• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
30 Eylül 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Halkın Dersim’i ile devletin ‘Tunç eli’-Pakrat Estukyan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
28 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Tarih boyunca bağımsız kalmış, bağımsızlığını korumuş olan Dersim, 1938’de bu özelliğini trajik bir şekilde yitirmiş, devlet güçlerinin soykırım niteliğindeki ‘Tunç eli’ operasyonuna yenik düşmüştür.

Devlet, şehri fethetmekle yetinmemiş, Roma İmparatorluğu’ndan gelme bir anlayışla, şehir halkının gururunu da çiğnemeyi görev bilmiştir. Bölgenin öz savunmasını kırdıktan sonra, yine bu topraklarda egemenlerin kadim bir geleneği olarak halkını da sürgün etmiştir. Zaferini taçlandırmak için şehrin tarihî adını yok ederek, halkı sürekli aşağılamak üzere, sadece il merkezini değil, tüm vilayeti askeri operasyonun adıyla ‘Tunceli’ olarak adlandırmıştır.

31 Mart 2019 yerel seçimlerinden sonra M. Fatih Maçoğlu’nun başkanlığında şekillenen yeni belediye meclisinin ilk kararlarından biri, şehrin adının ‘Dersim’ olarak tescil edilmesi oldu.

“Kentimizin kültürü, tarihi ve inanç biçimini yaşatmak adına belediyemiz hizmet binasında bulunan tabelada yazılı ‘Tunceli’ ibaresinin değiştirilerek yerine ‘Dersim’ ibaresinin yazılması oy çokluğuyla kabul edildi.”

Hükümetin ortağı ve siyaset belirleyeni konumundaki Devlet Bahçeli, bu kararı “Komünist şarlatanlık” olarak nitelemiş ve oldukça ağır cümlelerle eleştirmişti.

“Türkiye’de resmi olarak Dersim ismiyle anılan bir vilayet yoktur, olamayacaktır. Komünist ve bölücü komploya göz yummak, alttan almak, sessiz kalmak feci akıbetlere davetiye çıkaracak, beka düzeyinde tehlikelere kapı aralayacaktır. Hiç kimse aldığı oy ve desteğe güvenmemelidir. Hiç kimse Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamaya kalkışmamalıdır” diyen Bahçeli, konuşmasını veciz bir ifadeyle, “Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir” diyerek sonlandırdı.

Resmî tarih yazıcılarına göre 1938’de yaşanan, devletin egemenliğine başkaldıran, vergi ve asker vermeyi reddederek devlete isyan eden eşkıyanın yok edilmesidir. Dönemin basını bu algının yerleşmesi konusunda çok önemli bir işleve sahip olmuştur. Öncelikle, uzun bir hazırlık aşamasının ardından gerçekleştirilen ele geçirme operasyonunu ‘isyan bastırma’ olarak kazımıştır zihinlere. Hızını alamamış, isyanı bastırarak bölgeye medeniyet götürüldüğünü iddia edebilmiştir.

İşin aslı ise, tekçi bir ulus inşasına girişen yeni devletin, birden fazla aykırılıklar içeren bir yapıya tahammülsüzlüğü ile açıklanabilir. Ulus-devlet anlayışının temel harcı Türk ve Sünni İslam temelinde karılınca, Kızılbaş-Alevi inancı, Zaza dili ve kültürü yeterince ayrıksı bir görüntü oluşturuyordu. Üstelik bölgede halen ciddi oranda Ermeni varlığı da devlet aklı için bir kaygı unsuru oluşturuyordu. 1919’dan başlayarak, ‘Kurtuluş Savaşı’nın önemli dayanaklarından biri 1915’de sürülen Ermenilerin geri gelerek gasp edilen mallarını geri alacağı, hatta intikam alacağı söylemi üzerine kurgulanmıştı. Geniş köylü kitlelerinin Kurtuluş Savaşı’na katılımı bu tehdit ile sağlandı. O yüzden de bu savaş ülkeyi işgal eden Fransız, İtalyan, İngiliz, Rus ve Yunan askerlerinden çok, ülkenin vatandaşı olan Hıristiyan halklardan ‘kurtulmanın’ savaşıydı. Bu sosyopsikolojik iklim içinde Dersim her zaman koparılıp atılması gereken bir çıbanbaşı olarak görüldü.

Valinin kapısında ‘Tunceli’, belediye başkanının kapısında ‘Dersim’ yazması basit bir isim ihtilafı değildir. Bu ayrışmanın arkasında çok daha derin bir hikâye var. Bu hikâyeyi görmek, bilmek ve anlatmak zorundayız.

Korku filmlerinde sıkça işlenen bir temadır, haksızlığa uğrayanların ruhları yüz yıl sonra da olsa, o haksızlığı görmezden gelenlerle hesaplaşır. Türkiye’de haksızlığa uğrayarak kefensiz gömülenlerin, hatta gömülmeye dahi layık görünmeyenlerin ruhları daha uzunca bir süre aramızda gezecek ve hesap soracaklar. Üstelik zaman ilerledikçe o ruhların sayısı da fena halde artıyor.

Bu kâbustan kurtuluşun yolu eski günahlardan arınmaktan geçer, ama devlet geleneği arınmayı, yüzleşmeyi bir yana koymuş, yeni günahlar yaratmaya devam ediyor. Varlığını, bekasını zorbalıkla sağlamayı benimsemiş, aykırı bulduğu her şeyi ezmeye kararlı bir devlet aklı var karşımızda.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Savaş uğultusu ve süreç

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

“Savaşta her şey basittir, ama en basit şey bile zordur” Clausewitz Geçen haftaki yazımızda küresel ölçekte bir savaş uğultusu olduğunu...

Sorun doğru teşhis edilsin

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Eğer Kürt Halk Önderi böyle zorlu bir sorunda örgüt yönetimi ve kadroları ile görüşemezse bu süreç sağlıklı gelişemez. Bunu anlamamak...

14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla K. Marx, J. London, S. Freud, A. Gide gibi bir çok...

Kurtlar sofrası

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

Bir MİT ajanının (Kaşif Kozinoğlu) 2011 yılında cezaevindeyken fenalaşarak ölmesi, geçtiğimiz ay yeniden soruşturulmaya başladı. Bu yeni bakış bağlamında ölümün...

Adalet mi dediniz?

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

BM’de toplanan ülkeler ilkeleri için sunum yaptılar. Türkiye adına Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşma yaptı. O kadar güzellemeler ve bazı ülkeler için...

Ya çözüm ya da seçimsiz diktatörlük ve savaş

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

Özgür Özel’in “sosyal patlamanın eşiğindeyiz” sözünü neden sarf ettiğini hatırlayanınız var mı? Sanmıyorum. Siz hafızalarınızı yoklaya durun, ben size, meydana...

Sonraki Haber

Yeni demokratik görevleri unutmayalım-Ömer Ağın

SON HABERLER

Savaş uğultusu ve süreç

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

Altın şirketlerinin hedefi Kürt coğrafyası

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

Türkiyeli sosyalistler için strateji sorunu ve güncelin seçeneği

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

İtalya, Federe Kürdistan ve Irak’taki askeri varlığını sona erdirdi

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Londra’daki konferansın ilk günü sona erdi: Özerklik ve barış deneyimleri ele alındı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Kütahya’da kadın cinayeti: İş yerinde katledildi

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Fon soruşturması: Melis Sandal ve babası hakkında yakalama kararı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır