İran savaşı Trump’ın hep içinde tuzak taşıyan görüşmelerinin bir kez daha tıkanmasıyla yeniden çatışma kulvarına girmek üzeredir. Ancak bu günlerde savaş kadar Palantir’in 22 maddelik manifestosu da ilgi odağı oldu. Yürüyen savaşla manifestonun aynı anda gündeme tırmanması rastlantı değildir.
Epeydir dünyada faşizmin yükselmesi bir gerçektir. İnişli çıkışlı yol alsa da sahneden çekilmediği gibi her gün daha fazla güçleniyor. Çeşitli kavramlarla ifade edilen faşizm Palantir manifestosu ile “tekno-faşizm” adını aldı. Tarihe dönüp bakıldığında klasik faşizmin yükseldiği koşullar ile bugün arasında çok belirgin farklar vardır. Hatta ortada açık bir devrim veya sosyalizm tehdidi olmamasına rağmen faşizmin yükselen dalgası nasıl açıklanabilir?
Sosyalist sistemin yıkılışında sonra insanlık, tarihinde sık sık yaşamadığı ilginç günlerden geçiyor. Düşünce zemininde bilimsel temellerden oldukça uzaklaşan bir yola doğru ilerliyor. Postmodernizm’den başlayan bir düşünce karmaşası, gerçek ötesine varmıştı. İçinde çok çeşitli komplo teorilerini barındıran bu süreç sonunda faşizmin tırmanışına vardı, şimdilik vardığı son konak ise “tekno-faşizm” oldu.
22 maddelik manifestosu ve Gazze katliamındaki algoritmaları ile ünlenen Palantir teknoloji firmasının yeni faşizm dalgasında özel bir yeri olduğu artık hiç şüphe götürmeyecek ölçüde açıktır. Bu firma İkiz Kuleler’in yıkılışından iki yıl sonra 2003 yılında CIA’nın “in-Q-Tel” fonuyla kurdurulmuştur. Firmanın daha doğuşundan nereye doğru koşacağı belli olmuştur. ABD için bu dönem “uluslararası terörle mücadele” adı altında bitmeyecek bir savaşlar dönemine giriş oldu. Palantir’in tam da bu dönemde faaliyete geçmiş olması dünya için ABD tarafından nelerin planlandığının çok açık bir kanıtı olmuştur.
Sosyalist sistem yıkıldıktan sonra ünlü liberaller bambaşka bir dünya hayal ettiler. “Tarihin Sonu”nun geldiğini ilan eden Fukuyama liberal demokrasiyi insanlığın gelişimin en son basamağı olarak ilan etti. “İmparator” kitabının yazarları Negri ve Hardt ise emperyalizmin artık imparatorluğa evrilerek nitelik değiştirdiğini söylediler. Yirmi yıl içinde bu hayaller insanlık için tam bir felakete dönüştü.
Gelinen noktada manifestoda öne çıkan bazı noktaları vurgulayarak bu felaketin niteliğini görelim: “Yumuşak güç dönemi artık kapanmıştır, yapay zeka ile yürütülen sert güç dönemi başlamıştır.” “Ulusal askerlik yeniden başlatılmalıdır.” “Almanya ve Japonya”nın aşırı pasifize edilmesine son verilmelidir.” “Kültür üzerine çok hatalı işler yapıldı. Kültürler eşit değildir.” “İçi boş çoğulculuktan vazgeçilmelidir.” Bu söylenenler İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan “düzen”in tümüyle ortadan kaldırılmasıdır. Zaten Trump’ın kural tanımazlığı yeni düzenin en belirgin özelliği olarak herkesin gözü önündedir.
En önemlisi Palantir CEO’su Peter Thiel’in bir tespitidir. Alexandra Kedves’le yaptığı söyleşide : “Küresel düzenlemelerle tehlikelerin kontrol altına alınma girişimleri kıyametin kendisinden daha tehlikelidir” demiştir. (Tages Anzeiger) Palantir kurucuları düzene karşıdırlar, “sürekli savaş” “sert gücü” kurmak için kaçınılmazdır. Onlar için “düzen” “kıyametten” daha kötüdür.
Gelelim başta sorduğumuz soruya, bir sosyalizm tehdidi olmadığına göre Amerikan kapitalizminin korkusu nedir? Amerika dünya egemenliği konumunu artık yitiriyor. Bu yokuş aşağı gidiş özellikle son yirmi yıldır çok açık hale gelmiştir. Bu gerileyişin altında bir gerçek yatıyor. ABD ekonomisi silah sanayi dışında rekabet gücünü kaybetmiştir. Bu nedenle silahlı gerilimleri sürekli kılmak için İkiz Kuleler’in çöktüğü 2001 yılından beri dünyadaki her savaşta ABD’nin eli vardır.
Dünya klasik faşizm günlerinden çok farklı bir süreçten geçiyor. Özelikle 2008 krizinden beri ABD için tehdit sosyalizm değil, kendi rakipleridir. ABD Trump’la birlikte yeni çıktığı yolda kendisi ile birlikte rakiplerini de aşağı çekmek için kural tanımaz bir haydutluk yoluna girmiştir. Sürekli gerilim ve savaşla yapay zeka ile sert gücün inşası için en akıl almaz yollara çıkmıştır. Evet yakın gelecekte bir devrim tehdidi görünmüyor; ancak Palantir’in çılgınlıkları devam ettikçe neden devrim dalgaları dipten yukarıya tırmanmasın!









