• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Mayıs 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Hasan Kılıç

Sürecin stratejik ikilemi ve stres testleri

14 Mayıs 2026 Perşembe - 23:00
Kategori: Hasan Kılıç, Yazarlar

22 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlayan süreç, 27 Şubat 2025’te Sayın Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum çağrısıyla süreç hem adını hem anlamını bulmuştu. Süreci ultra milliyetçi ve tepki oylarına talip olan birkaç irili ufaklı parti hariç hemen her siyasi parti destekledi, desteklemeye devam ediyor.

Özellikle ideolojik-politik olarak iki zıt parti olmalarına ve sürecin menzili itibariyle farklı şeyler anlamasına rağmen reel-politikte benzer amaçlara sahip MHP ve DEM Parti’nin ortak paydaları vurgulayarak sürece dahil olması, Türkiye’deki çatışma çözüm arayışlarında bir ilk olarak kayda geçiyor. İki parti de sürecin başlaması ve başarıya ulaşmasında temel motivasyonu Orta Doğu’daki gelişmeler üzerinden formüle ediyor. Ancak Türk milliyetçiliğinin merkezi taşıyıcısı MHP ile Kürtlerin temsiliyetini taşıyan sol-sosyalist DEM Parti arasındaki bu sonuç benzerliği, ortak bir gelecek tahayyülü anlamına gelmiyor. İki farklı siyasal tahayyül olduğu gerçeği apaçık ortada. Biri süreci “Terörsüz Türkiye Süreci” diğeri ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” olarak ifade ediyor.

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne temelde iki yaklaşım söz konusu. Bu iki yaklaşım sadece partiler arasında değil, partilerin kendi içerilerindeki kişi ve klikleri de ayırıyor. Fakat genel hatlarıyla aynı menzile bakan ama hem yolu farklı ölçen hem de menzildeki manzarayı farklı gören iki temel parti olarak DEM Parti ve MHP benzer bir stratejik ikilem yaşıyor. Bu stratejik ikilem kapsamında, 11 Temmuz 2025’te silahların yakılmasından bu yana her iki parti de stres testlerinden geçiyor.

Dünya deneyimleri ve Türkiye deneyimi barış arayışlarının güçlü liderlere ve yetkilerini kullanabilen siyasi otoritelere ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Stratejik ikilemin bir ucunda bu gerçeklik yatıyor. Barışı gerçekleştirmek için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yetkilerine ve siyasi gücüne ihtiyaç var.

Öte yanda ise stratejik ikilemin diğer ucu kendisini gösteriyor. Siyasi liderin kendi çıkarlarıyla barışın gerekliliği arasında ters veya düz korelasyonlar ortaya çıkabileceği gerçeği… Bahçeli, sürecin erken dönemlerinde, barışın sağlanması ve ekonominin düzelmesi halinde Erdoğan’ın bir kez daha Cumhurbaşkanı olacağını özellikle vurgulamıştı. DEM Parti ise bu konuda sessizliğini koruyor. Fakat bu tabloya rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan beyanlarında sürecin arkasında olduğunu ifade etse de somut adım atmıyor. Böylece hem beklenmedik ve tarihi bir çıkış yapan Bahçeli’yi hem de somut adım atılmasını bekleyen DEM Parti’yi sıkıştırıyor. Bu sıkışıklığın nedenlerinden biri de, atılacak adımlarla siyasi takvim arasında kurulan korelasyon olabilir.

Bir yanda güçlü liderliklerin barışa ulaşmayı kolaylaştırıcı karakteri, diğer yanda ise iktidarın adım atmaması nedeniyle DEM Parti, MHP ve hatta CHP’nin yaşadığı sıkışıklık bulunuyor. Bu iki durum arasında siyasal bir bağ var. Bu iktidarın bir stratejik hamlesinin parçası da olabilir. Dolayısıyla iktidar, stratejik ikilemler üreterek stres testlerinin sayısını ve yoğunluğunu belirliyor; böylece kendi siyasi takvimini (seçim takvimi dahil) işletiyor olabilir. Bu takvimde sürecin akameti, CHP’yle ilgili yargı kararları, seçim takvimi ve iklimi ve hatta anayasa değişikliği gibi kallavi gündemlerin üst üste binmesi kaçınılmaz görünüyor.

Kuşkusuz DEM Parti ve MHP, stratejik ikilemler karşısında kendine özgü çok sayıda farklı stres testine tabi tutuluyor. Fakat bu yazı kapsamındaki stratejik ikilemlerin ürettiği stres testlerinden başarıyla çıkmak için önce alternatifsiz kalmamaya özen gösterebilir. Böylece sürecin selametini gündelik siyasi çıkarların önüne koyacak pozisyonu üretebilirler. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi doğası gereği iki temel oyun kurucu aktör ile oyun bozucu aktörlere siyasal alanda dominasyon yerleri açıyor. Bu kapsamda, oyun kurucu olmasa da oyun bozucu aktör potansiyeli taşıyan bu iki parti, rolünü oynayabilmesi için oyun kurucu ikinci bir aktöre her zaman ihtiyaç duyarlar ki, sürecin selameti bir adım önde olsun.

Belki de Bahçeli’nin CHP’ye dair önceleri İBB davasının hızla sonuçlandırılması çağrısı ile son günlerde mutlak butlan ihtimaline ilişkin yaptığı açıklamaları ve sorulara verdiği cevapları bir de buradan okuyabiliriz. Bu değerlendirme, CHP’nin iç siyasal rekabetine ya da olası bir mahkeme kararının sonuçlarına dair bir tercih değil; barış sürecinde güçlü ve bütünlüklü bir muhalefetin sistem açısından taşıdığı öneme ilişkindir. Bütünlüklü ve barış yanlısı bir CHP hem barış süreci hem de Türkiye’de siyasal düzenin ağırlık merkezlerinin yerli yerinde olması açısından önemli bir noktada duruyor. Dünyadaki değişim rüzgârı Orta Doğu’da adeta bir kasırgaya dönüşmüş durumda ve Türkiye, jeopolitik konumu itibariyle bu kasırganın en hassas koordinatlarında yer alıyor.

Türkiye, stratejik hamleler ve stres testleriyle gelecekteki yönünü belirleyecek kritik bir eşikten geçmektedir. Bu süreç iyi yönetilir ve barışla sonuçlanırsa, toplumsal dönüşüm ve demokratik toplum perspektifi için daha güçlü bir zemin oluşabilir. Uzun yıllar farklı ideolojik ve politik yönelimlerle bölgesel etki alanını genişletmekte zorlanan Türkiye, demokratikleşme ve barışçıl bir iç siyasal denge üzerinden bölgesel rolünü yeniden tanımlama imkânı bulabilir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Birkaç fotoğraf

Sonraki Haber

Kimdir Dimin Madencilik?

Sonraki Haber

Kimdir Dimin Madencilik?

SON HABERLER

Suriye’deki Alevi kadınlara saldırı üç kentte protesto edildi: Betül Alluş serbest bırakılsın

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Almanya’nın ‘Manhattan Projesi’

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Korrika: Bir halkın dil ile kurduğu yürüyüş

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Siyaset ve temsil sorunu

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

15 Mayıs: Bir dilin ötesinde kimlik, hafıza ve toplumsal varoluş mücadelesi

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Kayıp bir şairin sesi

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Kimdir Dimin Madencilik?

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır