• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Mart 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Duvarcı-Arif Altan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
17 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Tonlarca taşı bir yere yığmanın ve sonra bu biçimsiz tonlarca yığını bir düzen içinde üst üste dizmenin ne demek olduğunu anlıyor. Yatkın değil, fazladan güç gerektiren bu iş için yetersiz hatta. Bir duvarcı olabilmek için geçmişte bir duvar örmüş olmak gerek her şeyden önce. Yine de bir yerden başlamalı, o da öyle yapıyor. Ona eşlik edebilecek mahvedici bir duygu, zihnini ağılayacak baştan çıkarıcı hiçbir görkemli düşünce bulunmuyor bu yüzyıldan. Zaten şu ağır taşları kaldırması için ihtiyaç duyabileceği şeyler de değil bunlar. Yontulmamış kütleleri sürüklemek ve bunlardan işe yarar bir duvar örmek! Bunun, piramitlere dev bloklar taşıyan kölelerin dayanıklılığını, onları dizerek sonsuzluğun anıtlarına dönüştürecek eski duvar ustalarının becerikliliğini ve ustalığını gerektirmediğini biliyor. İddialı bir şey değil, işe yarasın, kayan toprağı tutsun, dağınıklıktan bir düzen, yıkıntılardan bir bütün oluştursun yeter.

Kalbinin gürleyen atışlarını, taşıdığı ağırlığın altında birbirine geçen kemiklerin çatırtısını duymak, sürükleyici bir şiiri, kışkırtıcı bir düşünceyi duymaktan daha iyi geliyor. Taşların çıplaklığında, toprağın kokusunda, sessizliğin renklerinde, yorgunluğun seslerinde onarıcı bir şeyler var. Anlamlı, dingin, iyi yürekli bir esinti, kaba ve biçimsiz olanın derinliklerinden çarpıyor. Gerilen kasları kilitlenen düşüncelerini çözüyor, gevşetiyor. Kimsenin kimseye bir şey anlatması gibi kimsenin kimseden bir şey öğrenmesi gerekmiyor burada. Yitip gitmiş ve bunun değerini anlıyor gibi. Hile geçmiyor, gösteriş içtenlik kılığında dolaşmıyor bu ıssızlıkta. Kaybolmuş olana, kaybolmuş haliyle katlanılır. “Yolunu yitirmişe meçhulün yön göstermesi ne gülünç olurdu”, bunu düşünüyor. Her şeyin kendiliğindenliği, taşınabilir bir şey. En ağır faaliyette hafifleyen, yürektir. Duvarcı biliyor, duvarcı anlıyor, duvarcı bildikleriyle anladıklarını unutuyor ve garip bir şekilde terk eden huzurun geri dönüp sımsıkı sardığını hissediyor. Öncelikleri, beklentileri, duyguları, duygusuzlukları değişiyor, istediği tek şey olduğu yerde olduğuyla kalıyor: Yerini tutacak düzgün bir taş bulmak. O an için bu ona bir fizik kanununu keşfetmekten, bir felsefi ilkeyi geliştirmekten, bir kimya formülünü bulmaktan, bir toplumsal yasayı anlamaktan daha değerli görünüyor.

Zemini güçlendirmek, yığılı taşları bir düzene koymak, karmaşık olanı basit bir ilkeyle yeniden kurmak ruhunu güçlendiriyor, aşırı yükten yıpranmış zihnini düzenliyor, onu yaratan görüşle doğal tutkusunu yeniden birleştiriyor. Bir köşe taşının ağırlığı altında iki büklüm ilerlerken tinsel doğayla fiziksel doğanın devinim ve yer çekimi olayının aynı yasaya bağlı bir gizil hükümle geliştiğini seziyor. Yontulmamış bir taşın ağırlığına katlanmanın acılarını dindirebileceğini, ama yinelenen bir yalana katlanmanın insanı öldürebileceğini öğreniyor aynı anda. Bütün düşünceleri sindirmek isteyen kafanın yüreği çoraklaştıran susuzluğunu duymuyor, tüm endişe verici kaygılarının kendiliğinden biçimsiz kütle yığınları arasında yitip gittiğini görmek hafifletiyor. Tinsel olandan fiziksel olana gerilemek alçaltmıyor. Aksine bu yabanıl uğraş yüceltiyor ve tutkuyla aklın, kişisel onurla toplumsal bilincin, duygusal sıcaklıkla biçim kesinliğinin gerilim dolu bir birlik yarattığı o alacakaranlık çağlara sürükleyerek tutarsızlıklarına son verdiğini görüyor.

Ömrünü düşünmekle geçirenin yorgunluğundan farklı, bütün gün taşları dizenin yorgunluğu. Bu ölgün çöküntüde diriltici, canlandırıcı bir şey var. Gün gecede eridiğinde yorgun duvarcı, ne onu avutacak bir dosta ne de yaşamına renk verecek bir düşmana rastlamamış olmaktan memnun. Bir duvar örmek, bir şey meydana getirmek, daldığı boş ve güzel konuşmaya soğuk ve parlak bir yankı beklemeden en hayat dolu olanı söylemekti işte. Goethe’nin seksen yılda öğrendiğini bir dakikada kavrıyor: Ne söz, ne anlam, yalnızca eylem! Yaşama hem tat hem de iyilik katan tüm ruh incelikleri, bütün duygu utangaçlıkları uyku kılığında üstüne çökerken bir gece kuşu kanat çırpar, duvardaki saat vurur, lambalar kırılır, gürültüler işitilir, rüzgar kapıları döver, fırtına bütün öfkesiyle patlar. Ürkütmüyor, onu yaradılışın ilk bir müziği gibi kucaklıyor bütün bu sesler.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Yapay zekânın finans ve enerji sektörleri üzerindeki etkileri

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Yapay zekayı incelediğimiz bu yazı dizisinde sırasıyla; yapay zekanın yeni fakat öncekilerden çok daha yıkıcı etkilere sahip olma potansiyeline sahip...

Barış için ortak hükümet

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Dün Yeni Özgür Politika’daki yazımda, “üçüncü” bir füze, provokatörler tarafından ateşlenip, Türkiye’ye düşerse, AKP iktidarının tek başına ABD ve İsrail’in...

‘Hüseyin abi hep iki kart gönderirdi, birisinin arkası boş’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Cezaevleri ile ilgili köşenin devam etmesi için gösterdiği özen, özveri ve hassasiyet duygulandırıyor. Yanımızdan giderken dahi bizi mahrum bırakmak istememiş....

Savaş ve Kürtlerin gücü

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Bölge halklarına ve insanlığa zarar veren ABD-İsrail ve İran savaşı, şiddetlenerek ve yayılarak devam ediyor. Savaşan güçler başkaları olsa da...

Savaşın yeni grameri, devletin yeni fiziği

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

2026 yılının hızlı başlayan jeopolitik gerçekliği ve özellikle Ortadoğu merkezli sürekli tırmandırılan çatışma ortamı, ‘devlet’ merkezli tartışmaları da yeniden gündeme...

Yapay zekanın insan ve toplum üzerindeki etkileri

Yazar: Yeni Yaşam
14 Mart 2026

Yapay zekanın iktisadi ve emek üzerindeki etkilerinin yanı sıra, çok iyi anlaşılmayan ama potansiyel olarak ciddi sonuçlara yol açabilecek; psikolojik,...

Sonraki Haber

İnkâr ve sessizleştirme arasında birinci kuşak Kürt aydınları - IV-Adnan Çelik

SON HABERLER

Birçok kentte anma: Halepce katliamı soykırım olarak tanınsın

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Berlin’den Trump’a yanıt: Bu savaş NATO’nun savaşı değil

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Yapay zekânın finans ve enerji sektörleri üzerindeki etkileri

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

İsrail-ABD saldırılarında son 24 saatte 11 yurttaş yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Rojava ve Federe Kürdistan kentlerinde Halepçe anmaları

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

SOHR: Suriye’de 3 ayda 80’ni çocuk 51 kadın katledildi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Suriye ile Türkiye arasındaki Hammam Sınır Kapısı kapatıldı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır