• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Mayıs 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Ekoloji

Deniz üstü RES kaplı turizme büyük darbe kapıda

15 Mayıs 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Ekoloji, Manşet

Çıkardığı büyük gürültü ve ekolojik etkilerine karşın Saros, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit Körfezi’nde rüzgâr çiftlikleri kurulacağı duyuruldu. YEKA olarak belirlenen alanlar için ihale hazırlığı başladı

K. Bülent Ongun

Türkiye’nin yatırım için belirlenen 4 alana dair Deniz Üstü Rüzgar Enerjisine (RES) Dayalı Aday YEKA İlanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının resmi internet sitesinde yayınlandı. Böylece, aday YEKA olarak belirlenen alanların yerleri ilan edildi. Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği kapsamında yürütülen çalışmalarda Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarındaki toplam 4 alan aday YEKA olarak belirlenirken, söz konusu alanların deniz üstü rüzgar enerjisine dayalı YEKA olarak ilan edilmesine yönelik detay çalışmalara başlandı.

Hedef 5 bin megavat!

Aday YEKA ilanına ilişkin açıklama yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Ülkemizin yerli ve yenilenebilir kaynaklarını azami düzeyde değerlendirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. ‘Deniz Üstü Rüzgar Enerjisine Dayalı Aday YEKA İlanı’nı Bakanlığımızın resmi internet sitesi üzerinden yayınlayarak kamuoyuna duyurduk. İzin süreçlerinin tamamlanmasının ardından Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgâr YEKA yarışmasını gerçekleştireceğiz. 2035 yılına kadar deniz üstü rüzgâr enerjisinde 5 bin megavatlık kapasiteye ulaşmayı hedefliyoruz” dedi.

Yüzlerce dev türbin

Deniz üstü RES’ler ortalama 8 mw gücünde ve bakanın açıkladığı 5 bin mw güç için bölgeye 625 adet devasa büyüklükteki RES’lerin kıyılarda yaratacağı etki çok büyük. Karasal alanlarda yapılan rüzgar santralleri 1 mw civarındayken çıkan gürültü ve kuşlar başta olmak üzere birçok canlıya ve ormana zarar veren deniz üstü RES’lerin yaratacağı etki çok daha büyük olacak. Dünya da deniz üstü RES’lerin okyanus kıyılarına kuruluyor olması karşın Türkiye’de iç denizin üstüne ve kıyılara 100-150  metre mesafeleri yüzlerce RES kurulması büük yıkım anlamına gelecektir.

Ekoloji ve sosyal etki çalışması yok

Bir deniz üstü rüzgâr santrali (rüzgâr çiftliği) onlarca devasa türbinin bir araya gelmesiyle oluşur. Bu nedenle toplam santral kapasiteleri projeye bağlı olarak genellikle 500 MW ila 1.500 MW veya daha fazla güçler arasında değişmektedir. Deniz enerjisi çıkarımının ekolojik etkileri belirsizliğini koruyor çünkü cihazlar ve ekosistemler arasındaki etkileşimler karmaşık ve dinamik olup neden-sonuç ilişkisi kurmak son derece zor olarak değerlendiriliyor. Dahası, yeni ortaya çıkan durumu ve araştırmaların bugüne kadar deniz kaynaklarının doğasına ve bunların kullanımının teknolojik yönlerine odaklanılmaması nedeniyle sonuç çıkarabileceğimiz doğrudan gözlemler neredeyse yoktur. .

Turizme büyük darbe

Örneğin bir turizm bölgesi olan adalar, Saroz ve Edremiti halkı, elektrik üretiminin teknolojik yönlerini ve ekolojik etkilerini anlamadan yenilenebilir enerjiyi desteklemesi beklenemez. Deniz yaşamı üzerinde olumsuz etkiler (gürültü kirliliği ve korozyon önleyici malzemelerden kaynaklanabilecek potansiyel toksisite gibi), yerel turizmi etkileyen estetik kirlilik, yüksek inşaat ve bakım maliyetleri ve ticari balıkçılık faaliyetlerinde potansiyel aksamalar da dahil olmak üzere kıyı bölgeleri için çeşitli dezavantajları oldukça fazladır.

Gürültü ve kirlilik

50 metre derinliği geçilemeyen santrallerin kıyılara yakınlığı aşikardır. RES’ler için kazık çakma gibi ağır inşaat faaliyetleri, deniz memelilerine ve balıklara zarar vererek onları yerlerinden edebilecek gürültü üretir. Ayrıca, korozyon önleyici ve koruma sistemlerinde kullanılan malzemeler zamanla ağır metalleri sızdırarak ekotoksikoloji riskleri oluşturacaktır. Kıyıya yakın konumlandırılmış türbinler, doğal kıyı ufkunu değiştirecek ve estetik kirliliğe yol açarak yerel halkın ve sahil turizmine gelenlerin tepkileri kaçınılmazdır.

Balıkçılık biter

Açık deniz RES’lerin inşası ve bakımı, karadaki benzerlerine kıyasla önemli ölçüde zordur. Özel gemiler, sert deniz koşulları ve karmaşık deniz tabanı kablolaması bölgeye ciddi darbeler vuracaktır. Kıyı rüzgar santralleri, geleneksel balıkçılık alanlarına erişimi kısıtlayarak ve yerel deniz tabanı habitatlarını değiştirerek balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliğini yok edecektir. Türbin kompozit kanatları, geri dönüştürülmesi zor malzemelerden yapılmıştır ve sürekli bir atık sorunu oluşturmaktadır.

Elektrik ihtiyacı yok!

Diğer yandan Türkiye’de çalışmayan doğalgaz çevrim santrallerine yenileri eklenirken, ‘yenilenebilir enerji’ adı altında sermayeye dağlar, ovalar ve meraların ardından bir de denizler sermayeye veriliyor. Türkiye’de 122 bin MW enerji üretim kapasite karşın bunun 40 bin MW’ının kullanılıyor olaması atılan adımların elektrik ihtiyacından kaynaklı olmadığı aşikardır. Temiz enerji iddiaları bu gerçeği örtemediği gibi metan gazı salınımı yapan doğalgaz santrallerinin yarattığı kirlilik ortadayken elektrik üretmeyen santrallere sanki üretiyormuş gibi kapasite bedeli adı altında milyarlar aktarılırken, Kırklareli’nde yeni bir santralin açılmış olması dikkat çekicidir.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Bir toplum mühendisliği faaliyeti olarak ‘doğurganlık’! 

Sonraki Haber

Hewlêr: İhanetin ve direnişin ezgisi

Sonraki Haber

Hewlêr: İhanetin ve direnişin ezgisi

SON HABERLER

Düzgün Bava ardından Elif Ana Türbesi’ne saldırı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Tülay Hatimoğulları: Görüşmeler kesilmedi, bir yol haritası oluşabilir

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Bir kulüpten fazlası: Amedspor’un Süper Lig yürüyüşü

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Türkiye’de muhalif siyasetin hali ve pür melali

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Amedspor’u bekleyen tehlike

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Kürt sorunu tekçi mantık ve konjonktürel bakış ile çözülmez

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Geçmişi bugünün dünyasıyla konuşturabilmek

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mayıs 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır