Ergin Atabey İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden gazetemiz için yeni bir yazı kaleme aldı:
- Açık ki yanılgılı bakış açısı, hatta ‘Kendini özne olmaktan çıkartan’ (Rêber Apo) yaklaşımlar vardır. Kendini karşı güce göre konumlandırma durumu yaşanmaktadır. Rêber Apo bu durumu, ‘Objektif olarak kendini özne olmaktan çıkarma’ olarak tanımlıyor
- Unutulmamalıdır ki Rêber Apo’nun geliştirdiği özgür iradeli Kürt Çizgisi ve ‘Aktif Dinamiği’ bir özne olarak oluşturmuştur. Rêber Apo’nun politikasının odağında şu vardır: Karşı gücün ne yaptığının farkındadır. Buna karşı bir özne olarak kendi stratejisini geliştiriyor
- Kırım sistemine işbirlikçilik yapanların güya Kürt adına konuşuyor oluşları ilginçtir. Tasmaları özel savaş rejiminin elinde olanların söz söyleme hakları yoktur. Rêber Apo bu kesimleri İngiliz aklıyla hareket ettikleri için ‘Lawrence’ın Torunları’ olarak tanımlamaktadır
Ergin Atabey*
Kürtlerin yaşanan sürece daha somut bakma, daha iyi anlama, direnç, mücadele ve inşayı Demokratik Toplum/Ulus ve demokratik entegrasyon temelinde derinleştirmeye, geliştirmeye ihtiyaç vardır. Kuşkusuz bu da bilinen klişeleşmiş, ezberlenmiş bakış açısını aşan bir bakış açısını gerekli kılıyor. Kürtlerin daha somut düşünmeleri, olup-bitenleri anlamaları, pratik-politikayı somut duruma göre geliştirmeleri gerekmektedir.
Açık ki bu konuda yanılgılı bakış açısı, hatta “Kendini özne olmaktan çıkartan” (Rêber Apo) yaklaşımlar vardır. Elbette karşı güce eleştirel yaklaşılır. Fakat ağırlıklı olarak yaşanan, kendini karşı güce göre konumlandırma, salt özel savaş rejiminin psikolojik savaş politikalarını dillendirmekle sınırlı kalınma durumu yaşanmaktadır. Rêber Apo bu durumu, “Objektif olarak kendini özne olmaktan çıkarma” olarak tanımlıyor.
Kürt dinamiği
Karşı gücün her tür olumsuz politikası olabilir. Dikkat çekilen bu hususlar birer olasılık olarak doğru da olabilir. Ama unutulmamalıdır ki Rêber Apo’nun geliştirdiği özgür iradeli Kürt Çizgisi ve “Aktif Dinamiği” bir özne olarak oluşturmuştur. Nasıl ki karşı güç geçmişte tek başına belirleyici değildiyse, şimdi de değildir. Eğer her türlü tek taraflı politikasını uygulayabilseydi, bugünkü gelişmeler ortaya çıkmazdı. Rêber Apo’nun politikasının odağında şu vardır: Karşı gücün ne yaptığının, yapmaya çalıştığının farkındadır. Buna karşı bir özne olarak kendi stratejisini, taktiğini, pratik-politikasını geliştiriyor. Bu noktada önemli olan, Kürtlerin bunu anlamlandırması, özümsemesi ve uygulamasıdır.
Bu anlamda Demokratik Toplumun/Ulusun ve demokratik entegrasyonun başarısı kararlaşmış, iradeleşmiş ve somutlaşmış dirence, mücadeleye ve inşaya bağlıdır. Kürtler bu temelde direnci, mücadeleyi ve inşayı iç içe “Realize” ettikleri oranda her türlü olumsuz politikaları boşa çıkartabilecektir.
İç sorgulama
Açık ki bu konuda eksiklikler var. Karşı güç üzerine ağırlıklı olarak enerji harcandığı için inşacıların ve kurumların eksiklikleri üzerinde fazla durulmuyor. Bu yönlü içe doğru bir sorgulamadan ziyade daha çok dışa dönük bir konumlanma söz konusudur.
Oysa Rêber Apo’nun yarım asırlık hamleleriyle öne çıkan “Kürt jeopolitiği” üzerinde ve etrafında ciddi gelişmeler yaşanıyor. Özgür Kürt Çizgisi Ortadoğu’da kırımcı statükoyu parçalamıştır. Eğer bugün yüzyıl önce “İngiltere Aklı’yla” (Rêber Apo) Kürt kırımı üzerinde inşa edilmiş “Kırım Sistemi” (Rêber Apo) parçalanmışsa bu Rêber Apo’nun geliştirdiği Özgür Kürt Çizgisi sonucu olmuştur. “Kırım Sistem’nin” tamamen aşılması yine Özgür Kürt Çizgisinin Demokratik Toplum/Ulus ve demokratik entegrasyon temelindeki direnci, mücadelesi ve inşasıyla gerçekleşecektir.
Rêber Apo, “Ne Kürtlerin durumu herhangi bir halkın durumuna benziyor, ne de Özgür Kürt Çizgisi klasik ulusal çizgisine benziyor” diyor. Kürt halkına bilinen sömürge politikalarının ötesinde kırım uygulanmıştır. Bunun temeli Balfour ve Kahire Konferansları’yla atılmıştır. Rêber Apo bunun nedenini, “Siyonizm’in Ortadoğu’da güç kazanması, Protoisrail’in kurulması; Musul-Kerkük’ün ele geçirilmesi; İngiltere’nin Ortadoğu’da hegemonik güç olması” temelinde çözümlüyor. Kürtler bu temelde kırım kıskacına alındı.
Kırım kıskacının mimarı “İngiltere Aklı”dır. Bu akıl Kürtleri parçalayıp kırım görevini verdiği işbirlikçi ulus-devletlerle Kırım İttifakını kurmuştur. Rêber Apo bu ittifakı, “Örtülü Kırım İttifakı” olarak tanımlıyor. Bu kırım ittifakının açık, bilinen yönleri olsa da gerek kapitalist modernite güçlerinin gerekse de dört ulus-devlet arasında örtülü yönleri daha fazladır. Yüzyıldan uzun süredir bu örtülü ittifak çok acımasızca uygulandı. Şeyh Sait’ten Ağrı’ya Dêrsim’den Mahabad’a ve Halepçe’ye… Her şey uygulandı. En yoğunu da son çeyrek asırda uygulanmıştır; halen de yürürlüktedir. Bu örtülü ittifakın anlaşılmasına ihtiyaç vardır.
Kararsız denge
Rêber Apo bu ittifakın yeni durumunu “Kararsız Denge” olarak tanımlamaktadır. Bu “Kararsız Denge”yi ortaya çıkaran temel etken kuşkusuz Özgür Kürt Çizgisi’dir. Yarım asırdan uzun süredir gelişme gösteren ve gelişme yaratan Özgür Kürt Çizgisi ittifakın dayandığı statükoyu büyük oranda işlevsiz kılmıştır. Diğeri ise, ABD-İsrail’in Ortadoğu’daki hegemonya savaş örtülü ittifakın üzerinden şekillendiği statükoyu parçalamıştır. Rêber Apo buna protoisrail sürecinin bitişi, “Postisrail sürecinin başlaması” olarak tanımlıyor. Protoisrail kurulurken Kürt Kırımı üzerinde statüko kuruldu. Postisrail süreci söz konusu statükonun parçalanması temelinde geliştiriliyor. Bu “Kararsız Denge” yeni bir durumu ifade ediyor.
Kırım ittifakına dayalı statükonun parçalanması, Kürtler açısından “Kararsız Denge”nin ortaya çıkması yeni imkânları, fırsatları ortaya çıkarmıştır. Ancak bu tek başına çözümü getirmiyor. Rêber Apo “Kararsız Denge” durumunun açığa çıkarttığı imkânlara dikkat çekerken, bu yeni durumun kendine özgü yine, “Örtülü, çelişkili, paradokslu” yönlerine dikkat çekmektedir. Kürtler söz konusu “Örtülü, çelişkili, paradokslu” duruma göre özgüce, öz iradeye dayalı direnç, mücadele ve inşacılığı geliştirdiği oranda “Kararsız Denge”nin oluşturduğu imkânları değerlendirebilir. ABD-İsrail hegemonya savaşı kendi çıkarları önünde engel gördüğü örtülü ittifakı yıkarken, bir taraftan yeni örtülü ittifaklar kurmakta, öte yandan da kırım statükosunu korumak isteyen güçlerle çelişki, paradoksal pozisyona düşmektedir. Örtülü ittifak yönü, hegemonya savaşındaki çıkarları gereği statükocu güçler bu çıkarlara hizmet ettikleri noktada Özgür Kürt aleyhine geliştirmektedir. Statükocu güçlerle çelişkili ve paradokslu yönü ise, yükselen Özgür Kürt jeopolitiğiyle ile ilişkilenmeleridir. Bu durum Kürtlere alan açmaktadır. Fakat “Kararsız Denge”deki ilişki, çelişki ve paradokslara düz yaklaşılmamalıdır. Rêber Apo “Kürtlerin sarsıcı 10 günü” olarak tanımladığı Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik “İkinci 15 Şubat Komplosu”nda olduğu gibi örtük ittifak devreye girebilir.
Lawrence’ın Torunları
Bu noktada özel savaş rejiminin süreci başlatmalarının nedeni Kürtleri ittifaksız bırakma olarak yapılan değerlendirmelere ilişkin birkaç şey söylenebilir. Genel olarak Kürtler her tür olasılığı düşünmelidir. Daha kötüsü de hedeflenmiş olabilir. Ancak mücadele zaten her tür olumsuzluğu önlemek değil midir? Öte yandan Rêber Apo’nun geliştirdiği süreçle her alanda olduğu gibi diplomasi-ittifak alanında da Kürtlerin önü açılmıştır. Unutulmamalıdır ki demokrasi, ittifak da güç, yetenek meselesidir. Kürtlerin yükselen jeopolitiği, Rêber Apo’nun hamlesi diplomasi, ittifak alanında da Kürtlerin önünü açmış. Mesele bunu doğru değerlendirmekte düğümleniyor. Açık ki bu konuda yetersizlik, tek yönlü kalma durumu var. Bu konuda esas olan hangi gücün hangi hesap yapması değildir; “Kararsız Denge” durumunda Kürtlerin ne yaptığı önemlidir.
Bu konuda her yönüyle kırım sistemine işbirlikçilik yapanların güya Kürt adına konuşuyor oluşları daha ilginçtir. Tasmaları özel savaş rejiminin elinde olanların bu konuda söz söyleme hakları yoktur. Rêber Apo bu kesimleri İngiliz aklıyla hareket ettikleri için “Lawrence’ın Torunları” olarak tanımlamaktadır.
Her şey bir yana, önemli olan Rêber Apo’nun geliştirdiği “Stratejik Kürt Aklı”yla Kürtlerin “Kararsız Denge”yi lehlerine sonuçlandıracak ustalığı her yönüyle gerçekleştirmeleridir. “Kararsız Denge” kendiliğinden Kürtlerin lehlerine sonuçlanmaz. Yüzyıllık örtülü ittifak “Judenrat” ve “Lewrence’nin Çocukları”na dayalı güncellenebilir. Bu açıdan Kürtlerin çok boyutlu yaratıcılık sergilemeleri önemlidir.
İnşacının rolü
Rêber Apo, “Örtülü ittifakla kurulan kırım sisteminin ömrü çoktan doldu; hatta uzadı” demektedir. Artık Özgür Kürt Eğilimi kırım sistemini kabul etmeyecektir. Fakat inşacıların yetersizlikleri örtülü ittifaka zemin olmaktadır. İnşacıların her yönüyle “Kararsız Denge” durumunu tam olarak değerlendirememeleri, her parçanın özgünlüğüne ve bütünlük ilişkisine göre rollerini oynamamaları örtülü ittifaka zemin sunmaktadır. Asıl üzerinde durulması gereken budur. Rêber Apo, “İçe doğru, yetkince mücadele yürütmeyen, dışa karşı da başarılı mücadele yürütemez” diyor.
Demokratik Toplum’u/Ulusun inşası önündeki dış engeller zaten biliniyor. Asıl olan inşacıların yaşadığı sorunlardır. Dış engellerin aşılması inşacıların sorunlarını gidermesine bağlıdır. Bu sorunlara odaklanılması her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır. Zaten kimse her şeyin güllük-gülistan olduğunu söylemiyor. Rêber Apo Kürtlere uygulanan politikayı “İkinci Dünya Savaşı ile Birinci Dünya Savaşı arasındaki Hitler’in, Franco’nun ve Mussolini’nin uyguladığı” politikalara benzetmektedir. Bu politikanın boşa çıkartılması inşacıların inşacı yaratıcılığına bağlıdır. “Kararsız Denge” de bu temel Özgür Kürt lehine çözülebilir.
Rêber Apo’nun çözümlemeleriyle örtük olan her şey açığa çıkartılmıştır. Rêber Apo, “Her şeye rağmen Türkiye’de reform imkânı vardır” demektedir. Kürtler hem dikkatli, hem de başkalarından beklenti içerisine girmeden somutu iyi değerlendirirse, tıpkı yarım yüzyıldan uzun sürede kendi somutunda yarattığı gelişmeler gibi, yeni dönemde gelişmeler yaratma potansiyeli fazladır. Yeter ki bu ustaca değerlendirilsin.
* İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi









