Altın madenlerinin yarattığı yıkımlar sürekli yaşanırken bir yıkım da Gîyadin’de başlatıldı. Murat Nehri’nin birleştiği noktada yer alan Meleqer Köyü’nün coğrafyası siyanürle tanışırken, yıkım tüm bölgeyi kapsayacak
K. Bülent Ongun
Koza Altın’ın eski sahibi davetiyeci Akın İpek AKP iktidarı sürecinde davetiyecilikten Holding’leşmeye uzanırken, Fetöcü olması gerekçesiyle Holding’le birlikte Koza Altın’a el konuldu.
Ardından TMSF’ye geçen Koza Altın’ın ismi ‘Türk Altın’ yapılan şirket, Agîri’ye 80 Km mesafede bulunan Gîyadin’e bağlı Meleqer (Mollakara) köyü coğrafyasında ve aynı zamanda Murat Nehri su toplama havzasında siyanürle tanıştı. Açık ocak işletmesinden elde edilecek cevherin, siyanür liçi ile altın üretimi yapılmaya başlanılan Mollakara Altın Madeni için 2022 ve 2023 yılları içinde 15 ton altın üretileceği iddia edilirken, ilk döküm geçtiğimiz Temmuz ayında gerçekleşti. ‘Mollakara Altın Madeni’ bölgeyi siyanürle zehirleme süreci başlarken, bölgede lisansı ve ruhsatı verilmiş 3 det daha altın madeni olması bölge için adeta bir felaket anlamına geliyor. Agîri’de 56 bin 969,37 hektarlık alanda 4 adet altın madeni ruhsatı verilirken, demir madeni dahil birçok madenin Agîri’de rezervlerinin bulunduğu MTA raporlarında yer alması bölgeye çöküleceğine işaret ediyor.
Maden ömrü 6 yıl, yıkım sonsuz
Gîyadin 1925 metre rakımda yer alırken altın madeninin açılacağı yer olan Mollakara Köyü, 2300 metre yükseklikte ve Murat Nehri’nin Tendürek Dağı’ndan doğup toplanarak güçlendiği bölgede bulunuyor. Dönemin Ticaret ve Teknoloji Bakanı olan Mustafa Varank’ın Mollakara köyünde piyasa değeri 1,2 milyar dolar olan 20 ton altın, 2,8 milyon dolar olan 3,5 ton gümüş rezervi tespit edildiği iddiaları eşliğinde Agîri yağmaya açılmıştı. Bakan Varank, 6 yıllık ömrü olan madende bulunacak yeni rezervlerle işletme ömrünün 15-20 yıla ulaşmasını beklediklerini söylerken, yaratacağı yıkımın ise hiçbir sınırı yok.
Resmi açılışı yapıldı
Geçtiğimiz gün “Ağrı Mollakara Altın Madeni” düzenlenen törenle faaliyete geçti. Üretim aşamasına gelen Mollakara Altın Madeni’nde 16 Haziran itibarıyla açık ocak üretimine başlandığı ve 16 Temmuz’da ilk altın dökümünün yapıldığı bildirildi. Açılışa katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, tesisin Türkiye’nin altın üretimini tek başına yüzde 10 artıracağını ve 5 yıllık süreçte ülke ekonomisine 2,5 milyar dolarlık katkı sağlayacağını iddia etti. Yılmaz, yer altı zenginliklerini yüksek katma değerle ekonomiye kazandırmanın ithalata bağımlılığı azaltacağını söyleyerek, “Birçok sektörde ihracatını yaptığımız ürünlerin üretim maliyeti içinde ithalatın da ciddi bir payı var. Madencilik öyle değil; tamamen kendi taşımız, toprağımız. Dolayısıyla madencilikte katma değer çok daha yüksek ve doğrudan net etkide bulunan bir ihracat türü”
Meleqer, İliç ya da Zamboye olabilir
Maden kazıları ve siyanür havuzlarını içeren tesisisin faaliyete geçmesi ile birlikte büyük bir yıkım bölgeyi bekliyor. Fırat Nehri’ni besleyen ve büyük bir nehir olan Murat Nehri’nin 722 Km’lik yolcuğunda geçtiği her yer ve nehir içinde yaşayan canlılar için büyük bir tehdit orataya çıkarken, Fırat Nehri’de bundan nasibini alacak. İliç’te yaşanan yıkımın bir benzerinin bölgede yaşanmaması için hiçbir neden olmadığı gibi İliç benzeri bir yıkım geçtiğimiz gün Orta Afrika Cumhuriyeti’nde (OAC) gerçekleşti. OAC’da bir altın madeninde meydana gelen göçük ve ardından yaşanan heyelan, büyük bir faciaya yol açtı. Ülkenin batısındaki Zamboye köyünde bulunan maden sahasında yaşanan olayda, şu ana kadar 107 madencinin cansız bedenine ulaşıldığı bildirilirken, yaşamını yitirenlerin sayısı henüz netleşmiş değil.
Tek kazanan şirketler
Tüm bu süreçlerin sonunda ortaya çıkan değerin devlet hakkı yüzde 1 düzeyinde gerçekleşir. Yapılan hesaplamaya göre, Agîri’de 15-20 yıl içinde çıkarılacağı iddia edilen 20 ton altının yıllara sair yapılan tüm harcamalar ve amortisman payı ortalama yüzde 70 yani 14 ton olarak alınır. Ocak başı altının getirisi maliyet düştükten sonra 6 ton altın karşılığıdır. Maden Yasası’nın 14. Maddesine göre 6 ton altının yüzde 5’i yani 300 kg altın karşılığı devlet hakkı olarak ödenmesi gerekir. Ancak yasanın 9. Maddesi gereği maden ayrıştırmasını bölgede yapmaları nedeniyle 300 kg’ın yüzde 40’ı şirketten alınmaz ve devlet hakkı 180 kilograma düşer. Ayrıca çıkarılan maden miktarını denetleme mekanizması yoktur ve şirket ne beyan ederse o esas alınır. Yani bir şirket, bölgeyi yerle bir edip toprağı, meraları, suları kirletip büyük bir yıkım yaratırken, tek kazanan olmaktadır.









