• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Temmuz 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kültür

Munzur hafızadır, sahip çıkalım

16 Temmuz 2026 Perşembe - 00:00
Kategori: Kültür, Manşet, Söyleşi

Bu yıl 24’üncüsü düzenlenecek Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin temasını ve kapsamını Dersim Belediyesi Eşbaşkanı Birsen Orhan ile konuştuk: 

  • Dêrsim sadece ekonomik olarak değil ekolojik, kültürel ve toplumsal olarak da kuşatma altında. Biz böylesi bir dönemde festivali yalnızca bir kültür-sanat etkinliği olarak değil, halkın hafızasına sahip çıktığı bir buluşma olarak görüyoruz
  • Kayyıma, ekonomik zorluklara ve engellere rağmen festival yine dayanışmayla hayat bulacak. Çağrımız net gelin, sahip çıkın, 24. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ni sadece izleyen değil, üreten, tartışan, dayanışmayı büyüten ve birlikte kuranlar olalım

Duygu Kıt

Ara verilmeden 2000 yılından bu yana düzenlenen, binlerin Dêrsim’e geldiği, Dêrsim’in binlerle buluştuğu Munzur Kültür ve Doğa Festivali, bu yıl 24. kez düzenlenecek. Tarihi boyunca yasaklamalar gören, düzenleyicilerine ve katılımcılarına soruşturmalar açılan festival, bu sene yoğunlaşan ekolojik tahribat, artan göç ve işsizlik gölgesinde gerçekleşecek. Son yıllarda kendini tekrar eden bir döngüye girdiği gibi tartışmalara konu olan ve 30-31 Temmuz ile 1-2 Ağustos tarihleri arasında “Hafıza ve Özgür Yaşam İçin, Doğamıza, Dilimize, Kültürümüze ve İnancımıza Sahip Çıkıyoruz” temasıyla yapılacak 24. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin amacını ve içeriğini yerine kayyım atanan Dêrsim Belediyesi Eşbaşkanı Birsen Orhan ile konuştuk.

  • 24. Munzur Kültür ve Doğa Festivali bu yıl nasıl bir atmosferde gerçekleşiyor?

Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ni oldukça zor ama bir o kadar da kararlı bir atmosferde karşılıyoruz. Bir yandan ekonomik kriz, yoksulluk, göç ve işsizlik her geçen gün derinleşirken diğer yandan doğamız, yaşam alanlarımız, kültürümüz ve inancımız, irademiz çok yönlü saldırılarla karşı karşıya. Dêrsim uzun süredir sadece ekonomik olarak değil ekolojik, kültürel ve toplumsal olarak da kuşatma altında. Biz böylesi bir dönemde festivali yalnızca bir kültür-sanat etkinliği olarak değil, halkın hafızasına, kimliğine ve ortak yaşamına sahip çıktığı güçlü bir buluşma olarak görüyoruz. Bir de şunu belirtmekte fayda var biliyorsunuz ki festivallerin yükü yerel yönetimler üzerinden gerçekleştirilen bir çalışma, dolayısıyla bunun en güçlü ayağı eksik. Kayyıma rağmen gerçekleştireceğimiz bir festival. Çünkü mali, teknik, insan gücü birçok noktada belediye yürütücü güç oluyordu. Bu festival kolektif bir irade ve akılla açığa çıktı ve hala da öyle devam ediyor. Festivalimiz saldırıların hedefinde özellikle politik hattından koparılmak isteniyor. Festival siyasallaşıyor söylemi özel savaş politikalarının bir tezahürüdür. Oysa suyundan meşe ağacına kadar politik duruşu olan bir kentte bunu dayatmak ve bu çizgiden koparmak çok iyi niyetli bir yaklaşım değil. Yasaklanan festivallerimiz oldu, hâlâ kente girişi yasaklanmış sanatçılar var. Konaklama ciddi bir sorun, yurtlar her yıl tadilat var denilerek açılmıyor. Kentin de bunu karşılayacak konaklama zemini yok ve olsa bile ekonomik kriz ile karşı karşıya iken bu ciddi bir külfete dönüşüyor. Yine stadyumun kapıları halka kapalı. İşte böyle bir atmosferde bir festival gerçekleştiriyoruz. Ama umutla ama inatla. Hatta son yıllarda iktidar eliyle organize edilen sözde festivaller de bu politikanın bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Tamamen popülerlik, tüketim ve gösteri anlayışı üzerine kurgulanan bu etkinliklerle, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin temsil ettiği toplumsal hafızaya alternatif yaratılmak isteniyor.

Bu yalnızca farklı bir festival düzenleme meselesi değildir. Amaç, Dêrsim’in mücadeleyle örülmüş kültürel ve toplumsal birikimini görünmez kılmak, halkın kendi değerleri etrafında yarattığı ortak hafızayı aşındırmak ve festivalin yıllardır temsil ettiği demokratik, özgürlükçü ve toplumsal dayanışma çizgisini etkisizleştirmektir. Kültürü içeriğinden koparıp ticarileştiren, tarihi ve kimliği folklorik bir gösteriye indirgeyen bu yaklaşım, hafızasızlaştırma politikalarının kültür alanındaki yansımasıdır. Bir de şunu belirtmek gerekir ki festivale ilişkin her eleştiriyi ve öneriyi kıymetli buluyoruz. Elbette eksiklerimizi tartışmalı, kendimizi geliştirmeliyiz. Ancak değerlendirme yaparken bazı temel gerçeklikleri de gözden kaçırmamak gerekiyor.

Bugün festivalin geçmiş yıllardaki kitleselliğine ulaşamamasını yalnızca programın içeriği ya da biçimine ilişkin tarifleme durumu doğru değildir. Asıl mesele, Dêrsim’in yıllardır uygulanan politikalar sonucu giderek insansızlaştırılmasıdır. Özellikle genç nüfus büyük ölçüde metropollere ve yurt dışına göç etmek zorunda kaldı. Öte yandan il dışından festivale gelmek isteyen birçok aile de ulaşım, konaklama ve diğer temel giderlerin yarattığı ekonomik yük nedeniyle bu isteğini hayata geçiremiyor.

Dolayısıyla festivali değerlendirirken ülkenin içinde bulunduğu ekonomik kriz, yoksulluk, göç ve Dêrsim’in demografik yapısını değiştiren politikaları birlikte ele almak gerekir. Tüm bu olumsuz koşullara rağmen Munzur Kültür ve Doğa Festivali, halkın sahiplenmesi ve dayanışmasıyla varlığını sürdürmeye devam ediyor. İşte bütün bunlara rağmen 24. Festival dimdik ayakta.

  • Festivalin bu yılki teması “Hafıza ve Özgür Yaşam İçin…” Bu tema Dêrsim’in bugününe ne söylüyor?

Aslında bu tema Dêrsim’in bugün karşı karşıya olduğu tüm sorunları ve aynı zamanda mücadele hattını özetleyen bir tema. Çünkü biz hafızayı yalnızca geçmişe dönük bir anma olarak görmüyoruz. Hafıza, halkların kimliğini, kültürünü, dilini, inancını ve direniş geleneğini geleceğe taşıyan en güçlü köprüdür. Dêrsim, tarih boyunca katliamlarla, zorunlu göçlerle, asimilasyon politikalarıyla ve inkârla karşı karşıya kalmış bir coğrafya. Bugün de farklı biçimlerde bu politikaların devam ettiğini görüyoruz. Doğamız madencilik projeleriyle, barajlarla ve ekolojik yıkımla tehdit edilirken dilimiz unutulmaya, kültürümüz folklorik bir unsur haline indirgenmeye, inancımız ise kendi hakikati dışında tanımlanmaya çalışılıyor. Aynı zamanda halkın seçme ve seçilme hakkına yönelik müdahaleler, kayyım politikaları ve demokratik alanın daraltılması da özgür yaşam anlayışını doğrudan hedef alıyor. Dolayısıyla belirlediğimiz tema, yalnızca kültürel bir çağrı değil aynı zamanda ekolojik, demokratik, kadın özgürlükçü ve toplumsal bir mücadele çağrısıdır.

  • Festival programı temayı nasıl somutlaştırdı? Bu yıl öne çıkan etkinlikler neler?

Programımız sadece konserlerden oluşmuyor. Elbette sanat bizim için çok önemli çünkü müzik, edebiyat ve sanat halkların hafızasını taşıyan en güçlü alanlardan biridir. Ancak Munzur Kültür ve Doğa Festivali hiçbir zaman sadece bir eğlence festivali olmadı. Her zaman düşüncenin, tartışmanın, dayanışmanın ve ortak üretimin de mekânı oldu.

Bu yıl gerçekleştireceğimiz panellerde doğa talanını, ekolojik mücadeleyi, dil ve kültür politikalarını, inanç özgürlüğünü, demokratik siyaseti ve güncel toplumsal gelişmeleri farklı yönleriyle ele alacağız. Kadın özgürlüğünü ve kadın mücadelesini merkeze alan etkinliklerimiz olacak. Belgesel gösterimleriyle Dêrsim’in hafızasını, geçmişten bugüne yaşananları ve direniş deneyimlerini yeniden konuşacağız. Sanat Sokağı’nda kurulacak serbest kürsü ile Dêrsim’in güncel meselelerini tartışacağız. Gençlerin, çocukların ve farklı toplumsal kesimlerin katılımını önceleyen etkinlikler de festivalimizin önemli bir parçasını oluşturacak.

Festival boyunca doğa yürüyüşleri ve kutsal mekân ziyaretleriyle Munzur’un, Düzgün Baba’nın ve Dêrsim coğrafyasının yalnızca doğal güzelliklerini değil, taşıdığı tarihsel ve inançsal anlamı da birlikte paylaşacağız. Çünkü bizim için doğa yalnızca korunması gereken bir çevre değil yaşamın, inancın ve kültürün ayrılmaz bir parçasıdır.

  • Festivalde Dêrsim’in öne çıkan sorunlardan olan göç, işsizlik ve ekolojik yıkım vurgusu nasıl yer alıyor, festival bu sorunlara nasıl bir söz söylüyor?

Dêrsim’in bugün en yakıcı sorunlarının başında göç ve işsizlik geliyor. Ne yazık ki her geçen yıl daha fazla genç politik baskılar, hukuksuz yargı süreçleri ya da kendi kentinde bir gelecek kuramadığı için Dêrsim’i terk etmek zorunda kalıyor. Üretim geriliyor, kent boşalıyor, nüfus yaşlanıyor. Bu yalnızca ekonomik bir sorun değil Dêrsim’in toplumsal dokusunu doğrudan etkileyen çok boyutlu bir mesele. Kentin demografik yapısı hızla değişiyor. Birçok insanın dile getirdiği gibi Dêrsim’e özgü toplumsal dokunun giderek zayıfladığı hissediliyor. Kendi kentimizde yabancılaşma duygusunu daha fazla yaşamaya başlıyoruz.

İşsizliğin, yoksulluğun ve umutsuzluğun derinleştiği bir yerde toplumsal sorunların büyümesi de kaçınılmaz oluyor. Gençlerin geleceksizlik duygusuyla baş başa bırakılması, bağımlılık, çeteleşme başta olmak üzere birçok sosyal sorunun yaygınlaşmasına zemin hazırlıyor. Dayanışma kültürünü zedeleyen yapılanmalar, kadınları hedef alan şiddet ve sömürü biçimleri, gençleri toplumsal yaşamdan koparan politikalar da bu tablonun bir parçası. Bir yandan da Dêrsim’in inanç mekânları ve kutsalları giderek turistik ya da ticari bir bakış açısıyla ele alınıyor. Son dönemde cemevleri üzerinden yaşanan tartışmalar da gösteriyor ki halkın inanç değerlerini ve iradesini gözetmeyen yaklaşımlar toplumda ciddi bir rahatsızlık yaratıyor. Bütün bunları birbirinden bağımsız değerlendirmek mümkün değil.

Biz bu tabloyu kader olarak görmüyoruz. Festivalimizde gerçekleştireceğimiz panellerde göçü, işsizliği, yoksulluğu ve bunların yarattığı toplumsal sonuçları bütün yönleriyle ele alacağız. Ekolojik yıkımla göç arasındaki bağı, yerel üretimin nasıl güçlendirileceğini, gençlerin kendi kentinde onurlu bir yaşam kurabilmesinin yollarını, demokratik ve komünal yaşamın imkânlarını birlikte tartışacağız. Çünkü biz inanıyoruz ki Dêrsim’in geleceği kendi örgütlü toplumsal yaşamına sahip çıkmasıyla kurulabilir.

  • Kadın mücadelesi festivalde nasıl yer aldı? Gülistan Doku için nasıl bir çağrı yapacaksınız?

Kadınlar bu festivalin sadece bir parçası değil, bu festivalin kurucu iradesidir. Munzur Kültür ve Doğa Festivali bugün hâlâ ayaktaysa bunda kadınların emeğinin, örgütlülüğünün ve mücadelesinin çok büyük payı var. Bu nedenle kadın etkinliklerini ayrı bir başlığın ötesinde festivalin ruhunu besleyen en önemli alanlardan biri olarak görüyoruz.

Bu yıl kadın panelimizde barışı, demokratik toplum sürecini, komünal yaşamı, kadın mücadelesini, kadın katliamlarını ve örgütlenmeyi kadın özgürlüğü perspektifiyle ele alacağız. Çünkü biliyoruz ki kadınların sözünün ve iradesinin olmadığı hiçbir barış kalıcı olamaz, hiçbir demokratik toplum gerçek anlamda kurulamaz. Dêrsim’in hafızasına baktığımızda da en zor zamanlarda yaşamı yeniden kuran, dili, kültürü ve inancı geleceğe taşıyan hep kadınlar olmuştur.

Elbette ki Gülistan Doku’yu da unutmayacağız. Gülistan bu kentin kanayan vicdan yarasıdır. Aradan yıllar geçmesine rağmen bazı gelişmeler olsa dosyada kamuoyunun vicdanını rahatlatacak bir ilerleme sağlanmadı. Ailenin ve avukatlarının defalarca dile getirdiği talepler karşılıksız bırakıldı, ifadelerine başvurulacağı söylenen isimlerle ilgili süreçler işletilmedi. Buradan bir kez daha soruyoruz neyi bekliyorsunuz? Kamu görevlileri söz konusu olduğunda üstünlerin hukuku mu işliyor?

Festivalimiz boyunca Gülistan Doku için de sesimizi yükselteceğiz. Çünkü Gülistan’ın akıbetinin ortaya çıkarılması yalnızca bir ailenin talebi değil kadınların yaşam hakkı, hakikat ve adalet mücadelesinin ortak sorumluluğudur. Gülistan bulunana, gerçekler açığa çıkana kadar “Gülistan Doku nerede?” diye sormaya devam edeceğiz.

  • Munzur Kültür ve Doğa Festivali bugün neden hâlâ önemli? Dêrsimlilere ve festivale gelecek herkese çağrınız nedir?

Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne katılacak herkese öncelikle şunu söylemek isterim buraya sadece bir konser izlemeye ya da birkaç gün vakit geçirmeye gelmeyin. Munzur Festivali demokratik değerlere sahip çıkma iradesinin adıdır. Bu festivali de tam olarak bu ruhla sahiplenmek gerekiyor. Panellere katılalım, tartışalım, birbirimizi dinleyelim, doğamıza ve kutsal mekânlarımıza sahip çıkalım. Ardımızda çöp bırakmayalım. Çünkü bu festival, yıllardır halkın ortak emeğiyle, dayanışmasıyla ve mücadelesiyle bugünlere geldi.

Buradan sadece dışarıdan gelecek dostlarımıza değil, Dêrsim’de yaşayan herkese de bir çağrı yapmak istiyorum. Bu festival yalnızca tertip komitesinin ya da birkaç kurumun omuzlayacağı bir organizasyon değildir. Esnafından işletmecisine, ev sahibinden yurttaşına kadar herkes bu festivalin bir parçasıdır. Festival günlerinde Dêrsim’in dayanışma kültürünü ve misafirperverliğini hep birlikte büyütmeliyiz. Ne yazık ki son yıllarda festival dönemlerinde özellikle konaklama, yemek ve birçok temel hizmette ciddi fiyat artışları yaşanıyor. Elbette herkes ekonomik krizden etkileniyor, herkes geçim mücadelesi veriyor. Ancak Munzur Festivali’ni fırsatçılığın değil dayanışmanın ruhuyla karşılamamız gerekiyor. İnsanların memleketine gelmesini zorlaştıran, festivale katılımını güçleştiren bir yaklaşım kimseye kazandırmaz. Bu festival ticari bir kazanç kapısı değil; ortak değerlerimize sahip çıktığımız, yıllardır emekle büyüttüğümüz bir halk buluşmasıdır.

Unutmayalım ki bu festivale gelenler yalnızca misafir değil dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanına savrulmuş Dêrsimliler, dostlarımız ve bu kentin değerlerine sahip çıkan insanlardır. Onların yeniden memleketiyle buluşmasını kolaylaştırmak, kendilerini burada evlerinde hissettirmek hepimizin ortak sorumluluğudur. Dêrsim’i Dêrsim yapan da zaten bu dayanışma kültürü ve ortak yaşam anlayışıdır. Ben inanıyorum ki bu yıl da halkımız festivaline sahip çıkacak. Kayyıma, ekonomik zorluklara ve tüm engellemelere rağmen bu festival yine dayanışmayla, umutla ve ortak emekle hayat bulacak. Çağrımız çok net gelin, sahip çıkın 24. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ni sadece izleyen değil, üreten, tartışan, dayanışmayı büyüten ve birlikte kuranlar olalım.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Adalet nöbetleri ve Üçüncü Yol’un potansiyeli üzerine

Sonraki Haber

Tecavüz failleri değil, mağdur aile köyünü terk etti

Sonraki Haber

Tecavüz failleri değil, mağdur aile köyünü terk etti

SON HABERLER

Tecavüz failleri değil, mağdur aile köyünü terk etti

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

Munzur hafızadır, sahip çıkalım

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

Adalet nöbetleri ve Üçüncü Yol’un potansiyeli üzerine

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

Direniş ekonomisi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

Özgür Kürt Çizgisi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

Tarihin Temmuz çetelesi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

15 Temmuz’un 10. yılı: Restorasyondan nereye?

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır