde bu asgari sınır, patronların işçilere vereceği tavan ücrete dönüşür.
Bir bölge, hâlihazırda antidemokratik bir yapıya sahip olan Asgari Ücret Tespit Komisyonunca, resmi olarak “daha düşük maliyetli bölge” ilan edildiğinde, oradaki işçilerin İstanbul’un asgari ücret düzeyinden daha yüksek ücret isteme şansı tamamen ortadan kalkar. Sonuç olarak, Batman örneği tekil bir olay olmaktan çıkar; milyonlarca insanı daha da ucuza çalıştırmanın yasal kılıfı haline gelir.
Ayrıca konunun bir de ülkenin en temel sorunlarından biri olan Kürt Sorunu ile ilişkisi var. Öyle ki, Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde hayata geçirilecek olan daha düşük bir asgari ücret uygulaması, Kürt işçilerin emeğinin daha da değersiz ve daha ucuz olarak algılanmasına yol açacağından, mevcut ayrımcılığı daha da pekiştirecektir. Kısaca, eşit yurttaşlığın esas alınarak, demokratik bir çözümün arandığı bugünlerde bunu sabote edecek önerilerden uzak durmakta yarar var.
“Metropoller ve geri kalanı” çözüm değil
Bir örnek de ABD’den: Trump yönetiminin ABD pazarına giren binek otomobil ve kamyonlara yüklü gümrük vergileri getirdiğini duyurmasının ardından, ABD’de yüz binlerce otomobil işçisini temsil eden Birleşik Otomotiv İşçileri Sendikası (UAW) Trump yönetimini alkışlamıştı. (4) Sendika, bu kararla farkında olarak ya da olmayarak işçi sınıfını “ABD ve dünyanın geri kalanı” diye ikiye ayırmıştı. Bugün Türkiye’de sendikaların ve muhalefetin benzer bir mantıksal tuzağa düşme lüksü yok. Ücret ve gelir dağılımı adaletsizliği sorunu karşısında işçi sınıfını “metropoller ve ülkenin geri kalanı” olarak ayrıştıran, bir bölgedeki işçiyi diğerinin karşısına koyan veya çeperdeki emeği gözden çıkaran dar bakış açılarına teslim olmamak gerekiyor.
Toplumsal barışı daha da bozar!
Yoksullukla, açlıkla ve derinleşen gelir dağılımı adaletsizliğiyle mücadele etmek, toplumsal barışı tesis etmenin önkoşuludur. Ancak bu mücadele, ülkeyi “ucuz emek” ve “daha ucuz emek” biçiminde haritalandıran bölgeler arası ücret farklılaştırması ile değil; herkesi içeren bir yaşam ücreti talebi çerçevesinde verilmelidir. Türkiye’de asıl mesele asgari ücretin çok düşük olması ve zamanla ortalama ücret haline gelmesidir.
Asgari ücreti istisna haline getirmenin yolu ise sendikalaşmaktan ve toplu iş sözleşmesi kapsama oranlarını artırmaktan geçiyor. Ne var ki Türkiye’de sendikalaşma oranları yüzde 14,5 seviyesinde. Dahası özel sektörde toplu iş sözleşmesi kapsama oranı yüzde 4-5’lere kadar düşüyor. (5)
Başka bir deyişle milyonlarca işçi, ücretini masada patronlarla pazarlık ederek belirleme hakkından tamamen yoksun. ITUC tarafından hazırlanan Küresel Haklar Endeksi 2026 yılı verileri de Türkiye’nin işçi hakları bakımından en kötü on ülke arasındaki yerini koruduğunu gösteriyor. (6) Fiili grev yasakları, sendikal baskılar ve sendikal nedenle işten çıkarmalarla anılan Türkiye’de bölgesel asgari ücret, örgütsüz ve korumasız bırakılmış kitleleri doğrudan patronların insafına terk etmek anlamına geliyor.
Oysa toplu iş sözleşmesi kapsama oranı genişler ve grev hakkı başta olmak üzere sendikal hak ve özgürlükler etkin biçimde kullanılabilirse, metropollerdeki yaşam maliyetlerini karşılamak doğrudan masada mümkün hale gelir. Nitekim bugün örgütlü işyerlerindeki kimi toplu iş sözleşmelerinde yer alan “yaşam maliyeti farkı ödemesi” ya da “büyükşehir tazminatı” gibi maddeler bunun somut örnekleridir. Böylece bölgesel asgari ücretin tetikleyeceği dibe doğru yarışa karşılık toplu iş sözleşmesi masasında asgari ücreti erozyona uğratmadan yaşam standartlarını yukarı çekmek mümkün olacaktır.
Sonuç olarak
Türkiye emekçilerinin ihtiyacı, sınırları çizilmiş “ucuz” ve “daha ucuz” emek havuzları değil; örgütlü ve güvenceli çalışma yaşamıdır. Bu nedenle ülkenin tüm bölgelerinde geçerli, eşit yurttaşlık temelinde bir asgari ücret talep ederken sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki tüm engellerin kaldırılması çağrısını da yükseltmek zorundayız.
Dip notlar:
- Clean Clothes Campaign. (2014). Stitched Up: Poverty Wages for Garment Workers in Eastern Europe and Turkey. https://cleanclothes.org/file-repository/resources-publications-stitched-up-1 (22.07.2026).
- Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı. (2025). SEGE-2025. https://www.sanayi.gov.tr/merkez-birimi/b94224510b7b/sege/il-sege-raporlari (22.07.2026).
- Pun Ngai, (2016). Migrant Labor in China: Post-Socialist Transformations.
- United Auto Workers. (2024). In a Victory for Autoworkers, Auto Tariffs Mark the Beginning of the End of NAFTA and the “Free Trade” Disaster. https://uaw.org/tariffs-mark-beginning-of-victory-for-autoworkers (16.12.2025).
- DİSK-AR (2026). Sendikalaşma ve Toplu Pazarlık Raporu. https://arastirma.disk.org.tr/wp-content/uploads/2026/01/Sendikalasma-ve-Toplu-Pazarlik-Rapor-Ocak-2026-1.pdf (23.07.2026).
- ITUC (2026). https://www.ituc-csi.org/turkiye (23.07.2026).









