• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
22 Haziran 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Yeni ‘sezon’ başlarken…-Foti Benlisoy

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
5 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Dizi izlerken önceki bölümlerde neler olup bittiğine dair özet kısmı mümkünse ileriye sarıyor ya da atlıyoruz. Bu kez bir istisna yapalım ve geçmiş sezonda neler olduğunu (elbette kısaca) hatırlayalım.

“Piriviyısli”: İktidar bloğunda 15 Temmuz darbe girişiminde silahlı çatışmaya kadar varan çekişme ve çözülmeler, devletin bütünlüğünün şefin bedeninde yeniden sağlanması hedefli şefçi/Bonapartçı bir girişimin önünü açmıştı. Uzatmalı bir plebisit sürecinde devletin kurumsal mimarisini şefçi doğrultuda dönüştürme girişimi hukuken de tescillenmiş, Bahçeli’nin deyimiyle “fiili duruma hukuki yol” bulunmuştur.

Yeni sezonun daha ilk bölümlerindeyse dizinin bütün akışını değiştirecek keskin bir dönüşle, düne kadar zaferle taçlanmış görünen alaturka Bonapartizm güncel deyimle “topal ördek” gibi görünmeye başladı. Bu yeni duruma sebep olan gelişmeleri kabaca üç başlık altında toplamak mümkün:

1- Bonapartist iddia, devletin birlik ve bütünlüğünün, ancak Erdoğan’ın bir “mutlak hakem” konumu edinerek iktidar bloğuna dahil edilen sınıf ve fraksiyonların iktisadi güç kaynaklarına erişme koşullarını yukarıdan aşağıya belirlemesiyle temin edilebileceğiydi. Kriz şimdiden bu hakem konumunun altını oymaktadır. Krizin bedelinin hangi sosyal sınıf ve kesimlerce ödeneceği kararının eninde sonunda verilecek olunması, şefi tabanda da tavanda da zorlamaktadır. Kriz “aşağıda” iktidarın toplumsal tabanını istikrarsızlaştırmakta, “yukarıda” ise iktidarın hâkim sınıfın çeşitli fraksiyonlarının bütünlüğünü sağlama kabiliyetini erozyona uğratmaktadır. Aşağıdan gelen basınç şimdilik sadece oy oranlarında ifadesini buluyor. Yukarıdaki basınç ise krizde kimin (hangi sermaye kesimlerinin) “kurtarılıp” kimin “feda edileceği” sorusu eşliğinde ortodoks ya da heterodoks iktisat politikaları arasında bir kararsızlık ya da başka bir deyişle “kriz yönetiminin krizi” olarak cereyan ediyor. Bu durum, Bonapartist girişimin hâkim sınıfın bütünlüğünü sağlama iddiasında sınıra dayandığının açık bir ifadesidir.

2- “Şefin devlet olması”, emperyalist güçlerin Türkiye devletinin siyasal karar alma süreçlerini etkilemeye dönük geleneksel kanallarının bir bölümünün tıkanması ve dolayısıyla da söz konusu etkinin dolayımlanarak değil, doğrudan şef ile anlaşıp uzlaşma yoluyla realize edilmesi anlamına gelmektedir. Erdoğan’ın istediği, tek muhatap olarak kabul edilmek, emperyalist güçlerle dolayımsız-doğrudan pazarlık ve uzlaşı gücüne kavuşmaktır. Şefin artık Türkiye devleti demek olduğunun kabul edilmesi, ilişkinin de bu temelde perakende ve bire bir yürütülmesi gereğine ikna olunmasıdır. Uluslararası sistemdeki hegemonya bunalımı, şefçi “denge siyasetini” geçmiş sezonda olanaklı kılmıştı. S-400 krizinin gösterdiği, şefçi denge siyasetinin sistemik sarsıntılara yol açması hasebiyle sürdürülmesinin giderek zorlaşacağıdır.

3- Geçtiğimiz sezon inşasına tanık olduğumuz Bonapartist rejim, devleti şefin bedeninde yeniden örgütleme çabasında “milli irade” mitine, şefin milli iradenin doğal temsilcisi olduğu varsayımına dayanıyordu. Bu, çarpıtılmış da olsa sandığın temel meşruiyet ve güç kaynağı konumunda olduğu, “plebisiter” bir olağanüstü rejim tipiydi. Devlete sandıktaki kitle mobilizasyonuyla, yani “millet” aracılığıyla ve “millet” adına el koyma stratejisi önceki bölümlerde başarılı olmuştu. Yeni sezonda, Bonapartist girişimin bu güçlü olduğu alanın, onun yumuşak karnı haline gelişini izliyoruz. Çünkü Bonapartist hizbin, “milletle” olduğu varsayılan temsil ilişkisinde oluşmaya başlayan zaafı, onu istikrarsızlaştıran bir etkiye yol açıyor. Kitlelerle lider arasındaki “mistik” bağ aracılığıyla bir otokrasi yaratma girişimi, AKP’nin toplumsal çoğunluğu yitirmiş bulunduğunun tescillenmesi durumuyla nasıl baş edeceğini bilmez görünüyor. 31 Mart sonrası iktidar cenahındaki dağınıklık bundan…

Şimdi yeni bölümleri izlemeye hazırız. Bu sezonun sürprizlerle, hikâyede keskin dönüşlerle dolu olacağı kesin. İktidar “frene” de “gaza” da bassa, şu son yıllarda gördüğümüzden başka bir yola girmek zorunda kalacağı şimdiden belli…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Aşırı merkeziyetçiliğin neden olduğu sorunlara “demokratik yerelleş(tir)me” çözümü

Yazar: Yeni Yaşam
21 Haziran 2026

Bugün “Dünya Yerelleş(tir)me Günü”. Bugün vesilesiyle yerelleştirme faaliyetleri, her yıl bu ay boyunca dünyanın birçok ülkesinde çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Bu...

Kanın ve gözyaşının olmadığı bir dünya

Yazar: Yeni Yaşam
21 Haziran 2026

50 günüm kaldı. Çıkar çıkmaz memleketim Adıyaman Gerger’e gideceğim. Orada yaşlı annemle babamla yaşayacağım. 30 yıl boyunca hapishane kapılarında ömür...

Kürt özgür olmadan Türk, Türk özgür olmadan Kürt özgür olamaz

Yazar: Yeni Yaşam
21 Haziran 2026

Önce haberi okuyalım: “Mahkemenin CHP'nin 38. Kurultayı hakkında verdiği mutlak butlan kararıyla parti yönetimine geri döndürülen Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı canlı...

Kürt halkının direnişi ve sürecin yeni aşaması 

Yazar: Yeni Yaşam
21 Haziran 2026

Barış ve demokratik toplum sürecinde önemli ve değerli bir hareketlilik yaşanıyor. Kamuoyu ile paylaşılan bilgilere göre, demokratik bir barışın önünü...

Meşhur küçülmek

Yazar: Yeni Yaşam
21 Haziran 2026

Hilelerin karıştığı bir yaşamda birilerinin durmadan gerçeği hatırlatması gerek. Sıradan çelişkiler, saydam heyecanlar, rüzgâr gibi geçen insanlar, gitmeyi bilmeyenler ve...

Bu işte futbol topunun hiç suçu yoktu!

Yazar: Yeni Yaşam
21 Haziran 2026

Dip dibe iki yoksul mu yoksul ülke, birbirinden rezil iki diktatör tarafından yönetiliyorsa, iktidarlarını sürdürmek için ne yaparlar? Tabii ki...

Sonraki Haber

Barbarları beklerken-Arif Altan

SON HABERLER

AK PM EUL Grubu Eşbaşkanı: Eşit müzakere için Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü sağlanmalı

Yazar: Yeni Yaşam
22 Haziran 2026

Sit alanın kaderi müze müdürlüğüne kaldı

Yazar: Yeni Yaşam
22 Haziran 2026

Doç. Dr. Serhun Al: Suriye, İran ve Irak’taki Kürtlerin haklarını da savunabilecek bir vizyon geliştirilmeli

Yazar: Yeni Yaşam
22 Haziran 2026

Ortak talep: Ulusal birlik ertelenemez ihtiyaçtır

Yazar: Yeni Yaşam
22 Haziran 2026

Batman Bakım Merkezi’ndeki vahşetin tanığı: Engelli genci mumya gibi sardılar

Yazar: Yeni Yaşam
22 Haziran 2026

Adalar Belediyesi soruşturması: 39 kişi adliyeye sevk edildi

Yazar: Yeni Yaşam
22 Haziran 2026

Kolombiya’da seçimi Trump’un desteklediği aday kazandı

Yazar: Yeni Yaşam
22 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır