• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Eylül 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Yeni ‘sezon’ başlarken…-Foti Benlisoy

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
5 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Dizi izlerken önceki bölümlerde neler olup bittiğine dair özet kısmı mümkünse ileriye sarıyor ya da atlıyoruz. Bu kez bir istisna yapalım ve geçmiş sezonda neler olduğunu (elbette kısaca) hatırlayalım.

“Piriviyısli”: İktidar bloğunda 15 Temmuz darbe girişiminde silahlı çatışmaya kadar varan çekişme ve çözülmeler, devletin bütünlüğünün şefin bedeninde yeniden sağlanması hedefli şefçi/Bonapartçı bir girişimin önünü açmıştı. Uzatmalı bir plebisit sürecinde devletin kurumsal mimarisini şefçi doğrultuda dönüştürme girişimi hukuken de tescillenmiş, Bahçeli’nin deyimiyle “fiili duruma hukuki yol” bulunmuştur.

Yeni sezonun daha ilk bölümlerindeyse dizinin bütün akışını değiştirecek keskin bir dönüşle, düne kadar zaferle taçlanmış görünen alaturka Bonapartizm güncel deyimle “topal ördek” gibi görünmeye başladı. Bu yeni duruma sebep olan gelişmeleri kabaca üç başlık altında toplamak mümkün:

1- Bonapartist iddia, devletin birlik ve bütünlüğünün, ancak Erdoğan’ın bir “mutlak hakem” konumu edinerek iktidar bloğuna dahil edilen sınıf ve fraksiyonların iktisadi güç kaynaklarına erişme koşullarını yukarıdan aşağıya belirlemesiyle temin edilebileceğiydi. Kriz şimdiden bu hakem konumunun altını oymaktadır. Krizin bedelinin hangi sosyal sınıf ve kesimlerce ödeneceği kararının eninde sonunda verilecek olunması, şefi tabanda da tavanda da zorlamaktadır. Kriz “aşağıda” iktidarın toplumsal tabanını istikrarsızlaştırmakta, “yukarıda” ise iktidarın hâkim sınıfın çeşitli fraksiyonlarının bütünlüğünü sağlama kabiliyetini erozyona uğratmaktadır. Aşağıdan gelen basınç şimdilik sadece oy oranlarında ifadesini buluyor. Yukarıdaki basınç ise krizde kimin (hangi sermaye kesimlerinin) “kurtarılıp” kimin “feda edileceği” sorusu eşliğinde ortodoks ya da heterodoks iktisat politikaları arasında bir kararsızlık ya da başka bir deyişle “kriz yönetiminin krizi” olarak cereyan ediyor. Bu durum, Bonapartist girişimin hâkim sınıfın bütünlüğünü sağlama iddiasında sınıra dayandığının açık bir ifadesidir.

2- “Şefin devlet olması”, emperyalist güçlerin Türkiye devletinin siyasal karar alma süreçlerini etkilemeye dönük geleneksel kanallarının bir bölümünün tıkanması ve dolayısıyla da söz konusu etkinin dolayımlanarak değil, doğrudan şef ile anlaşıp uzlaşma yoluyla realize edilmesi anlamına gelmektedir. Erdoğan’ın istediği, tek muhatap olarak kabul edilmek, emperyalist güçlerle dolayımsız-doğrudan pazarlık ve uzlaşı gücüne kavuşmaktır. Şefin artık Türkiye devleti demek olduğunun kabul edilmesi, ilişkinin de bu temelde perakende ve bire bir yürütülmesi gereğine ikna olunmasıdır. Uluslararası sistemdeki hegemonya bunalımı, şefçi “denge siyasetini” geçmiş sezonda olanaklı kılmıştı. S-400 krizinin gösterdiği, şefçi denge siyasetinin sistemik sarsıntılara yol açması hasebiyle sürdürülmesinin giderek zorlaşacağıdır.

3- Geçtiğimiz sezon inşasına tanık olduğumuz Bonapartist rejim, devleti şefin bedeninde yeniden örgütleme çabasında “milli irade” mitine, şefin milli iradenin doğal temsilcisi olduğu varsayımına dayanıyordu. Bu, çarpıtılmış da olsa sandığın temel meşruiyet ve güç kaynağı konumunda olduğu, “plebisiter” bir olağanüstü rejim tipiydi. Devlete sandıktaki kitle mobilizasyonuyla, yani “millet” aracılığıyla ve “millet” adına el koyma stratejisi önceki bölümlerde başarılı olmuştu. Yeni sezonda, Bonapartist girişimin bu güçlü olduğu alanın, onun yumuşak karnı haline gelişini izliyoruz. Çünkü Bonapartist hizbin, “milletle” olduğu varsayılan temsil ilişkisinde oluşmaya başlayan zaafı, onu istikrarsızlaştıran bir etkiye yol açıyor. Kitlelerle lider arasındaki “mistik” bağ aracılığıyla bir otokrasi yaratma girişimi, AKP’nin toplumsal çoğunluğu yitirmiş bulunduğunun tescillenmesi durumuyla nasıl baş edeceğini bilmez görünüyor. 31 Mart sonrası iktidar cenahındaki dağınıklık bundan…

Şimdi yeni bölümleri izlemeye hazırız. Bu sezonun sürprizlerle, hikâyede keskin dönüşlerle dolu olacağı kesin. İktidar “frene” de “gaza” da bassa, şu son yıllarda gördüğümüzden başka bir yola girmek zorunda kalacağı şimdiden belli…

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Sorun doğru teşhis edilsin

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Eğer Kürt Halk Önderi böyle zorlu bir sorunda örgüt yönetimi ve kadroları ile görüşemezse bu süreç sağlıklı gelişemez. Bunu anlamamak...

14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla K. Marx, J. London, S. Freud, A. Gide gibi bir çok...

Kurtlar sofrası

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

Bir MİT ajanının (Kaşif Kozinoğlu) 2011 yılında cezaevindeyken fenalaşarak ölmesi, geçtiğimiz ay yeniden soruşturulmaya başladı. Bu yeni bakış bağlamında ölümün...

Adalet mi dediniz?

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

BM’de toplanan ülkeler ilkeleri için sunum yaptılar. Türkiye adına Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşma yaptı. O kadar güzellemeler ve bazı ülkeler için...

Ya çözüm ya da seçimsiz diktatörlük ve savaş

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

Özgür Özel’in “sosyal patlamanın eşiğindeyiz” sözünü neden sarf ettiğini hatırlayanınız var mı? Sanmıyorum. Siz hafızalarınızı yoklaya durun, ben size, meydana...

Kopyala yapıştır hukuk

Yazar: Yeni Yaşam
27 Eylül 2026

Birçok hapishaneden gelen bilgiler keyfiliğin genel bir yönetme usulü olmaya devam ettiğini ve hukuk olarak sunulan şeyin kopyala yapıştır yoluyla...

Sonraki Haber

Barbarları beklerken-Arif Altan

SON HABERLER

Sermayenin insafına bırakılan topraklar 8 ilden daha büyük

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

SAMER’den ‘Ailem Güvende’ operasyonları raporu

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Zincir marketler sömürü merkezlerine dönüştü

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Abdullah Öcalan: Cumhuriyet demokratikleşmezse, demokratik entegrasyon da gerçekleşmez

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Dilan Cudi Saruhan’ın 10 yıllık üretimi: Bir İhtimal Gökyüzü  

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

BM raportörü Mai Sato’dan İran’da idamlara moratoryum çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Barış imzacısı Elçin Aktoprak görevine iade edildi

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır