• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
26 Mayıs 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Süper güç, süper bela: Barış umudu nerede?-Kenan Kırkaya

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
1 Mart 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Koca ve yaşlı dünyamız, dünyaya hükmeden birkaç koca ve yaşlı adamın ego yarışları, savaş isteklerinin altında inim inim inliyor. Tüm dünyada savaş tamtamları çalıyor. Hindistan ve Pakistan savaşın eşiğinde ve üstelik nükleer bir felakete yol açabilecek bir savaş bu. Venezuela’da olası bir müdahalenin eli kulağında. Sosyalist Kuzey Kore ile ABD arasındaki sorunların çözümü için gözler Vietnam’da olsa da çözüme ve barışa çok uzak dünya.

Ortadoğu yüzlerce yıldır kan deryası. Her şeyi iki dudağı arasından çıkan sözlerin gerçekliğinden ibaret sanan muktedirlerin bir kabul edip bir inkar ettiği Kürdistan zaten birkaç asırdır paramparça ve kan revan içinde. Suriye’de 8 yıldır kesintisiz olarak insanlar ölüyor, bütün ülkelerin dahil olması ile adına “vekalet”, “vesayet”, “güç yarışı”, “stratejik derinlik”, “reel politika” dedikleri bir ölüm oyunun mekanı haline geldi. Libya, Mısır, Filistin, İran, Irak, Arabistan gibi ülkeler daha iyi durumda değiller. Adeta adı konulmamış bir yeni dünya savaşının eşiğindeyiz, barış umudu ufukta görünmüyor.

Taşların bağlanıp ölümün, savaşın ortalığa salındığı bir dönemi yaşıyoruz. Oysa birkaç yıl önce tam da bu dönemlerde Türkiye’den dünyaya yayılan bir barış ve yaşam umudu hakimdi. Çözüm süreci bütün bu kan deryası haline gelen bölgeye ve insanlığa bu kötülük döngüsünden çıkmanın yolunu gösteriyordu. Bir adadan, bütün bu barış umutlarının tutsak edildiği bir yerden barış inşa ediliyordu. Türkiye’den başlayıp Kürdistan’a ve Ortadoğu’ya yayılan bir barış umudu da muktedirlerin kişisel hesaplarına kurban edildi.

28 Şubat 2013 tarihindeki Dolmabahçe Deklerasyonu bunun ilk somut adımıydı. Maalesef boşa çıkarıldı. Dünyayı saran ve adına Gerontokrasi denilen “yaşlı ve koca adamların” egemenliği galebe çaldı ve yeniden savaş politikaları devreye sokuldu. Şimdi Leyla Güven ve onu takip eden yüzlerce insanın bu siyasetin sona ermesi, yaşlı ve koca adamların dünyaya dayattığı bu ölüm ve savaş oyununun sona ermesi için başlattığı direniş ayları, mevsimleri geride bıraktı. Arkadan bir dolu insan, binlerce politik tutsak bugün itibariyle bu direnişi yüskeltiyor. Bu hikaye kaybedilenin kaybedildiği yerde aranması hikayesidir. Cezaevleri, mücadele eden toplumlar açısından bu mücadeleyi bastırmanın mekanı haline getirilen yerlerdir. Toplumun en zinde öncülerinin tutulduğu mekanlar… Toplumsal duyarlılığın ve refleksin cezaevlerinde daha canlı ve diri olmasının, ilk tepkilerin oradan yükselmesinin nedeni budur. Muktedirlerin egemenlik inşasında beden üzerindeki tahakkümünün çatırdadığı bir direniş mekanı.

Hep bir ezber olarak topluma, gelişmelerin lokalliği ve yerelliği öğretildi. Yaşadıklarımızın sadece bizimle sınırlı, küçük ve belki de kıymetsiz olduğu öğütlendi. Çoğu zaman bu durum kabullenildi, kanıksandı. Oysa hakikat bambaşka. Nasıl ki bugün Vietnam’da Kore’nin Kuzeyi ile ABD arasında yaşanan görüşmeler, Hindistan-Pakistan arasındaki çelişki ve çatışma ihtimali, Suriye’de 8 yıldır süren savaş, Venezuela’da yaşananlar, Akdeniz’deki hamleler, Ortadoğu’daki husumetler hepimizi, herkesi, dünyanın genelini ilgilendiriyorsa, hayatlarımız üzerinde etkisi varsa, 28 Şubat Dolmabahçe Deklerasyonu’nun ve çözüm sürecinin başarıya ulaşıp ulaşmaması da sadece bizimle sınırlı değil, dünyaya etkileri olabilecek gelişmelerdir. Üstelik bugün açlık grevi direnişinde olanların yükselttiği itiraz ve bu itirazın yaratacağı etkinin böylesine bir evrensel boyutu bulunmaktadır. Aksini düşünmek tarihi körlük olur.

Bütün bu gelişmelerin temelinde çatışmaanlaşma, savaş-barış çelişkisi yer alıyor. Kimin neyi nasıl temsil ettiği belli. Dünyadaki yaşlılar ittifakı ve egemenliği hayatımıza hükmediyor ve bugün yaşanan çatışma ve savaşın birinci dereceden sorumlusu bu insanlar. Bu yaşlıların oluşturduğu süper güçler, süper devletler sadece herhangi bir ülke için değil dünyanın tamamı için süper bela haline geldi. Tıpkı imparatorlukların yarattığı tarihsel yıkımlar gibi. Dolayısıyla barış seçeneği sadece direnenlerin eylemlerindedir ve o bugün itibariyle cezaevlerinden yükseliyor.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

CHP’nin durumu, Kürt sorununun çözümü

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Selahattin Demirtaş’ın vakti zamanında söylediği ‘bu kadarı da olmaz dediğiniz her şeyi yapacaklar’ sözünü deneyimlemeye devam ediyoruz. CHP için İmamoğlu...

Kürtçe, savunma ve devletin yargısal inkâr hafızası -II

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Avukatların Kürtçe savunma yapması bireysel cesaret alanına bırakılacak bir mesele olarak da görülmemelidir. Bu hakkın kolektif bir hukuk stratejisine, mesleki...

Hesaplaşma nasıl olacak?

Yazar: Yeni Yaşam
25 Mayıs 2026

Cumhuriyet tarihinde yaşanmış daha önceki hesaplaşmalara bakıldığında yeni ve çok şiddetli bir yenisine doğru politik ortam hızla akıyor. Sürece sadece...

‘Umut hakkından sosyal statüye’

Yazar: Yeni Yaşam
24 Mayıs 2026

İki yıla yakındır sürdürülen barış ve demokratik toplum projesine dair toplumda beklentilerin yükseldiği günler yaşanmaktaydı. Halkların “Süreç durdu mu, neden...

Kürtçe, savunma ve devletin yargısal inkâr hafızası -I

Yazar: Yeni Yaşam
24 Mayıs 2026

Kürtçe, mahkeme salonlarında yok sayılmış ve ‘hukuk’ dışına itilmiştir. Kısacası devlet, kurucu antlaşmada kabul ettiği dil serbestisini, pratikte olduğu kadar...

Testiyi kıran suyu elekle içmeye kalkar

Yazar: Yeni Yaşam
24 Mayıs 2026

Devlet Bahçeli’nin üst üste yaptığı ve AKP sözcüsünün de eğip büküp güya desteklediği açıklamalar haliyle siyasi ortamı karma karışık etti....

Sonraki Haber

Onbinlerin direnişi-Türkan Yüksel

SON HABERLER

KON-MED Kurban Bayramı’nı kutladı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Birçok kentte mezarlıklar ziyaret edildi

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

İsrail ateşkese rağmen Lübnan’a yeni kara harekâtı başlattı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Rojava’daki partilerden birlik çağrısı: Seçimler, tüm demokratik ölçütlerden uzaktır

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

BM: Ebola salgınından en çok kadınlar etkileniyor

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

YÖK’ten İstanbul Bilgi Üniversitesi açıklaması

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Özel İzmir Mitingi’nde konuştu: Mutlak butlan ve mutlak sultan ittifakına geçit vermeyeceğiz

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır