• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
22 Eylül 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Sulara gömülen kent; Hasankeyf-Güner Yanlıç

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
13 Temmuz 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Aşırı kuraklıktan kaynaklı Rift vadisinden yola çıkan atalarımız, verimli hilal olarak anılan Mezopotamya’nın yaşam kokan vadilerine doğru yol almıştır. Buralara yerleşerek neolitik denen çağın başlamasına neden olmuştur. Ulusal ve uluslararası otoriteler neolitik çağın başlangıcı olarak tarımın bulunmasını kabul etse de asıl çağı başlatan bu yaşanılabilir verimli topraklardır. Buralara yerleşme iklimin uygunluğu ve kendine yeten bir avcı toplayıcı yaşama ev sahipiliği yapabilen kapasitesidir. Tabi bu verimli hilal- Mezopotamya; Dicle ve Fırat nehirlerinin Türkiye’den doğduğu alanlardan başlayıp Basra Körfezi’nde birleştiği alana kadar olan ve buraları belirleyen bu vadilerin adıdır. Mezopotamya yüzlerce endemik türe, milyonlarca canlıya ev sahipliği yapan Avrupa’nın en büyük ekosistemlerinden biridir.

Kapitalizm kendini üç temel üzerinde var eder; ulus devlet, endüstriyalizm ve aşırı kâr. Doğa, kadın ve emek sömürüsünü esas alır. Kapitalizm, son iki yüz yılda su buharının bulunmasıyla endüstriyel sanayiye geçiş yapar. Kendini gerçekleştirmek için gerekli olan sanayide çalışacakların sömürüsü ile aşırı kâr ilkesini de gerçekleştirmiştir. Geriye iç savaşlarla ulus devletlerin inşasını da gerçekleştiren kapitalizm artık dünyaya hakim kapitalist modernist bir sistem olmuştur.

Bu sistem 1900’lü yıllarda dünyada etkin olan ulus devlet modeli Osmanlının parçalanması ile Türkiye’ye de sıçramıştır. Ulus devletin temeli teklik üzerine kuruludur. Çeşitlilik, çeşitliliğin birbirini desteklemesi ulus devlet anlayışının yerleşmesinin önündeki en büyük engellerden biridir. Şark Islahat Planı, Şeyh Said İsyanı, Dersim Katliamı, Seyid Rıza İsyanı ve doksanlardaki köy boşaltmaları tam da tekliği gerçekleştirme çalışmalarıdır. Tek bayrak, tek millet ve tek dil bunun günümüz söylemidir.

1950’li yıllarda devlet planlama teşkilatının ulus devletin inşası için göçerterek asimİle etme politikalarına barajlar eklenerek günümüze gelen bir güvenlik politikasının temellerini atmıştır. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), tamamıyla bu çalışmanın politikalarının uzun vadeli programıdır. Ilısu Barajı tam da bu projenin ilk ve en önemli ayağı olan güvenlik barajıdır.

Egemenler tarihi Sümerlerle başlar ve tüm doğrular onların belirlediği kanıtlarla ifade edilir. Bu veriler dışındaki tüm bilgi, belge ve verilerin yok edilmesi üzerine kurulmuştur. Irak’ta ve Suriye’de DAİŞ eliyle tarihsel yapıların put tanımlamasıyla yıkılması tamamen egemenler tarihinin sürekliliğini esas almak üzerinidir. Bu zihniyet kapitalizmin hizmetine tüm alanlarda devam etmektedir.

Mezopotamya’nın her yerinden fışkıran bu tarihin yok edilmesi için bulunan çare barajlar oldu. GAP projesi kapsamında; Atatürk Barajı ile Newala Çorê, Batman Barajı ile Çemî Hola, Ilısu Barajı ile Hasankeyf ve Silvan Barajı ile Gelîyê Godernê sular altında kaldı ya da bırakılmaya çalışılıyor. Tarihsel, kültürel, doğa soykırımı bu yöntemle yapılmaktadır. Elbette bu politikalarının üstünü örtmek adına enerji ihtiyacı ve tarımsal sulama için kullanılacağı söylemi samimiyetten uzak bir söylemdir.

Sınırları aşan sular statüsünde olan Dicle Nehri suları savaş aygıtı olma hatta savaş silahı olarak kullanılması üzerine de kurulu bir çalışmadır. Bugün dünyada her beş kişiden biri temiz ve sağlıklı suya erişemezken 2050 yılında her yedi kişiden beşi bu şansa sahip olabilecek. Dünyada suyun ticarileşmesi son hızla devam ederken bu gün bile petrolden daha önemli ve kıymetli bir varlık olmuştur. Bunu gören kapitalist modernist sistem suyun metalaştırılmasının önünü açmış ve tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bunu başarmıştır. Tüm doğal varlıkların sermayeye peşkeş çekilme yöntemi olarak barajlar bu yönlü de kullanılmaktadır.14 Temmuz’da tüm dünyada nehirlerin korunması için yapılan Büyük Atlayış eylemine dair yapılan çağrıyı ben de buradan tüm yaşam savunucularına ileteyim. Ve bilinsin ki “Hasankeyf için geç değil.”

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Pasolini uyarıyor: Hepimiz tehlikedeyiz

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Faşizmin en zayıf noktası yarattığı büyünün hızla bozulması ve teşhiridir. Bunu en iyi ve en etkili yapan kimliklerden birisi kuşkusuz...

İmralı’nın kapıları sonuna kadar açılmalıdır

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Önderlik özgür çalışır hale gelir ve özgür olmasının önü açılırsa bu süreç ilerler. 100 yıllık Kürt sorununun çözümünde önemli bir...

Fon krizi mi, borsa balonu mu, yoksa kapitalizmin krizi mi?

Yazar: Yeni Yaşam
21 Eylül 2026

Türkiye ekonomisi, bazılarının “Fon Krizi/Borsa Balonu”, bazılarınınsa “Çağın Vurgunu/Manipülasyonu” olarak adlandırdığı ciddi bir finansal alt-üst oluşla çalkalanıyor. Bunlar, mevcut durumun...

Bir demagoji kralı ve Özgür Özel

Yazar: Yeni Yaşam
21 Eylül 2026

Çok demagog gördüm. Fakat ne medyada ne de siyasi hayatta Yılmaz Özdil gibi yeteneklisine ömrüm boyunca rastlamadım. Videolarını kendi başına...

Bugün 20 Eylül

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

1992 yılının Eylül ayının 20’sinde Diyarbakır Seyrantepe mahallesinde organize bir eylemle Musa Anter katledildi. Bu kalleşçe eylemi gerçekleştiren kişilerin bazıları...

Bölgenin dizayn edilmesi ve süreç 

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

İki yıldır barış ve demokratik toplum süreci, doğal olarak, her boyutuyla gündemdedir. Çünkü Türkiye’de ve bölgede yaşanan her gelişme sürecin...

Sonraki Haber

Tarımsal araziler tehdit altında-Hüseyin Deniz

SON HABERLER

Özgürlük neden önce ilişkilerde başlar?

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Yatağa aç giden çocukların ülkesi

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Pasolini uyarıyor: Hepimiz tehlikedeyiz

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

OVP’de GDO izleri

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

İmralı’nın kapıları sonuna kadar açılmalıdır

Yazar: Yeni Yaşam
22 Eylül 2026

Adalet Peşinde Aileleri Platformu nöbetini sonlandırdı

Yazar: Yeni Yaşam
21 Eylül 2026

BM: 2025’te göç yollarında yaklaşık 8 bin kişi hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
21 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır