Cumhuriyet tarihinde yaşanmış daha önceki hesaplaşmalara bakıldığında yeni ve çok şiddetli bir yenisine doğru politik ortam hızla akıyor. Sürece sadece iki rakip partinin yükselen rekabeti açısından bakmak büyük bir hata olur; bir başka yönden bakmak tabloyu ve akışın derinliğini daha iyi gözler önüne serebilir.
Cumhuriyetin yüzüncü yılı geçildi; ancak aşılamayan çok köklü sorunlar derinleşerek var olmaya devam ediyor. Demokrasi ve Kürt Sorunu cumhuriyetin en köklü sorunlarıdır. Tek parti dönemi, çok partili yıllar ve askeri darbeler düzeni en son 21. yüzyılın başına kadar getirdi. AKP iktidarı ile Kemalizm’in kireçlenmiş yapısının çatlaması yaşanmış, yeni bir döneme girilmiştir. Ancak AKP iktidarına yolu açan onun kendi gücü kadar düzenin çözemeden biriktirdiği sorunların artık aynı biçimde devamının imkânsız hale gelmesidir.
1960’lı yıllar sonrası yükselen sınıflar mücadelesi devrimci demokrasi sorununu öne çıkartmış, hemen ardından gömüldüğü sanılan Kürt sorunu güçlü bir çıkışla tarih sahnesindeki yerini almıştır. Bu iki büyük siyasal gelişme kireçlenmiş Kemalizm’i erozyona uğratmıştır. 12 Eylül askeri darbesi, sosyalist sistemin yıkılmasının da döneme eşlik etmesiyle devrimci hareketi geriletirken, siyasal İslam’ın önünü açmıştır. Ancak bu dönemde en hızlı büyüyen Kürt Özgürlük Hareketi olmuştur.
21.yüzyıl girişinde iktidara gelirken siyasal İslam ve AKP “ileri demokrasi”, “üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü” şiarlarıyla yeni dönemin işaretlerini vermiştir. Ancak olaylar başlarda göründüğü gibi akmadı. Liberal bir dünyaya giriş, kapitalizmin sosyalizm korkusu olmadan en pervasız soygunlarına geri dönmesi, böyle bir dönemde siyasal İslam’ın kendi sermaye birikimini yapma telaşı ve hırsıyla cumhuriyetin çözülemeyen “demokrasi” ve “Kürt sorunu”nu kendi çıkarlarına kurban etmesiyle, düzen en köklü tıkanma noktasına gelip dayanmıştır. Eskiden darbelerle hukuk askıya alınırdı, şimdi başkanlık sistemi denen bir yapıyla keyfiliğin zirvelerine çıkılmış, iktidarını sonsuza kadar uzatabilmek için her şey araçsallaştırılmaktadır.
Cumhuriyet bir türlü çözemediği sorunlarla yeniden daha derin bir şekilde yüz yüzedir. Ekonomi yandaşların yeni sermaye birikimi hırsıyla ve seçim dönemlerine göre ayarlanmaktan dikiş tutmaz hale gelmiştir.
Bütün bunlar yıllardır “devletin bekası” adına siyaset alanının iyice daraltılmasıyla yapıldı. Bu yönde gidilecek yol kalmayınca Cumhur İttifakının önünde kendine karşı büyüyen muhalefetin bastırılmasından başka bir çıkış yolu kalmamıştır.
Demokrasi ve Kürt sorunu birbiriyle bağlantılandıkça çözüm şansına sahip olabilecek iken birbirinden koparılarak AKP sonsuz iktidarına ulaşmayı hedefliyor. Toplumsal çürümenin derinleştiği, keyfiliğin, çeteleşmenin gündelik olgu haline geldiği, siyasetin çamurlaştırıldığı bir dönemde “en olmaz” denen şeylerin neredeyse sıradanlaştığı günlerde yaşanacak hesaplaşmanın nitelik ve derinliğini örtmek ve önemsizleştirmek için Cumhur İttifakı çıktığı yolda sonuna kadar gitmek zorundadır; yoksa düşer.
Hesaplaşmanın derinliği ve zorluğunu kavradığı ölçüde genel muhalefet güçleri çok daha kararlı olmak ve kendini büyütmek zorundadır. Hesaplaşma Cumhur ittifakının tasarladığı biçimde köşe başlarına Brütüsleri yerleştirerek gerçekleşirse cumhuriyetin bir türlü çözmediği sorunlar çok daha baş edilemez hale gelecektir. Bu günler çok zorlu biçimde de olsa gerçekten yeni bir dönemin kapısını açabilir.









