• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
27 Nisan 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Orhan Yılmazkaya, kırık sandalye ve ‘Apocu Siyaset Tarzı’

26 Nisan 2026 Pazar - 23:00
Kategori: Forum, Manşet

Devrimci özne, koşulların tamamlanmasını bekleyen bir aktör değil, eksik ve çelişkili koşullar içinde harekete geçmeyi göze alan kimsedir. Beklenen an, ancak beklemeyi bıraktığında ortaya çıkar; ya da hiç gelmez. Bu yüzden devrimci, elindeki kırık sandalyeyle oturmayı öğrenmek zorundadır

Mihri Yılmaz

27 Nisan 2009’da İstanbul Bostancı’daki bir evde, sakin ama büyük bir coşkuyla söyledikleriyle hafızalarımıza kazınan Orhan Yılmazkaya, Türkiye devrimci hareketinin yakın dönemde yetiştirdiği en özgün isimlerden biridir. Onu anlamak, sadece bir devrimcinin yaşam öyküsünü anlamak değil, aynı zamanda bir siyaset tarzını, bir kavrayış biçimini anlamaktır. Bu yazının amacı, Orhan Yılmazkaya’nın Kandil’de öğrendiğini ifade ettiği “Apocu siyaset tarzı”nın ne anlama geldiğini tartışmaktır. Çünkü Orhan’a göre, Türkiyeli devrimcilerin öğrenmesi gereken en önemli politika yapma tarzlarından birisi budur.

Orhan’ın temel kavrayışı: Kürdistan devriminin varlığı

Orhan Yılmazkaya’yı Türkiye devrimci hareketi içerisinde ayrıştıran en özgün yanlarından birisi, Kürdistan devriminin yapısal önemini birçoklarından önce kavramış olmasıdır. Ona göre, Kürt devrimcilerinin ve Kürdistan Özgürlük Hareketi’nin varlığı olmadan, ne Türkiye’de ne de Ortadoğu’da kalıcı bir devrimci gelişme mümkündür. Bu, sıradan bir dayanışma söylemi değil, doğrudan bir stratejik tespittir. Orhan, bu tespiti yaparken sadece teorik bir çıkarımda bulunmamış, aynı zamanda fiili olarak Kürdistan’ın dağlarında pratik deneyim de edinmiştir. Onu sıradan bir entelektüelden ayıran da budur.

Kırık sandalyede oturmak

Orhan’ın bu deneyimlerde derinlemesine kavradığı ve edinilmesi gerektiğini belirttiği en önemli kavramsallaştırma, “Apocu siyaset tarzı”dır. Bu kavram, Abdullah Öcalan’ın önderliğindeki hareketin yıllar içinde geliştirdiği belirli bir siyaset yapma biçimini ifade eder. Orhan, bu tarzı yaşadığı şu anekdotla açıklar

Zap sıcağında bir kurumda bir öğlen yemeği molasında Kürt misafirperverliğini iyice koyultan PKK yoldaşlığıyla az sayıdaki plastik sandalyelerden biri bana verildi. Kötü malzemesi aşırı sıcak ve düzensiz zemindeki zorlanmalarla deforme olmuş sandalyenin bir bacağının oturmamla kıvrılması ve benim dengemi kaybetmem bir oldu.

Kendimi zor toparlarken durumu kurtarmak adına arkadaşların yoldaşça sıcaklıklarına güvenle onlara “Nedir bu Türk solunun sizden çektiği, altımıza kırık sandalye veriyorsunuz” diye şaka ile saldırdım. Birimin sorumlusu olan değerli yoldaş bana “Heval…” dedi, “Burası Ortadoğu…” derken ben ağzından lafı kaparak her ortalama insanın yapabileceği bir akıl yürütmeyle cümleyi tamamladım: “Oturmadan evvel sandalyenin sağlamlığını kontrol edecektim, değil mi?” dedim. Yoldaş ise beklemediğim şekilde “Hayır” dedi ve otuz yıldır bu topraklarda onca badireye karşı başarılı bir varlık sürdüren bir siyasal birikimin karşımdaki somut temsili olarak siyasal ustalığın formülünü verdi: “Hayır yoldaş, kırık sandalyeye oturmasını bileceksin!”

Evet, bu tarif Ortadoğu’da siyaset tarzı üzerine onlarca cilt kitaptan daha aydınlatıcıdır. 

Apocu siyaset tarzı işte budur: Koşulların asla tamamlanmış, güvenli ve öngörülebilir olmadığı bir coğrafyada, riski göze alarak, kırık imkânlarla siyaset yapmayı bilmek. Orhan’ın deyimiyle, “devrimcilik biraz da risk almayı sevenlerin işidir.” Bu tarz, başarının yanı sıra komploları, tasfiyeleri ve zorlukları içinde barındırır. Ama Orhan’a göre, ancak bu riski göze alan hareketler tarihsel olarak bir şeyleri değiştirebilmiştir.

Politika dersinin giriş kitabı: Apocu siyaset tarzı

Orhan Yılmazkaya’nın vurgusu nettir: Apocu siyaset tarzı, Türkiyeli devrimciler tarafından öğrenilmesi gereken bir stratejik duruştur. Orhan Yılmazkaya’ya göre bunun nedeni, Türkiye solunun uzun bir süredir  “sağlam zemin” bekleyen siyaset geleneği içinde şekillenmiş olmasıdır. Bu gelenek, devrimci eylemi belirli ön koşullara bağlar: Devrimin koşulları tamamlansın, öncü parti kurulsun, sınıf bilinci kritik eşiğe ulaşsın, halk kendiliğinden harekete geçsin… Bu beklemeci anlayış, aslında bir tür “devrimci mükemmeliyetçilik”tir ve pratikte sonuç vermek yerine eylemsizliği meşrulaştıran bir ideolojik işlev görür.

Yılmazkaya’nın yakından tanıyarak gözlemlediği ve altını kalın harflerle çizdiği Apocu siyaset tarzı, bu anlayışa kökten bir itirazla ortaya çıkar. “Koşullar hiçbir zaman tamamlanmaz” önermesi, sadece bir gözlem değil, aynı zamanda bir yöntem ilkesidir. Devrimci özne, koşulların tamamlanmasını bekleyen bir aktör değil, eksik ve çelişkili koşullar içinde harekete geçmeyi göze alan kimsedir. Beklenen an, ancak beklemeyi bıraktığında ortaya çıkar; ya da hiç gelmez. Bu yüzden devrimci, elindeki kırık sandalyeyle oturmayı öğrenmek zorundadır.

Onun sözleriyle “Kendi başarısızlıklarımızın çözümünü yapamıyorsak da, karşımızdaki başarı örneğini anlamak adına Kürt Özgürlük Hareketi’nin “Apocu siyaset tarzını”  anlamaya çalışmak  özellikle önemlidir.

Bu bir tercih ya da karakter erdemi değildir. Orhan’a göre bu, doğrudan politikanın özellikle de Ortadoğu’da politika yapmanın dayattığı yapısal bir zorunluluktur. Ortadoğu’da siyaset, sabit dengeler üzerine kurulmaz; devletler kırılgandır, ittifaklar geçicidir, hegemonya hiçbir zaman tamamlanmamıştır. Böylesi bir bölgede “sağlam zemin” bekleyen bir devrimcilik, ya daimi bir bekleme konumuna mahkûmdur ya da tarih dışı kalır. Apocu siyaset tarzı ise bu yapısal belirsizliği bir engel olarak değil, eylemin tam da kendisini mümkün kılan zemin olarak kavrar. Öğrenilmesi gereken şey, işte bu kavrayıştır.

Orhan Yılmazkaya’nın bu çıkarımı elbette teorik bir soyutlama değildir. Kürdistan Özgürlük Hareketi, yaklaşık kırk beş yıldır fiilen kırık bir sandalyede oturmaktadır. 12 Eylül, Filistin günleri, 84 Atılımı, serhildanlar, 15 Şubat, Rojava ve bir çırpıda sayılabilecek birçok başlık mücadele tarihinin kırık sandalye üzerinde geçtiğini göstermektedir.

Bugün ise “müzakere süreci” “görüşmeler” ve  İran’daki durum da benzer bir tablo sunmaktadır. Olanaklar kadar risklerin de içerisinde olduğu bir ortamda direniş devam etmektedir. Bu da bir kırık sandalye pratiğidir.

Orhan’ın sandalyesi sahibini arıyor

Orhan Yılmazkaya, teorisyenliği ile militanlığı birleştirebilen nadir isimlerden biridir. Onun öğrenilmesini mutlaka zorunlu gördüğü, “Apocu siyaset tarzı” ise hâlâ anlaşılmayı beklemektedir.

Orhan’ın bıraktığı temel ders şudur: Devrimcilik, koşulların olgunlaşmasını beklemek değil, kırık sandalyede oturmayı göze alabilmektir. Orhan’ı anlamak, o sandalyeye oturmaktan çekinmemektir. Anısına saygıyla…

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kürt-Türk ilişkilerinin tarihsel gelişimi

Sonraki Haber

Nazan Üstündağ: Kaybedilmek istenen kadın tahayyülüdür

Sonraki Haber

Nazan Üstündağ: Kaybedilmek istenen kadın tahayyülüdür

SON HABERLER

Küresel Sumud Filosu ‘2026 Bahar Misyonu’ yola çıktı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Binlerce ‘Gülistan’ adalet bekliyor

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Savaş ve Palantir

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Nazan Üstündağ: Kaybedilmek istenen kadın tahayyülüdür

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Orhan Yılmazkaya, kırık sandalye ve ‘Apocu Siyaset Tarzı’

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Kürt-Türk ilişkilerinin tarihsel gelişimi

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Hafızanın sahnede yürüyüşü: Moraşîn

Yazar: Yeni Yaşam
26 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır