• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Eylül 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Kötü sanrılar-Arif Altan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
28 Nisan 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Önce görüntü bulanıklaşıyor, sonra ses bozuluyor, kokular birbirine karışıyor, dil paslanıyor, tatlar yavanlaşıyor, derken bütün duyularına bir şüphe bulaşıyor. Biçim ve içerik uyuşmazlığının tetiklediği huzursuzluğa, bir zaman sonra hissedememenin rahatlığı eşlik ediyor. Ardından hiçbir şeyin sahici olamayacağı inancı, kökleri çok derinlere inen ağır bir inançsızlığın hükümran buyruğunca çöküyor. Gözlerimizin önünde bozulan, varlığın bütün formları. Biçimlerin hiçbiri kendi özünü taşımıyor gibi, bir başka şeyden ödünç alınmışçasına zorlayıcı, soğuk ve yapay. Ses, anlamla bir ilişki kurma zorunluluğundan; kokular, bir şeyleri tanımlama yükünden; dil, zihin ve yürekten geçenleri taşıma esaretinden kurtulmuş da bütün duyular sanki hissizliğin bahşettiği kendince bir ölümün özgürlüğünden soluyor. Bulaştıktan sonra geçmeyen hastalığın üstünlüğünü kanıtlayan bir bozulmanın çürütücü gücünü andırıyor. Görüntü ile gerçeğin arasına ikisinden kemirip birbirinden arındıran, onları ebediyen birbirine yabancılaştıran bir donukluk, bir olmamışlık duygusu yerleşiyor.

Hakikatten söz eden hakikatsizliğine boğuluyor, hak diye tutturan haksızlığından geçiniyor, mücadele diye haykıran boyunduruğa girmeye can atıyor, her olumlu edim sanki tam karşıtı bir olumsuz görüntü içinde durmadan zihnimize saldırıyormuş gibi görünüyor. İyilikle başlayan, kötülüğün bütün arka sokaklarını dolaşıp da iyiliğe dair son inanç kırıntısını da yok etmek için döndüğü duygusunu veriyor. Dokunduğumuz her şey başkalaşıyor, sanki başka bir şeye dönüşüyor. Dostluk, ancak düşmanlığa tartılıp ihanetle denklik sağladıktan sonra, son ölümcül hamlesini yapmak üzere yanı başımızda sinsi bir tebessüm içinde belirmekten başka bir seçeneği yokmuş gibi dikiliyor. Zorbalık, en çok masummuş gibi öne atılanla uyuşuyor, suç da sanki suçsuz diye en geriye çekilenden yayılıyormuş kanaatini perçinliyor.

Her eğilim, benimsemeyen ve ona düşman bir formda belirmekle yükümlü kılınmış gibi. İnsanlık dışı dizginlenemeyen her yırtıcı yönelim, ince bir riyakarlığa bürünerek sürüklendiği her yerde, anlaşılmayı talep eden insani bir çaba kılığında ve bu kılık tam üstüne oturmuş gibi bir rahatlık içinde dolanıyor. Sıcaklığı, yakınlığı ve merhameti dayanağından sayan görüş, ancak birkaç kez ölüp dirildikten sonra kurtulabileceğimiz kıyıcı ve kötü bir yargı gibi sırıtıyor. Doğruluktan söz eden, arka planı hileyle örülmüş acımasız pek çok girişimi sonuca götürmek istediğini gizleme gereğini duymuyor gibi. Toplumsal duyarlılığa yaslananın bütün gözeneklerinden çıkarcılığı fışkırıyor, kaba isteklerine hamlelerinin inceliğini verebilecek usta bir dolandırıcının dikkatiyle her imkânı çoğunluk adına ama yalnızca kendi lehine yonttuğu izlemini besliyor. Elimizi uzattığımıza kolumuzu kaptırmayacağımızın güvenini verebilecek olan, her şeyle birlikte bizi yutmaya hazırlananların sabırsızlığı içinde olduğu düşüncesi sarsıyor, anlaşılmaz bir ağırlığı andıran bu mahvedici tedirginlik üstünden geçtiğinde buruşuyor, içimizde diri olan ne varsa çatırdayıp dökülüyor.

Hayatta kalmış olana ve yalnızca onun anlatısına dayanan geçmiş, her şeyi sanki başka türlüsü olamazmış gibi resmeder. Dün olamadığı ne varsa bugün o olabilirmiş gibi bir havaya büründüğünde ve en çıkarcı en cömert davranacağını vaat ettiğinde, en iyinin en kötü için yanıp tutuştuğuna inanmamak için hiçbir sebebimiz kalmıyor. Geçmiş, hep olanın yanında yer aldığına ve olanı olmayanın karşısında vurguladığına göre, bugün ve şu anın da aynı şekilde gerçeği, geçersiz ve haksız kılınmış olanın yokluğu üstünde kurgulamayacağının hiçbir garantisini vermeyeceği duygusu peşimizi bırakmıyor.

Kalıtsal dargınlıklarımız var, bitkinlikle boy ölçüşen kızgınlıklarımız. Yine de dış dünyanın çöküşü, arı biçimlerin gözlerimizin önünde dökülüşü yalnızca bu öznel yargılarımızla ilgili değilmiş gibi. Yüzümüzü canlı, enerji, arzu dolu bir ifadeye sığdırmak istediğimizde, bu dışsal bozulmaya, kaynaklarını tüketen iç dünyamızın çözülüşünün eşlik ettiğini de hissediyoruz. Bu yüzden sözlerimize olağanüstü bir kuvvet vermek istediğimizde onların bir bir nasıl anlamsızlaştığını biliyoruz sadece.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Bugün 20 Eylül

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

1992 yılının Eylül ayının 20’sinde Diyarbakır Seyrantepe mahallesinde organize bir eylemle Musa Anter katledildi. Bu kalleşçe eylemi gerçekleştiren kişilerin bazıları...

Bölgenin dizayn edilmesi ve süreç 

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

İki yıldır barış ve demokratik toplum süreci, doğal olarak, her boyutuyla gündemdedir. Çünkü Türkiye’de ve bölgede yaşanan her gelişme sürecin...

Hüseyin Aykol

Olmayan bir babanın oğlu olmak!

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Aykol hocamın oğlu Direncan'ın anlamlandıramadığım bir biçimde yaşamını yitirdiği haberini aldığımda derin bir üzüntü yaşadım. Birkaç defa size yazmaya çalıştım...

Yaşamın özgürlüğü

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Yaşamdan yana olmak devrimci bir tutumdur. Savaş bitince nefes alınır. Niye bitti, öyle değil böyle bitseydi diye düşünülemez. Tek akla...

ÇEDES, MESEM ve özel okul kıskacında eğitimin hal-i pür melâli

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı)’nin öğrencilerin okulda öğrendikleri bilgi ve becerileri günlük yaşamda kullanma yeteneğini ölçmek amacıyla üç yılda...

Alışarak kaybetmek

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Yeniden başlamanın ağırlığı ve kahkahası aynı cümlede kurulamıyor. Dünya döndükçe o kadar değiştik ki, aklımız almaz. Hislerin metotları ya da...

Sonraki Haber

Bandırma 1 nolu T Tipi’ndeki açlık grevcileri sesleniyor!-İÇERİDEN

SON HABERLER

Kurtulmuş: Takip komisyonu 1 Ekim’den sonra kurulacak

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Bugün 20 Eylül

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Yürü ya kulum; Eti Bakır!

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Bölgenin dizayn edilmesi ve süreç 

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Hüseyin Aykol

Olmayan bir babanın oğlu olmak!

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Çınar Yolcu

Zamanın durduğu yer 

Yazar: Yeni Yaşam
20 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır