• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Haziran 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Deniz Aras

Mutlak Butlan demokrasisi!

3 Haziran 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Deniz Aras, Yazarlar

AKP-MHP iktidarının CHP’ye yönelik yargı hamlesi ve “mutlak butlan” tartışmaları, son haftaların önde gelen gündemlerinden biri oldu. Başta AKP-MHP iktidarının halk karşıtı politikalarının tartışılması olmak üzere, Kürt Hareketi ile yürütülen “süreç” ve 6-7 Temmuz NATO toplantısı gibi gündemler geri plana itildi. Dokunulmazlıkların kaldırılması, seçilmiş milletvekillerinin hapiste tutulması, kayyum atamalarına şimdi de “mutlak butlan” kavramı eklenmiş oldu.

CHP Genel Merkezi’nin polis marifetiyle basılması, gelinen aşamada başta Kürt Hareketi olmak üzere ilerici muhalif, parti ve örgütlere yönelik saldırıların bir benzerinin muhalif burjuva kliğin temsilcisine yönelmesi demektir. Elbette başta Kürt Hareketi olmak üzere ilerici ve muhalif parti ve örgütlere yapılagelen benzer saldırıların kapsamı ve şiddeti daha ağırdır. Ancak saldırının doğrudan burjuva ana muhalefet partisine yönelmesi ve deyim yerindeyse CHP’nin başına kayyum atanması dikkat çekicidir. 19 Mart sonrası yeni bir eşiğe işaret etmektedir. Bu hamle iktidarın burjuva muhalefet karşısında zorlandığı ve tam da bu nedenle “bütün düğmelere bastığı” anlamına gelmektedir.

Kuşkusuz ki bir siyasal partinin kendi iç işleyişine yönelik yargı müdahalesi, burjuva anlamda dahi sorunludur. Hele ki bu parti düzenin kurucu partisi olmakla övünüyorsa. Kaldı ki uzunca bir süredir iktidarın kendi anayasasına dahi uymadığı ortadadır. Bu anlamıyla süregelen iktidar dalaşında, “adalet”, “hukuk” ve elbette “seçim” çağrıları anlamsız ve boş sözlerden ibarettir. Ve dahası, başta “demokrasi” olmak üzere, bu tür kavramların gerçek anlamıyla hayata geçebilmesi ancak ve ancak halkın mücadelesiyle söz konusu olabilir. Hakim sınıf klikleri arasındaki iktidar mücadelesinin halk yararına bir sonuç üretmeyeceği ve üretmediği açıktır. Kısa Türkiye tarihi bunun örnekleriyle doludur.

Ki Türkiye’de burjuva siyaseti belirleyen “Siyasi Partiler Kanunu”, anti demokratik kapsamı, örgütlenmeye yönelik idari engelleri, parti liderini ve bu anlamıyla “lider sultası”nı önceleyen delege ve seçim sistemi ve elbette burjuva siyasetin fonlanması gibi nedenlerle, kurulu düzenin (faşizmin) bir başka tezahürü olarak işlev görmektedir. İstisnalar kaideyi bozmamaktadır. Dolayısıyla bütün burjuva partilerin işleyişinde burjuva anlamda dahi bir demokrasi yoktur. Bu anlamıyla CHP’nin kurultayına ve Genel Başkan değişimine yönelik ileriye sürülen iddialar büyük olasılıkla doğrudur. Ancak bir o kadar da doğru olan burjuva siyasette işlerin böyle yürümesidir. Bozuk düzende sağlam çarkın olamayacağı açıktır. Nitekim bu gerçeği en iyi bilende iktidardır. Dolayısıyla iktidarın ana muhalefet partisine bu gerekçelerle kayyum ataması şaşırtıcı değildir. Hedeflenin ise “Sarayın Muhalefeti”ni örgütlemek olduğu açıktır. Dikkat çekici olan iktidarın bu hamleyi yapmaya mecbur kalmasıdır. Bu durum bir yanıyla muhalefetin iktidarı zorladığı anlamına gelirken, diğer yanıyla önümüzdeki süreçte başta “yeni” anayasa olmak üzere atılması planlanan bir dizi adıma hazırlık olarak değerlendirilebilir. Her hâlükârda bu kavgadan halk yararına bir sonuç çıkmayacağı ise şimdiden bellidir.

İktidar ve muhalefet arasında süregelen ve 19 Mart süreciyle birlikte giderek sertleşen bu kavganın halka bir yararı olmadığı ve olmayacağı açıktır. Bu gerçek Kaypakkaya’dan beridir bilinmektedir. Bir kez daha, Türk burjuvazisinin klikleri arasındaki iktidar mücadelesinde taraf olma ve muhalif burjuva kliğin peşine takılma politikasının halkın tepkisini düzen içinde tutmakla sonuçlandığı görülmüş durumdadır. Çok değil iki yıl önce 2023 Türkiye Genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde “Erdoğan’ı göndermek” adına “Ben Kemal geliyorum” deyip oy verme çağrısı yapanlar; bugün “hain Kemal” sloganına eşlik etmektedirler. Kuşkusuz iktidardan kurtulmak isteyen halkın tepkisi anlaşılırdır. Ancak kendisine devrimci ve hatta “komünist” diyenlerin kısa bir süre önce Kılıçdaroğlu’nu destekleme çağrısı yaptıkları ve ortaya çıkan tabloda payları olduğu da unutulmalıdır. Mesele öyle kimilerinin iddia ettikleri gibi, “halka burjuva muhalefetin gerçek yüzünü gösterme” aymazlığıyla açıklanamaz. Halka yalan söylemek politik bir suçtur. Özellikle de halk için politika yapma iddiasında olanların, halkın yanıltılmasına ortak olmaması beklenir. Şimdi de “demokrasiyi savunma” adına, Özgür Özel’in arkasında durulmakta meydanlarda ve “hain Kemal” sloganları atılmaktadır.

Devrimcilerin klik dalaşına yedeklenme gibi bir görevi yoktur ve olamaz. Komünist ve devrimci hareket elbette, hâkim sınıf klikleri arasında yaşanan bu dalaşta taraf olmamalıdır. Ancak taraf olmamak demek, “bu klikler arası çatışmadır, bizi ilgilendirmez” anlamına da gelmemelidir. Kitlelerin hareketlendiği ve yoğun olarak tartıştığı bir süreçte halka doğruları açıklamak, iktidarın ve özellikle de ileri kitleler nezdinde burjuva muhalefetin gerçek yüzünü teşhir etmek önemlidir. Bu görev elbette her fırsatta yerine getirilmelidir.

19 Mart ve sonrasında yaşanan süreç bu açıdan iyi bir örnek olarak durmaktadır. Burjuva muhalefetin; halkın ve özellikle öğrenci gençliğin iktidara yönelik öfkesini mitingler aracılığıyla düzen içinde tutmaya çalıştığı ve önemli oranda başarılı olduğu unutulmamalıdır. CHP, sınıf karakteri gereği kitlelerin sokaklarda örgütlenmesi ve düzen dışı yöneliminin, kendi iktidar perspektifine de zarar vereceğini bildiği için, kitlelerin iktidara olan tepkisini düzenin sınırları içinde tutmaya özel bir önem vermiştir. Mitingleri “eylem” diye pazarladı! Ne var ki bunun bir çözüm olmadığı hem iktidarın devam eden operasyonları hem de son kayyum atamasıyla net bir şekilde görüldü. CHP’den yargı kararıyla tasfiye edilen klik açısından, bundan sonra da benzer bir sınıfsal refleks işleyecektir. Bu eşyanın tabiatı gereği böyledir.

Dolayısıyla, hâkim sınıf klikleri arasındaki iktidar mücadelesine yedeklenmeden ve fakat bu mücadeleyi dikkate alarak “mutlak butlan demokrasisi” karşısında esas olanın örgütlü mücadeleyi büyütmek, kayyumlara, tutuklamalara ve devlet terörüne karşı mücadeleyi yükseltmek, kitleler içindeki çalışmayı derinleştirilerek sürdürmekten geçtiği unutulmamalıdır.

“Mutlak butlan” tartışmaları sırasında yaşanan Bilgi Üniversitesi öğrencileri ve çalışanlarının pratiği bu anlamıyla öğreticidir. Bir günde fermanla üniversite kapatan iktidar, direniş karşısında geri adım atmak zorunda kalmıştır. “Sarayın Fermanı” karşısında tıpkı 13 yıl önce Gezi İsyanı’nda olduğu gibi direnenler kazanmıştır. Faşizme geri adım attıracak olan, hakim sınıf kliklerinin arkasına yedeklenmeyen, kendi bağımsız devrimci çizgisini örgütleyen kitlelerin örgütlü mücadelesi ve direnişi olacaktır. Bunun dışında bir “çözüm” mümkün değildir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İşte nüfus belgesi: Ali’yi bırakın

Sonraki Haber

Türkşeker’de 600 milyonluk skandal

Sonraki Haber

Türkşeker’de 600 milyonluk skandal

SON HABERLER

Politik İslamcı son hamle…

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Barış ve demokrasi diyalektiği

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Barışın güvencesi Kürt Birliği

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Monroe Doktrini 2.0: Venezuela’nın petrolü, Bolivya’nın lityumu

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

‘Düşenin dostu olmaz’ sözü Kürt halkına yabancıdır

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Gelenek ile modern arasında bir öykü

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Türkşeker’de 600 milyonluk skandal

Yazar: Yeni Yaşam
3 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır