• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
9 Ağustos 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

Claudia Koroll: Abdullah Öcalan’ın çağrısı dünya için bir barış fırsatı

9 Ağustos 2026 Pazar - 10:05
Kategori: Dünya, Manşet

Claudia Korol, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın silahların devre dışı bırakılması yönündeki adımını hem bölge hem de dünya açısından önemli bir barış fırsatı olarak değerlendirdi. Claudia Korol, daha güçlü bir enternasyonalist dayanışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın ardından demokratik çözüm, halkların ortak yaşamı ve yeni toplumsal örgütlenme modellerine ilişkin tartışmalar sürerken diğer tarafta ‘Çerve yasa’ Kanunu meclise sunulması ardından hukuki sürecin işletilmesi bekleniyor. Arjantinli gazeteci ve yazar Claudia Korol, Abya Yala’daki yerli halkların sömürgecilik karşıtı mücadeleleri ile Kürt halkının özgürlük mücadelesi arasındaki tarihsel ve siyasal ortaklıkları değerlendirdi.

Abya Yala’da, 15. yüzyılda başlayan Avrupa fetihleri ve sömürgeleştirmesinden önce, kendi topraklarına, kültürüne, kimliğine ve kendi dillerine sahip çeşitli yerli halklar yaşamakta olduğunu belirten Claudia Korol, “Bazı durumlarda, bugün ‘bilimsel’ olarak kabul edilen matematik, mimarlık, şifa bilgileri, beslenme bilgileri, araç ve silah yapımı gibi alanlarda yüksek düzeyde deneyim ve bilgiye sahiptiler. Bu durum özellikle Maya ve İnka gibi “yerleşik” olarak adlandırılan halklarda görülüyordu; Guarani, Mapuçe ve Qom gibi göçebe halklar söz konusu olduğunda ise farklı biçimlerdeydi. Başlıca İspanya ve Portekiz krallıkları ile ayrıca Fransa ve İngiltere tarafından gerçekleştirilen Avrupa istilası, büyük bir şiddet yoluyla yanlış bir biçimde “Batı uygarlığı” olarak adlandırılan düzeni tesis etti. Yerli halkların kimliğini, dilini, kendilerine özgü adalet biçimlerini inkâr etti, yok saydı ve onları kulluğa ve köleliğe, özerkliklerini yitirmeye mahkûm etti. 19. yüzyılda Avrupa’dan sözde “bağımsızlık” sürecine gelindiğinde, bu bağımsızlık, Ulus-Devletlerin kurulması yoluyla gerçekleştirildi. Bu Ulus-Devletler, söz konusu halkları farklı ülkeler arasında toprak ve siyaset bakımından böldü, sömürgeciliği yeniden üretti ve kulluk ile köleliği onlarca yıl boyunca sürdürdü. 20. yüzyılda ise bağımsız bir ulus olarak kurulan ABD, emperyalist aşamasındaki sömürgeciliğe ve ataerkil kapitalizme yeni bir ivme kazandırarak, Abya Yala’nın güneyindeki bütün halkları kendi politikasına tabi ve bağımlı kılmaya çalıştı. “Amerika Amerikalılarındır” sloganı onun temel şiarıydı. Bu slogan, “Abya Yala ABD’nindir” şeklinde de çevrilebilir. Kürdistan örneğinde Osmanlı İmparatorluğu, Kürt halkına ve bölgenin diğer yerli halklarına yönelik baskının ilk aşamasını oluşturdu. Toprakların “modern” ulus-devletler arasında bölünmesiyle birlikte sömürgecilik yeni bir boyut kazandı” dedi.

Abya Yala ve Kürdistan

Abya Yala ile Kürdistan arasındaki deneyim paylaşımı bugün halkların mücadelesine nasıl katkı sunabileceğine dair konuşan Claudia Korol, şu ifadeleri kullandı:

“Abya Yala ve Kürdistan halkları arasında kurulacak bir diyalog, ortak bir tarihin farkına varmamızı, bu tarihe karşı geliştirilen direniş biçimlerini karşılaştırmamızı ve hem tabi kılınma hem de özgürleşme süreçlerinde yaşanan farklı deneyimlerden öğrenmemizi sağlayacaktır. Böyle bir diyalog aynı zamanda, günümüzde uygulanan sömürgeci politikalara birlikte karşı koymanın yollarını göstererek halklarımızın yağmalanmasından, militarize edilmesinden ve kriminalize edilmesinden sorumlu olan aktörleri birlikte teşhis etmemize de olanak tanıyacaktır. Bunun yanı sıra, Abya Yala’da bazı halkların çok uluslu devletlerin kurulmasını öneren yaklaşımları ile Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin ulus-devlet sistemini aşmayı öneren yaklaşımının karşılaştırılması, bu siyasal önerilerin başarılarının ve sınırlarının birlikte değerlendirilmesi son derece önemlidir. Bu doğrultuda, farklı yerli halkların şifa, beslenme ve yaşam bilgilerini yeniden kazanmak bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim bunun ilk adımları bir bakıma pandemi döneminde atılmıştır. Kürdistan’da ise kadınların öncülüğünde, kendi örgütlenme, kültür ve siyaset anlayışına dayanan bir devrim projesi önerilmektedir. Üzerinde birlikte düşünülmesi gereken bir diğer konu ise dar milliyetçiliklere ve sınır politikalarına yöneltilen eleştiridir.”

Yerli halkların varlığını tanıma

“Ulus-devletlerin yerli halkların varlığını tanıdığı farklı örnekler bulunmaktadır. Bunlardan biri, Evo Morales’in devlet başkanlığı dönemindeki Bolivya Çok Uluslu Devleti’dir” diyen Claudia Korol, “Bu modelde Aymara, Keçuva ve diğer yerli halkların bu toprakların halkları olduğu kabul edilmiştir. Benzer şekilde Paraguay’da da anayasa Guarani halkını tanımakta, hatta Guarani dili İspanyolcanın yanında resmî dillerden biri olarak kabul edilmektedir. Ancak bu tanınma, bu halkların tam anlamıyla özerkliklerinin, kimliklerinin, kendi eğitim, iletişim ve adalet sistemlerinin tanınması anlamına gelmemektedir. Yerli halklar, hükümetlerin ekonomik politikalarında kendilerine yer bulamamakta ve yaşamlarını hâlâ son derece zor koşullar altında sürdürmektedir” diye belirtti.

Savaş politikaları

İktidar odaklarının savaşçı politikalarını güçlendirmek için halkları kullanma biçiminin bir parçası olduğunu düşündüğünü belirten Claudia Korol, “Örneğin Kürt halkının Suriye’de ya da İran’da varlığının kabul edilebileceği yönündeki yaygın anlayış, Rojava’da kendi özerk örgütlenmesini kurma hakkının tanınmasına gelince kabul görmemektedir. Dahası, Suriye’de Türkiye’nin olası bir saldırısına karşı koyabilmesi için Kürtlere askerî destek verilmesine de karşı çıkılmaktadır. Benzer şekilde, İsrail ve ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü politikalar kapsamında, İran’daki Kürt nüfusunu bu savaşın bir parçası olarak kullanma hesabı da yapılmaktadır” dedi.

Abdullah Öcalan’ın ulusal kurtuluş modeli

“Abdullah Öcalan’ın ulusal kurtuluş modeli, toplulukların yerelden başlayarak, yerel komünler temelinde ve demokrasiyi merkezine alan bir toplumsal örgütlenme önermesinin önünü açmaktadır” diyen Claudia Korol, şu ifadeleri kullandı:

“Demokrasi kavramı Batı tarafından büyük ölçüde çarpıtılmıştır. Bu nedenle bazı halklar bu kavrama kuşkuyla yaklaşmaktadır. Çünkü demokrasi adına işgaller gerçekleştirilmiş, halk önderleri katledilmiş, insanlar hapsedilmiş, katliamlar yaşanmış, sömürgeci hegemonik güçlerin işgal ettiği topraklardan halklar zorla çıkarılmış, hatta soykırımlar gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle hangi demokrasiden söz ettiğimizi, bunun içeriğinin ve pratiğinin ne olduğunu açıklamak büyük önem taşımaktadır. Demokratik Ulus’ta nasıl bir iktidar anlayışının ifade edildiği sorusu da, seçim süreçleriyle başlayıp yine seçim süreçleriyle sınırlı kalan, çoğu zaman hileli seçimlere ya da açık otoriter rejimlere dönüşen farklı “demokrasi” anlayışlarına karşı durabilmek açısından temel bir tartışma başlığıdır.

Demokratik Ulus fikri, Demokratik Konfederalizm önerisinde ifadesini bulan toplumsal ve halk iktidarıyla ayrılmaz bir ilişki içindedir. Toplumlar ve yerli halklar açısından ulus-devlet modeli, baskı ve sömürü ağının temel unsurlarından biridir. Demokratik Ulus kavramı ise bu anlayışı tersine çevirmektedir. Demokratik Ulus, katı siyasal sınırlara, tek bir dile, belirli bir kültüre, tek bir dine ya da tarihin tek bir yorumuna bağlı değildir. Tam tersine, çoğulluğu ve topluluk olmayı ifade eder. Aynı zamanda özgür ve eşit bireylerin birlikte, dayanışma içinde yaşadığı bir toplumu anlatır. Demokratik Ulus, özgürlük ve dayanışma bilincine dayanan ortak bir anlayışı paylaşan insanların, toplumsal, diplomatik ve kültürel alanlarda olduğu kadar ekonomi, hukuk ve öz savunma alanlarında da özerk kurumlara sahip bir ulus olarak örgütlenmesine olanak tanır. Demokratik özerklik ise toplulukların ve bireylerin kendi kendilerini yönetmesine dayanır. Bu öneri, halklara ve topluluklara kendi deneyimlerinin içinden doğan gerçek bir karar alma gücü kazandırmaktadır. Bu yönüyle, devletleri savaş ve saldırı makinelerine dönüştüren milliyetçi mantığın karşısında yer almaktadır.”

Komünal iktidar ve yerli özerkliği

Abya Yala’daki plürinasyonel devlet, komünal iktidar ve yerli özerkliği tartışmaları ile Kürt Halk Önderi’nin demokratik toplum düşüncesi arasındaki ortaklıkları ve farklılıklara dair konuşan Claudia Korol, “Abya Yala’da ortaya çıkan öneri, devleti ortadan kaldırmayı değil, devletin niteliğini ve nasıl örgütlendiğini değiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu öneri, aynı topraklarda bir arada yaşayan farklı kültürlere ve kimliklere duyduğu saygı bakımından demokratik toplum önerisiyle ortaklaşmaktadır. Ancak belirli sınırlar içinde şekillenmekte ve bazı durumlarda, çok uluslu devletin anayasal önerileriyle çelişen komünal yönetim biçimlerini devletin denetimine de tabi tutabiliyor” diye konuştu.

Enternasyonalist dayanışma ihtiyaç var

Abdullah Öcalan’ın çağrısını değerlendiren Claudia Korol, şunları söyledi:

“Öcalan’ın silahların devre dışı bırakılması yönündeki adımını, hegemonik güçlerin varlıklarını sürdürmenin temel yolu olarak savaşı ve militarizmi teşvik ettiği bir dönemde, hem bölgenin hem de dünyanın barışına yönelik gerekli ve önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Demokratik Konfederalizm önerisiyle de bağlantılı olan bu barış önerisi, kadın devrimini temel alarak farklı dinlere, kültürlere ve kimliklere sahip halkların bir arada yaşamasına olanak tanımaktadır. Ancak Erdoğan’ın, Türkiye hükümetinin ve ABD ile İsrail gibi emperyalist güçlerin bu çağrıya verdiği yanıt bu yönde güçlü bir ilerleme olmadığı da görülmektedir. Bu durum, Kürdistan halkı başta olmak üzere dünyanın diğer halkları açısından ciddi gerilimler ve tehditler yaratmakta, aynı zamanda daha güçlü bir enternasyonalist dayanışma ve ortak mücadele ihtiyacını da ortaya koymaktadır.”

Haber: Melek Avcı\JINNEWS

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Çerçeve yasa için ortak çağrı: Demokratikleşme ve özgürlüklerin önü açılmalı

Sonraki Haber

Ana akım ‘çerçeve yasayı’ nasıl gördü?

Sonraki Haber

Ana akım 'çerçeve yasayı' nasıl gördü?

SON HABERLER

Kanatlı Arkadaşlar: İran zindanlarında direnişin ve özgürlük arayışının hikâyesi

Yazar: Yeni Yaşam
9 Ağustos 2026

İkinci Paris Katliamı davasının duruşma tarihi belli oldu

Yazar: Yeni Yaşam
9 Ağustos 2026

Hizbullah-Haşdi Şabi, İsrail-Türkiye açmazları, BAE-Suudi politikaları: Suriye savaş merkezine döndü

Yazar: Yeni Yaşam
9 Ağustos 2026

Birinci derece sit alanı mağara korunmuyor

Yazar: Yeni Yaşam
9 Ağustos 2026

Ana akım ‘çerçeve yasayı’ nasıl gördü?

Yazar: Yeni Yaşam
9 Ağustos 2026

Claudia Koroll: Abdullah Öcalan’ın çağrısı dünya için bir barış fırsatı

Yazar: Yeni Yaşam
9 Ağustos 2026

Çerçeve yasa için ortak çağrı: Demokratikleşme ve özgürlüklerin önü açılmalı

Yazar: Yeni Yaşam
9 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır