1958 yılında Musa Anter ve arkadaşları Diyarbakır’da İLERİ YURT gazetesini çıkartmışlardı. Orada ülkede yaşanan adaletsizlikler ve hukuksuzluklar üzerine makaleler yayınlanıyordu ve bunlardan bir tanesinin manşeti babamın yazdığı AMA NE İLERİ YURT idi. Arkasından QIMIL şiiri ve 49’lar Davası’nın başlaması. Bir senedir ‘Terörsüz Türkiye’yi sakız çiğner gibi toplum olarak hep beraber çiğniyoruz. Sakız artık görevini bitirdi. Onun için bu başlığı attım. Gerçekten bu kavramın anlamını toplumda yaşıyor muyuz? Son on günde yaşanan hadiselere baktığımızda ‘Terörsüz Türkiye’yi hayal edebiliyor musunuz? Kürt mevsimlik işçilerine linç saldırıları oluyor, gözaltılar oluyor ama üç gün sonra herkes serbest. Bu olayları senelerdir yaşıyor Kürt mevsimlik işçileri. Bugüne kadar hiç önlem alınmadığı gibi suç işleyenlere ceza dahi verilmedi. İşin trajikomik tarafı Kürt işçiler kendi yaşadıkları topraklarda iş bulamadıkları için batıya gidiyorlar ama batıdakiler de iş gücü olarak yetersiz oldukları için bu işçilere muhtaçlar. Yalnız bunlar olsa iyi ama her alanda ‘terör’ yaşanan Türkiye’yi yaşıyoruz. Bursa’dan sonraki, orada Toroslar ve Yeşil posterleri vardı, Kocaeli’de de Amedspor maçında sarı torbalar tribünde sallandırıldı. Beş kişi gözaltına alındı. Şimdi bu beş kişi mi suçlu yoksa binlerce kişi mi suçlu? Bakalım bu beş kişiye ne ceza verilecek. Dünyanın her yerinde ırkçılık yapan takımlar ceza alırlar ama ülkemizde maalesef ceza yok ve artık buna dur deme zamanı geldi. Türkiye’de her spor dalında yabancı oyuncular var. Ülke tanıtımına katkı sunuyorlar. Bu ırkçılık ortamında nasıl katkı sunabilirler ki. Irkçılık ve kötü tezahürat yapılan sahalar en az üç maç seyircisiz oynamalı ki taşlar yerine otursun. Toplumdaki insanlar bam teli gibi gergin, yaşam koşulları zor. Bu ötekileştirme durumu ortamı daha da gerecektir. Cezasızlık sistemi devam ettiği müddetçe ‘AMA NE TERÖRSÜZ TÜRKİYE’ demeye devam ederiz.
Türkiye Osman Kavala davasında AİHM ve Türkiye Raportörü Amor’a Mehmet Uçum çok sert yanıt verdi. Amor, Akın Gürlek’in “yargının bağımsız olduğunu” açıklamasını reddetti. Mehmet Uçum da çok uçuk bir cevap verdi, “AİHM de Amor da haddini bilsin” dedi. Türkiye uluslararası ilişkilerde altına imza attığı antlaşmaları yok sayarak bir yere varamaz. İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılması her kesim tarafından olumsuz yorumlandı ve bu konuda sicili bozuk. AİHM Büyük Daire Kavala dosyasında Türkiye’yi altı maddeden mahkûm etti ve kısa sürede serbest bırakılmalıdır diyerek noktayı koydu. Türkiye’nin AİHM’de en çok dosyası olan ülkelerin başında olduğu bilinen bir gerçek. Buna rağmen böyle davranmak ‘Terörsüz Türkiye’ ve ‘Türkiye yüzyılı’ ile örtüşmüyor.
Suriye’de ilginç gelişmeler oluyor. SDG kendisini feshetti. İmralı görüşmelerinden sonra böyle bir karar alınması ilginç. Şara (HTŞ) hükümetinin Türkiye tarafından yönetildiği biliniyor. SDG entegrasyon adına kazanımlarını devrediyor. Bugün için olumsuz gibi görünse de yarın için olumlu olabilir. Kürtçe eğitim dili olarak iki saatlik ders yedi saate çıkartılacak ve sene sonuna kadar devreye girecek. ABD SDG’yi Suriye hükümetinin içine alarak kendine bağlı bir hükümet kuruyor. İsrail bu konuda ABD ile uzlaşabilir ama Türkiye ile şu anda zor gözüküyor. Kürtler açısından bu süreç çok ince bir çizgi üzerinde ilerliyor. Abdullah Öcalan’ın açıklamaları denilen görüşme notları sızdırıldı. DEM Parti çarpıtıldı diyor, Öcalan provokasyondan bahsediyor, bakalım daha hangi gelişmelere tanık olacağız. SDG liderlerine hükümet içinde yer verileceği ön görülüyor. Sipan Hemo evvelden yerini almıştı. İlham Ahmed, Mazlum Abdi ve Newroz Amed Şara hükümetiyle yeni görev görüşmeleri yürütüyor. En önemli gelişme olarak da Öcalan’ın İlham Amed ve Mazlum Abdi görüşmesi olacak. Türkiye bu konuda nasıl bir tutum sergileyecek, merak konusu.









