Şirnex’te süren ekolojik kırım politikaları yüzünden arıcılık tehdit altında
Şirnex’in Cûdî ve Gabar dağları ile Besta Bölgesi, Elkê (Beytüşşebap-Kato) ve Qileban (Uludere) ilçelerini kırsal bölgelerinde son 8 yıldır asker gözetiminde korucuların eliyle doğa talanı gerçekleştiriliyor.
“Güvenlik” gerekçesiyle 90’lı yıllarda yakılan ve boşaltılan köylerin çevresinde ve “özel güvenlik bölgesi” ilan edilen yerlerde yoğunlaşan orman kıyımı aralıksız sürerken, uydu görüntülerinde Şirnex’te orman örtüsünde belirgin bir azalma yaşandığına görülüyor. Kentte yaklaşık 700 aile geçimini arıcılık yaparak sağlarken, hava kirliliği nedeniyle bunu sürdürmek her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Silopi Termik Santrali’nin faaliyetleri, Silopiya’da bulunan gümrük kapısı nedeniyle yük araçlarının yarattığı yoğun egzoz salımı ve ısınmada kalitesiz kömür kullanımını gibi nedenlerden dolayı hava kirliliği her geçen gün daha da artıyor. Silopi Termik Santrali’nde 2024 yılında 840 bin 682 ton kömür kullanıldığı, bu faaliyet sonucunda 262 bin 636 ton uçucu kül ile 192 bin 521 ton katı atık oluştuğu raporlara yansımıştı. Yaşanan bu hava kirliliğine zirai ilaçlarda kimyasalların kullanılması, sanayileşme, egzoz gazı salınımında yaşanan artış eklendiği zaman her geçen yıl arı popülasyonlarında azalma gerçekleşiyor.
‘Arıların yarısı öldü’
Kışın uzun sürmesinden kaynaklı kentlere yakın yerlerde şu an arıcılık yapan çiftçiler, 15 gün içinde yayalara çıkacak. Şirnex kent merkezine yakın Bilmat bölgesinde arıcılık yapan Edip Külter ile Beşir Kartal, ekolojik kırımın arıcılığa etkilerini değerlendirdi.
Arıcılığın birçok zorluğu olduğunu belirten Edip Külter, 13 yıldır arıcılık yaptığını kaydetti. Kentlere yakın yerlerde verimin olmadığını, yaylaya gitmek zorunda kaldıklarını söyleyen Edip Külter, ekolojik kırım nedeniyle arıcılığın her geçen gün yok olduğuna dikkati çekti. Edip Külter, “Çevrimizde tarlalar var. Zirai ilaçlarda kimyasallar kullanılıyor. Tarlalar ilaçlandığı zaman bize bildirmeleri gerek. Ancak bize bildirilmediği için birçok arımız bu ilaçlar nedeniyle ölüyor. Bundan kaynaklı yaylalara gitmek zorundayız. Günde en az 4-5 saat kovanlar ile uğraşıyoruz. Bir emek veriyoruz ancak bu emeğin karşılığını alamıyoruz. Geçen yıl masraflarımızı çıkaramadık, kuraklık vardı. Bu yılda aşırı yağışlardan kaynaklı çok fazla arı öldü. 100 kovanı olanın şu an 50 kovanı var, yarısı yok oldu. 60 yıldır bu bölgede böyle bir yağış görülmemişti. Bu bizi olumsuz etkiledi. Çiçekler bu yıl verimli değil. Çiçekler bundan kaynaklı zayıf kalıyor” dedi.
‘Hem ekolojik talan hem de yasaklar bizi etkiliyor’
Yaylaların bir kısmının hala yasaklı olduğunu belirten Edip Külter, “Türkiye’de sadece Şirnex bölgesinde yasaklı bölgeler var. Dünyada bunun bir örneği yok. Bu yasaklar nedeniyle zorlanıyoruz. Bir yere gidene kadar birçok izin almamız gerek. Hem ekolojik talan hem de yasaklar bizi etkiliyor. Bir süreç var ancak hala yasaklar bizim üzerimizden kalkmış değil. Süreç bize yansımamış. Her yer yasaklı. Bir an önce bu yasaklara son verilmeli. Bizim yaşamımız arıcılık üzerine. Bugün bu işi yapmazsak başka yapacak bir işimiz yok” diye belirtti.
‘HES ve GES’ler yüzünden arılarımız ölüyor’
Arıcılık yapmaya 2014’te başlayan Beşir Kartal ise arıcılıkta huzur aradığını ancak ekolojik kıyım nedeniyle aradığı huzura ulaşamadığını belirtti. Arıcılıkta kullanılan malzemelerde her geçen gün girdi maliyetlerinin arttığına dikkati çeken Kartal, “Eskiden malzemeler daha ucuzdu ama şu an her şey çok pahalı olmuş. Buna karşı balın kilosu aynı oranda artmıyor. Piyasada çok sahte balda var” dedi.
Ekolojik kırımın arıcılığı yok etme ile yüz yüze bıraktığını belirten Beşir Kartal, “Daha önce de arıcılık vardı, o zaman ekolojik kırım olmadığı için verim yüksekti. Ancak şimdi termik santral, barajlar, HES ve GES’ler yüzünden arılarımız ölüyor. Ziraatta kullanılan ilaçların hepsi kimyasal. Bunu biz Ziraat Odası’na bildirdik ancak bize yardımı olmadı. Arıcılar ekolojik kırımın tehdidi altında. Buna karşı önlemler alınmalı. Yaylalara gitmeye hazırlanıyoruz. Bu yıl yasakların olmamasını talep ediyoruz. Arıların kimseye zararı yok aksine faydası var” şeklinde konuştu.
Haber: Emrullah Acar \ MA









