• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Mayıs 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Şimdi susan medya ‘katil medya’ olur -Tahir Sami

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Bugün HDP’nin Hakkari vekili Leyla Güven açlık grevinin 100. Gününde. Bundan sonrası artık hızla “ölüm orucuna” dönüşecek. Türk medyası ayda onbinlerce lira vekillik maaşına, imtiyazlara metelik vermeyen bu 55 yaşındaki kadının direnişini tek bir satırlık haber konusu yapmıyor. Sözde muhalif medya da öyle. Cumhuriyet yazarları, “domates, patlıcan” muhabbeti yapmakta.

CHP’ninki de ölü taklidine benziyor. Adaylığı kapan CHP’liler bir yandan Kürdün oyunu almak için el altından bin bir şaklabanlık yaparken, partisini karma karışık eden Kılıçdaroğlu’ndan tık çıkmıyor. Eğer Leyla Güven hayatını kaybederse, yalnız iktidar değil, medya da “katil medya” adını alacak.

CHP “katil ana muhalefet” diye yaftayı boynuna asacak. Havuz Medyası’nın tutumu Saray’ın tutumuyla aynı. Bu doğal. Hep birlikte “ölümleri” ellerinde tırpan beklemekteler. CHP ve ona yakın medyaya ne oluyor? Dikkatle inceleyin.

Sözcü’nün ve Cumhuriyet’in haberlerine, manşetlerine ve özellikle yazarlarının yazılarına bakın. Görünüşte muhalefet ediyorlar.

Ama nasıl bir muhalefet bu? Faşizm öncesi döneme özgü bir muhalefet. Sanki “darbe” olmamış, sanki “tek adam diktası” kurulmamış, sanki TBMM tümüyle faşist rejimin asma yaprağı haline gelmemiş, sanki yargı Saray’ın kumandasına girmemiş, sanki bütün bunlar olmamış gibi, 2015 öncesinin muhalefeti yürürlükte. Bir ara “kontrollü darbe” lafları edilir ve rejimin meşruiyeti tartışılırken, artık ağızları bıçak açmıyor. Normal bir parlamenter rejimde edilecek laflar dışında rejime gerçek anlamda radikal bir muhalefet yok. Görünüşe göre “seçim” hesapları yapılıyor. “Aman oylarımız zarar görmesin” deniyor. “Oyların” çoktan zarar görmüş, farkında değilsin.

Oyların artık çöpe atılmış birer kağıt parçası. Oy hesabı çoktan beri anlamını yitirdi. İktidar artık çoğunluğu kaybetse bile gitmez. O nedenle hem muhalif parti tabanları ve hem de muhalif medya okurları şunu bilmeli: Oy kaybetmekten korkunun ecele faydası yok.

Sandıkta çoğalmanın yolu sokakta çoğalmaktan geçiyor. Belki radikal muhalefet etme durumunda muhalefetin pasif yandaşları ürkebilir, oylar azalabilir. Ama radikal muhalefet iktidar karşıtlarını sokakta çoğaltır. Belki CHP’liler HDP’yle açık bir ittifaka girdiğinde “oyları zarar” görebilir.

“Zarar görmese de işe yaramayan oylara” karşılık, sokakta HDP’ye ittifak olmadan sokakta çoğalmak mümkün değildir. Sokakta çoğalmadan da Saray rejimini geriletmek mümkün değildir.

Leyla Güven’in eylemi HDP’nin seçim taktiği

Bu çok açık gerçeklere rağmen acaba CHP neden “ince seçim taktikleri” dışında en küçük bir atılım yapmıyor? Bunun nedeni de açıktır. Çünkü Türkiye’de, görünüşe göre bir “AKP-MHP” koalisyonu var. Ama gerçek koalisyon derinde. Ergenekon-Saray ittifakı iktidarda, CHP ise bu ittifakın “muhalefet” bileşenidir.

CHP’nin derin çekirdeği, Albaylar, Balbaylar filan Ergenokon’la “iltisaklıdır.” Nasıl TBMM Saray’daki tek adam iktidarını perdelemekten başka bir işleve sahip değilse, CHP’nin muhalefeti de “tek adam” rejimini perdelemekten başka hiç bir işleve sahip değildir.

CHP var olan rejimin kendisine, onun stratejik yönelimlerine en küçük bir itirazda bulunmuyor. “Kürt meselesinde, ordunun Batı yanlısı kanadını tasfiye meselesinde, Cemaate karşı kitlesel tutuklamalar, işkenceler meselesinde, Suriye’de Rojava devrimini yok etme meselesinde, Avrasyacılık meselesinde, Öcalan’ın üstündeki tecrit meselesinde, Leyla Güven’e tutum meselesinde hiçbir şekilde muhalefet etmiyor, tersine bütün bu konularda, kimi zaman Saray’dan çok daha milliyetçi bir konumda bulunuyor.

Elbette AKP de, CHP de aynı ittifak içinde olmakla birlikte, birbirlerine karşı mevzilerini güçlendirmeye de çalışıyor. Çünkü “ittifak geçicidir.” Taraflar er ya da geç kavgaya tutuşmanın kaçınılmaz olduğunu biliyor. Öyle bir an gelecek ki, örneğin Erdoğan bir punduna getirip Amerikan arabasına kapağı attığı gün Ergenekon’un canına ot tıkar. Ergenekon, Erdoğan’ın ayağı sürçtüğü dakikada Erdoğan’ı harcar.

Başkaları da devrede: Gül, Davutoğlu, Babacan havayı kokluyor. Bu ikilinin kapıştığı gün, bunlar sistemin ve küresel dünyanın Türkiye’deki alternatifi olarak aradan sıyrılacaktır.

İşte bu aşamada, Leyla Güven’in öncülüğündeki direniş sokaktaki gerçek muhalefeti ayağa kaldırma, HDP’nin bazı büyükşehirlerde aday göstermeme, dolayısı ile buralarda CHP adaylarına destek verme taktiği de sistemin bütün bu iç çelişkilerini keskinleştirmeye yönelik adımlar oluyor. Gerçek ve biricik muhalefet budur.

Meğer S-400’ler Saray içinmiş

Saray’ın bacalarına baykuşlar tünemiş, sarayın önünde ısırgan bitmiş. Korku sarayın pencerelerinden hissediliyor. Zenger adındaki köşebaz, birkaç gün önceki yazılarından birinde Emine Erdoğan’a “emperyalistler Reisi zehirleyecek, aman yemeklerine içtiklerine mukayyet ol” çağrısı yaptı. Bu arada Cengiz Aktar son yazısında bir NATO ülkesi diplomatının S400 alımı hakkındaki görüşünü yazdı. Meğer Rusya’dan alınacak bu füze bataryalarının sayısı Türkiye’yi balistik füze saldırılarına karşı korumaya yetmezmiş. Türkiye bunları “uçaklara karşı” yerden havaya füze olarak kullanacakmış.

İyi de bunlar ne kadarlık bir bölgeyi korumaya yetermiş? Söz konusu diplomat bu bataryalar ancak Beştepe kadar bir araziyi uçaklardan korumaya yetebilir demiş. İyi mi? Meğer Erdoğan Türkiye’yi NATO’yla, ABD’yle, AB’yle gırtlak gırtlağa getiren bu füze alımını, kendi sarayını korumak için yapıyormuş. Quto diyor ki, “hemen hemen her hafta beşer, onar Türk savaş pilotlarının tutuklanması korkusunun ‘yerli ve milli’ bir korku olduğunu gösteriy…” Gülmeyin. Saraya füze, seçmene hıyar, ağlarsa anamız ağlar.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Bahçeli geri adım mı attı?

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Bahçeli’nin son açıklamaları bir geri adım atma anlamına geliyor. Hem de çok esaslı bir geri adım. Hatırlanırsa, aynı Bahçeli, sürecin...

Çakma Sezar ve hakiki Brütüsler

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Aynı gazetede yazanlardan birinin diğerinin yazısına ister olumlayarak isterse eleştirerek atıfta bulunması bizim medyada adetten değildir. Bu yaklaşıma akıl erdiremesem...

Hayır!

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Devlet Bahçeli, “Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü” kurulsun, Öcalan koordinatör olsun” derken, “yumurtayı masaya dikine oturtan Kristof Kolomb” kadar kendinden...

Dünyada sürekli savaş hali ve yeniden sömürgeleştirme

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

İkinci Paylaşım Savaşı iki kutuplu dünyayla sonuçlandı. Ekonomik bölgeler ve nüfuz alanları yeniden düzenlendi. Emperyalizm klasik sömürü yöntemlerini terk ederek...

Tayyip Erdoğan’ın büyük kaybetme oyunu mu?

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Artık süreç istihbarat örgütünün ilişkilenmesi ve çalışmalarını aşmış bulunuyor. Ortada 100 yıllık bir siyasi sorun var. Böyle bir sorun istihbaratın...

Güncel bir tehlike olarak İbrahim Kaypakkaya

Yazar: Yeni Yaşam
19 Mayıs 2026

Türkiye ve Türkiye Kürdistanı devrimci hareketinin 71 devrimci kopuşunun komünist çizgisini temsil eden İbrahim Kaypakkaya’nın Amed Hapishanesi’nde 18 Mayıs 1973’te...

Sonraki Haber

AKP Suriye’de nereden nereye geldi?-Nihat Kaya

SON HABERLER

Gîyadîn’de izinsiz GES kurulumuna başlandı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

ABD-İran arasındaki savaş dünya basınında yerini koruyor

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

Arıcılar dertli: Arıcılık hak ettiği değeri görmüyor

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

2026 Dünya Kupası 11 Haziran’da başlıyor

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

34 yıldır babası için adalet mücadelesi veriyor: Gerçek barış yüzleşme ile olur

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

İstanbul’da ‘Küf’ filminin gösterimi yapıldı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

Meral Danış Beştaş: Abdullah Öcalan’ın statüsünün bir an önce kabul edilmesi gerekiyor

Yazar: Yeni Yaşam
20 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır